SON DAKİKA
Hava Durumu

Bursa "ortak akıl" anlayışından ne kazandı?

Yazının Giriş Tarihi: 11.08.2026 08:35
Yazının Güncellenme Tarihi: 11.08.2026 08:37

Son yıllarda Bursa'da en çok duyduğunuz iki kelime nedir?

Öyle bir söylem ki özellikle son 15 yılda belediyelerin stratejik planlarında, BTSO'nun vizyon toplantılarında, üniversitelerde, kent konseylerinde, ulaşım çalıştaylarında, çevre toplantılarında ve yatırım lansmanlarında sürekli tekrarlandı.

Yeni sanayi bölgeleri anlatılırken de...

2050 vizyonu hazırlanırken de...

Çevre düzeni planları hazırlanırken de...

Ulaşım master planları açıklanırken de...

Kentsel dönüşüm projelerinde de...

Neredeyse her önemli projeye bu iki kelime eşlik etti: "Ortak akıl"

Ortak akılın Bursa serüveni

2000'li yılların sonundan itibaren Bursa'da bu kavram giderek yaygınlaştı. "Ortak akıl" söylemini en sık kullanan kurumların başında Bursa Büyükşehir Belediyesi geldi.

Recep Altepe döneminde kentsel dönüşümden ulaşıma, raylı sistemden meydan düzenlemelerine kadar birçok proje "ortak akıl" söylemiyle anlatıldı.

Ardından Alinur Aktaş göreve geldi. Kentin geleceğini şekillendirecek çevre düzeni planları, ulaşım projeleri ve birçok yatırım yine "ortak akıl" vurgusuyla kamuoyuna sunuldu.

2024'te göreve gelen Mustafa Bozbey ise katılımcı belediyecilik anlayışını öne çıkarırken "ortak akıl" söylemini yönetimin temel ilkelerinden biri olarak benimsedi. Bursa Planlama Ajansı'nın kurulması, 2050 Vizyonu ve kent çalıştayları bu söylem etrafında şekillendi.

Belediyeler "Ortak akıl" buluşması yapıyor.

Sadece belediyeler mi?

BTSO Başkanı İbrahim Burkay da yıllardır hemen her ekonomi zirvesinde, TEKNOSAB, GUHEM, KFA Fuarcılık, Bursa Business School, TEKNOSAB Lojistik Park ve sanayi yatırımlarında "ortak akıl" ifadesini kullandı.

Bursa'nın ekonomik geleceğinin ortak akılla inşa edileceği söylendi.

Yeni organize sanayi bölgeleri ortak akıl denilerek savunuldu.

Kısacası Bursa'da neredeyse herkes "ortak akıl" kavramını öğüttü.

Bugün TEKNOSAB'ın yarattığı çevresel etkiler, tarım alanlarının kaybı ve sanayi baskısı tartışılırken, o "ortak akıl" masalarında çevre bilimciler, çiftçiler ve ekoloji örgütleri ne kadar söz sahibiydi?

Eğer "ortak akıl" bu kadar başarılı bir yöntemse Bursa neden hâlâ aynı sorunları konuşuyor?

Nilüfer Çayı hâlâ kirli.

Kaçak sanayi tesisleri yıllarca büyüyor.

Plansız kentleşme devam ediyor.

Katı atık tesisleri konusunda toplum uzlaşması sağlanamadı.

Çataltepe Sanayi Sitesi yıllardır tamamlanamadı.

Hava kirliliği yıllardır Bursa'nın en önemli çevre sorunlarından biri olmaya devam ediyor.

Verimli tarım arazileri sanayi baskısı altında.

İznik Gölü alarm veriyor.

Su kaynakları her geçen yıl biraz daha azalıyor.

Ulaşım sorunu ise neredeyse her seçim döneminin değişmeyen vaadi olarak önümüzde duruyor.

Bugün Bursa'nın kronikleşen sorunlarının büyük bölümü, "ortak akıl" söyleminin en yoğun kullanıldığı dönemde büyüdü.

Yoksa "ortak akıl", alınmış kararları meşrulaştırmak için kullanılan şık bir kavrama mı dönüştü?

Çünkü gerçek "ortak akıl", sadece protokol üyelerini aynı salonda toplayıp fotoğraf çektirmek değildir.

Ortak akıl; eleştirilerin kararları değiştirebildiği, bilimsel raporların dikkate alındığı, meslek odalarının, çevre örgütlerinin, üreticilerin ve yurttaşların yalnızca dinlenmediği, karar süreçlerine gerçekten katıldığı bir yönetim modelidir.

Bu kent artık yeni çalıştaylara, yeni lansmanlara ve yeni "ortak akıl" toplantılarına değil; geçmişte ortak akıl denilerek alınan kararların cesur bir muhasebesine ihtiyaç duyuyor.

Bursa'da yıllardır "ortak akıl" diyerek alınan hangi karar, bugün kentin kronik sorunlarını gerçekten çözdü?

Eğer bu soruya bir yanıt verilemiyorsa, geriye yalnızca kürsülerde alkışlanan ama sokakta karşılığı bulunmayan iki kelime kalıyor:

"Ortak akıl."

Belki de Bursa'nın en çok kullanılan sözü, en az hayata geçirilen yönetim anlayışı olmuştur.

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.