Türkiye gündeminde pek yer bulmasa da Bursa'da iki skandal yaşandı. Biri Bursa Valiliği'nde, diğeri Uludağ Üniversitesi'nde.
Aralık ayının son günlerinde Bursa Valisi Erol Ayyıldız'ın başkanlığında hava kirliliği ile mücadele kapsamında alınması planlanan önlemlerin konuşulduğu bir toplantı düzenlendi. Toplantıya Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yetkililerinin yanı sıra AK Parti Bursa Milletvekilleri Emel Gözükara Durmaz, Mustafa Yavuz ve Ayhan Salman, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, Çevre Yönetimi Genel Müdürü Fatih Turan, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) İzin ve Denetim Genel Müdürü Fatih Ekmekçi, BTSO Başkanı İbrahim Burkay katıldı. Toplantıya Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ve CHP'li vekiller davet edilmemişti.

Bursa Valiliği'nin bu tutumuna ilişkin haber Bursaport'ta yer almıştı.
Bu toplantıya sadece CHP Bursa Milletvekili Kayıhan Pala sosyal medya hesabından tepki göstermiş, hava kirliliğinin tüm Bursalıları ilgilendiren bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çekerek, “Hava kirliliğine karşı mücadelenin Bursa Valiliği tarafından ele alınması önemli bir gelişme. Ancak AKP il başkanının ve yalnızca AKP milletvekillerinin çağrılması toplantıyı gölgeliyor. Bu anlayış, kentin sorunlarını çözecek adım atmaktan uzak olunduğunu bir kez daha gösteriyor” demişti.
Herkes bilir ki Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Kayıhan Pala bu kentte hava kirliliği konusunda yıllardır çalışmalar yapan ve mücadele eden isimlerden biridir. Hatta hava kirliliği Kayıhan Hoca'nın en hassas noktasıdır.
Fakat Bursa Valiliği bu tutumunu 8 Şubat'ta sosyal medya hesaplarından paylaştığı toplantı için de sürdürünce bu sefer tepkiler arttı. Bursa Valiliği, “Bursa Kuzey Çevre Otoyolu Projesi Değerlendirme Toplantısı”na ilişkin yaptığı paylaşımda AKP İl Başkanı Davut Gürkan'ın baş köşede oturtulması ve sadece AKP'li vekillerin toplantıda yer alması, CHP'li vekillerin davet edilmemesi Türkiye gündeminde tepkiyle karşılandı.

İlk tepki gösteren CHP Bursa Milletvekili Kayıhan Pala oldu. Pala, "“Bursa milletvekilleri” yazılması yanlış olmuş, “Bursa AKP milletvekilleri” diye yazılmalıydı. Çünkü Bursa CHP Milletvekili olarak bu toplantıya davet almadım. Hava kirliliği toplantısında da aynı tutum sergilenmişti. AKP il başkanının bu toplantıda ne işi var?" ifadeleriyle tepki gösterdi. Diğer CHP'li vekiller de toplantıya davet edilmediklerini belirterek, tepki gösterdi. Haberi Bursaport'tan okuyabilirsiniz...
CHP Grup Başkanvekili Murat Emir de sosyal medya hesabından Vali’ye hitaben, “Mensubu olduğunuz iktidar dediğimde alınmayacağınızı, aksine bundan gurur duyacağınızı biliyorum” ifadelerini kullandı. Çünkü bu fotoğraf; ülkedeki 'devlet' kavramının iğdiş edilmiş olduğunu, ülkenin 'devlet' tarafından değil, tek bir parti tarafından yönetildiğini, bütün kamu kurumlarında tek bir partinin var olduğunu yani yıllardır söylenenlerin gerçekliğini net bir şekilde gösteriyordu. Yerel yönetimler ve halkın tercihi tabiki yok sayılıyor.
Bu gelişmenin ardından nedense Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey'in partisinden istifa edeceği dedikoduları yayılmaya başlandı. Amaç, Valiliğin skandalını örtmek miydi acaba? Yoksa Keçiören'i fırsat bilerek AKP'li provokatör kalemlerin (kesinlikle gazeteci değildirler) bu istifa gündemini yine piyasaya sürmesi mi?

İkinci skandalı da Bursaport'un sayfasından okuyabilirsiniz... Uludağ Üniversitesi'nde sahte profesörden skandal konuşma! Uzmanlar tepki gösterdi...
Bursa Uludağ Üniversitesi'nde 15-16 Aralık 2025 tarihinde '2. Uluslararası Multidisipliner Çevre ve Kenevir Kongresi' düzenlendi. Kongrede profesör olarak tanıtılan Dilek İnan isimli kişinin 'Osteopati Tedavisi ve Osteopati felsefesine Kannabinoidler özelinde bakış' başlığıyla yaptığı konuşma gündem oldu. Daha doğrusu X hesaplarından, çoğu muhtemelen sahte olan, yayılması sağlandı. Çünkü Dilek İnan konuşmasında kemik iliği kanserini kemoterapiyle değil de kenevirle 4 ay gibi kısa bir sürede yendiğini iddia ediyordu.

Dilek İnan'ın anlattıklarının hiçbir doğruluk payı bulunmuyor. Kendisi de bir profesör veya doktor değil. Bursa Tabip Odası, Dilek İnan'ın 'sahte' ünvanı hakkında 11 Şubat'ta açıklama yapacak. BTO'dan gelen basın davetinde de "İddiaların, hem tıbbi gerçeklik hem de hekimlik ve akademik unvanların kamusal kullanımı açısından yarattığı soru işaretleri üzerine Bursa Tabip Odası tarafından ilgili Alman resmî kurumlarına yazılı başvuruda bulunulmuştur. Berlin Tabip Odası’ndan gelen resmî yanıtta; kamuoyuna sunulan belgelerden birinin kendileri tarafından düzenlenmediği ve sahte olduğu, ayrıca ilgili kişinin Berlin Tabip Odası’na hiçbir zaman üye olmadığı açıkça ifade edilmiştir" deniyor.
Gazeteci Büşra Cebeci'nin Karar gazetesindeki haberine göre ise; Dilek İnan, üniversiteye bizzat davet edildiğini ve konuşma öncesinde “bilimsel sunum” yaptığını, tıp eğitiminin ardından mesleğini hiç icra etmediğini, hiçbir zaman hasta bakmadığını söylüyor. Kongre organizatörü, Dilek İnan’ın kongreye Uludağ Üniversitesi’nde profesör olan ve Bozok Üniversitesi eski rektörü Ahmet Karadağ tarafından davet edildiğini söylemiş. Organizasyona göre, İnan’dan ya da diğer konuşmacılardan herhangi bir özgeçmiş talep edilmemiş.
Yahu yılların Uludağ Üniversitesi kongreye çağırdığı kişinin kim olduğunu nasıl araştırmaz, bilmez? Konuşmasına bakıp 'Böyle bir şey olamaz' diyen çıkmadı mı hiç bu üniversitede? Bursa Uludağ Üniversitesi rektörü Ferudun Yılmaz bu skandal yaşanırken ve sosyal medyada yayılırken ne yapıyordu?
Paylaşımların yayılmasının ardından kenevir ekiminin 21 ilde yasalaşmasını da sorgulamayalım mı?