SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Bizimkisi bir maske hikayesi!

Yazının Giriş Tarihi: 21.04.2020 02:12

Bizim maske hikayesi yalan hikayesine döndü dönecek.

Koronavirüs salgınıyla birlikte ülkede maske bulamayacağız diyorlardı da inanmıyordum. Maskenin yokluğundan değil ama bizim bulamayışımız politika yokluğundan.

Salgının Türkiye'ye geldiği ilk günler maske satın almak kolaydı. Şimdi paran olsa da maske yok.

Salgından korunmak için herkes bir yerlerden cerrahi maske bulmaya, N95 maskeler bile satın almaya başlamıştı. Belediyeler tarafından şehirlerin bazı bölgelerinde maskeler ücretsiz olarak dağıtılmaya başlandı. İşler bu noktaya nasıl geldi hiç anlamış değilim ama maskeye sahip olmak çözülemez bir duruma düştü adeta.

4 Nisan'da Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, halkın ulaşabilir olduğu noktalarda maske satışını yapacaklarını söyledi. Fakat Sayın Cumhurbaşkanımız buna izin vermedi. Kendisi çıktı açıkladı: 'Maske satışı kesinlikle yapılmayacak, maskeler ücretsiz dağıtılacak'

Maskeler PTT'den dağıtılacak dendi önce. PTT'ler önünde 'sosyal mesafeyi' ihlal eden kuyruklar oluşunca vazgeçildi. E-devletten başvurun dendi. Başvurduk. Cep telefonunuza kod gelecek, eczanelerden dağıtılacak dendi sonra.

Biz ha satılacak ha ücretsiz olacak ha PTT dağıtacak ha kod gelecek derken yurtdışına yardımları seyrettik. 1 Nisan'da gitti İtalya ve İspanya'ya kişisel korunma ekipmanları, dezenfektanlar, 450 bin maskenin içerdiği tıbbi yardım.

8 Nisan'da 5 Balkan ülkesine Kuzey Makedonya, Karadağ, Sırbistan, Bosna Hersek, Kosova'ya maske, tulum, hızlı tanı kitinin içerdiği tıbbi yardım gitti.

10 Nisan'da İngiltere'ye cerrahi maske, N95 maske ve tulumdan oluşan tıbbi yardım gitti. Lübnan'a gıda yardımı, TİKA'dan (Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı) ise maske, gözlük, eldiven gibi tıbbi yardım gitti.

17 Nisan'da Türkiye'den bu sefer Somali'ye tıbbi yardım gitti.

Çok yardımsever ülkeyiz. Yardım ettiğimiz bütün ülkeler hatta NATO, DSÖ bile bize çok teşekkür etti.

Bize de ne kod geldi ne maske. Bir biz teşekkür edemedik devletimize.

Bu süreçte ülkede bazı olaylar cereyan etti.

Bazı belediyelerin (siz anladınız) vatandaşlara yardım etmek için başlattığı bağış kampanyalarının banka hesaplarına bloke koyduruldu. Ardından bu belediyelerin başkanlarına soruşturma açıldı.

'Biz Bize Yeteriz Türkiyem' bağış kampanyası kapsamında, sanırım herkese gitmiştir, mesaj gönderilerek 10 TL katkı yapmamız istendi.

10 yaşındaki çocuğun birikmişi, 80 yaşındaki dedenin kefen parası kamuoyuna göstere göstere alındı.

İstanbul'un iki yakasında biri Atatürk Havalimanı'nda diğeri Sancaktepe'de sahra hastanesinin kurulacağı açıklandı. Boş duran Atatürk Havalimanı'nın terminal binaları ne güzel değerlendirilecek derken pistler kırıldı, inşaata başlandı.

Bazı belediyelerin ücretsiz ekmek dağıtılması yasaklandı.

Yoksul insanların doyduğu aşevlerine yapılan bağışlara bloke konuldu.

Adana'da sahra hastanesine dönüştürülen fuar alanı 'gerekli izin alınmadığı ve sağlık hizmeti vermeye uygun olmadığı' gerekçesiyle mühürlendi.

Sokağa çıkma yasağını ihlal ettiği gerekçesiyle sokakta bando çalan belediye görevlilerine ceza kesildi.

Kamu vicdanının hassasiyetleri dikkate alınarak (!) 90 bin kişi içerden çıkarıldı. Mafya babası Çakıcı'dan teşekkür alındı.

Bazı insanlar, ücretsiz ekmek dağıtan, bağış toplayan, fuar alanlarını sahra hastanesine çeviren belediyeleri 'paralel' yapı kurmaya çalışmakla suçladı.

Anayasadan dayanağını alarak yasalar çerçevesinde çalışan devletimiz bize bir maskeyi ulaştıramadı.

Evet, halen daha kod bekliyorum...