SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Dilsiz şeytanlığın sempatisi

Yazının Giriş Tarihi: 30.12.2016 11:27

Bu seneye kadar çılgınlık olarak gördüğüm hayranlığı artık içimizdeki barbarlık sevgisi olarak yorumluyorum.

Ya ben çok tahammülsüzüm binlerce hayatı etkileyen ölüm cümlelerine ya da ülkem alışkın tarihinin ölümle burun buruna geçmesine.

Cumhurbaşkanı "Bir toprağın vatan olması için şehide, gaziye ihtiyacı var" diyor. Sınır ötesinden durmaksızın gelen şehitler hangi vatan için canlarını yitiriyor?

El Bab'tan Münbiç'e, Münbiç'ten Rakka'ya doğru izlenen yolda şiddetli çatışmalarda, zor yaşam şartları altında bulunan askerlerin birinci dereceden ihtiyaçlarının karşılanması öncelikle sorgulanması gerekirken plansız söylemlerle kimlere gözdağı veriliyor?

Yoksa vahşetin esiri olan bizler, bölgede etkinliğin sağlandığı mesajı verilerek başarı hazzının doyumuna ulaştırılmaya mı çalışılıyoruz?

7'den 70'e Türkiye'nin bütün şehirlerinde herkes cebindeki üç kuruşluk parasından artırarak Halep'e yardım etmeye çalışıyorken, birçok ilde Suriyeli vatandaşlar için 'dört-dörtlük yaşam alanı' imkânlarıyla tesisler kurulurken, üst düzey yöneticiler Suriyeli vatandaşlar, çocuklar için hatırı sayılır yardımlarda bulunup, imkânlar sunuyorken; Türkiye'de daha doğmamış çocuklarını, daha hasretlerine doyamadıkları eşlerini bırakıp geriye tek kalacak olan 'Vatan Sağ olsun' nidalarıyla başka bir ülkede gencecik insanlar hayatlarını ortaya koyuyor.

Daha çok duygularıyla hayatını idame ettiren varlıktır insan. Her kötü olayın ardından önce üzüntü duyarız, sonra öfkeyi yaşarız. Her yaşadığımız duyguda çevreden etkilenir, çevreye etki bırakırız.

Doç. Dr. Mustafa Bilici 'Şiddetin Nörolojisi' yazısında "Ev ortamı, mülkiyet ilişkileri, din, dünya görüşü, kültürel değerler, alkol kullanımı, uyuşturucu maddeler ve medya gibi pek çok değişkenin insanın merhamet-saldırganlık dengesini etkilediği bilinmektedir. Yönetim biçimleri insanın içindeki bu dengeyi sürdürmek için çeşitli kurallar ihdas etmiştir. Denge bozulup saldırganlığın ağır bastığı durumlarda çok sayıda yıkım yaşanmıştır. Savaşlar, soykırımlar, işkenceler ve sürgünler bunlardan bazılarıdır" diyerek belirtiyor etkileri.

Bunun farkında olan basın ve siyaset ortaklığı, görseller, sayısal veriler, şiddet içerikli söylemler kullanarak bizim de hoşumuza giden öfke patlaması toplumu içten içe dolduruyor, saldırganlaştırıyor. Gözlerimiz neyi görürse, kulaklarımız neyi duyarsa; beynimiz onu algılayıp yaşamını idame ettirmek için kabullenip ortak oluyor- oluyoruz. Şiddetin varlığı beynimizde serotonin azalmasına sebep olurken, dopaminle şiddeti beğeniyoruz.

Çalışma Bakanı canına okuyup kazıyıp atıyor, İçişleri Bakanı intikam alıyor, Cumhurbaşkanı ağır bedeller ödetiyor, Başbakan her gün 15 Temmuz şehitlerini anarak daha da beterini görürsünüz diye tehditler yağdırıyor.

Söylemlerle yaratılan bölünme riski, ülkenin tehlike altında olduğunu varsayma gibi etkiler de bizde savunucu saldırganlığı harekete geçiriyor. Alkışlıyoruz.

Acı gerçek şu ki; Halep için duygu sömürüsü haberler, Batı'nın duyarsızlığı, Büyükelçi suikastı basında çokça yerini alırken 16 şehit o akşam haber kanallarında bile yarım saat yer alabildi. Hatta artık 'birkaç şehit' haberi basında yer bulamıyor bile kendine. Adaptasyon sürecini tamamlamış beyinlerimiz 'birkaç' için acı hissetmekten vazgeçmiş 'birçok' olunca acı hissediyor.

Şükran duygularıyla dolu benliğimizi harekete geçirmek için birkaç hayat daha kaybetmemiz mi lazım?

Askerlik artık sınırlar ötesinde yaşamak mücadelesinden ibaret olmuş. Eskisi gibi değil, yan gelip yatmak mesleği gibi değil; ya sorgulu gözlerle bakılırsın ya da kini var birilerinin ya da hayatını ortaya koyacaksın.

Neyse ki çözümü hemen bulan insanlarımız da var. Ülkeyi 'muasır medeniyetler' seviyesine çıkarmayı amaçlayanlar, çözümü eğitimde, Türkiye'de olmayan değişik dallarda okullar açmakta bulmuşlar. "Daha fazla imam hatip ortaokulu açacağız, daha fazla imam hatip lisesi de açacağız" diyorlar.

Yılbaşı kutlanır kutlanamaz diye kafa yoranlar düşünsün şimdi yılbaşında jenga mı oynasak?

@pelinak08