Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in de aralarında olduğu 16’si tutuklu 63 sanığın yargılandığı, kamuoyunda ‘Bozbey davası’ olarak bilinen davanın ikinci duruşmasının ilk celsesini takip etmek üzere sabahın erken saatlerinde Bursa Bölge Adliyesi’ndeydik. Biz, basın mensupları Adliye’ye gitmiş, tanık beyanlarını dinlemeye çoktan hazırdık fakat mahkeme başkanı ilk duruşmanın dördüncü gününde, 23 Temmuz, öğleden sonra basın mensuplarını duruşmaya almama kararını sürdürdüğünü öğrendik.
20 Temmuz’da başlayan duruşmanın sadece 3,5 gününü bire bir takip edebilmiş, iki hafta süren duruşmada diğer günlerde neler olduğunu ‘duyduğumuz kadarıyla’ diyerek aktarmaya çalışmıştık. Davayı aktarmaya çalıştığım yazılarda…
“Bursa tarihinin en önemli davasını izlemek bizim gibi genç gazeteciler için de oldukça önemliydi tecrübe ve mesleğimiz açısından. Kamuoyunun haber alma hakkının olduğunu hatırlatarak gazetecilerin duruşmalara yeniden alınmasını umuyoruz.”
“İşimizi yapmamıza engel olan mahkeme başkanının verdiği karar nedeniyle sadece aldığımız duyumları aktarabiliyoruz. Maalesef ki bu süreçte dikkat çeken başka bir eksiklik de; gazetecilerin haber takip etme hakkını ilgilendiren bu uygulamaya karşı Bursa'da güçlü bir basın dayanışmasının ortaya çıkmaması. Kınayan herhangi bir basın örgütü dayanışması da olmadığı için ben tek başıma kınamakla yetineyim.”
Cümlelerini kurmuştum…
Bir kez daha bugün Adliye önünde saatlerce bekleyen basın mensubu arkadaşlarım adına diyorum ki bu şehirde bir basın meslek örgütü yokmuş. Onlar adına, mahkeme başkanının aldığı bu kararı kınayacak bir açıklama yapacak bir basın meslek örgütü yokmuş.
Sadece adlarını duyduğumuz basın meslek örgütlerine bu gazetecilerin ulaşması için ne yapması gerekiyor? Kişisel çıkar ilişkileri içerisinde mi kendilerini haber yaptırsınlar? ‘Sizden’ olmaları mı gerekiyor? Ya da bir açıklama yayınlanması için yönetimlerde birilerinin ‘bir araştıralım, neden olmuş’ kaygısının geçmesi mi gerekiyor?
Bugünde gördük ki Adliye önünde bekleyen basın mensubu arkadaşlar, bu kentteki basın meslek örgütleri tarafından yok sayıldı. Ya da sadece isimden ibaret oldukları için gerçekten ‘yok’lar.