SON DAKİKA
Hava Durumu

"Bizden misin?" düzeninin anatomisi

Yazının Giriş Tarihi: 19.06.2026 11:38
Yazının Güncellenme Tarihi: 19.06.2026 11:51

“Kein Zweifel, der Hund ist treu. Aber sollen wir uns deshalb ein Beispiel an ihm nehmen? Er ist doch dem Menschen treu und nicht dem Hund.”

Avusturyalı yazar ve hiciv ustası Karl Kraus’un bu sözünün Türkçe çevirisi; “Kuşkusuz köpek sadıktır. Ama bu yüzden onu kendimize örnek mi almalıyız? O, insana sadıktır; köpeğe değil.”

Kraus ‘sadakat’ kavramını sorguluyor. Köpeklerin sadakati insanlar tarafından övülen bir durum. Fakat Kraus, köpeğin sadakati, kendi türüne ya da evrensel bir ilkeye değil, ‘efendisine sadıktır’ diyor. Kendisinden daha üstün, onu besleyen ve yöneten bir güce (insana) boyun eğmesidir.

İnsana atfedersek, bir başkasına kayıtsız şartsız biat eden, kendi çıkarlarını ve özgürlüğünü hiçe sayan canlılara "sadık" diyebilir miyiz?

Sırf birilerinin övgüsünü kazanmak için ya da kontrol eden güçler memnun olsun diye, kendi benliğimize, kendi ilkelerimize ve kendi türümüze (insanlığımıza) yabancılaşacak kadar körü körüne bağlılık bir erdem midir?

Bugün Türkiye'nin en büyük siyasal ve toplumsal meselelerinden biri bu değil midir?

Uzun zamandır liyakat ile sadakat arasında bir tercih yapılıyor. Devlet kurumlarında, partilerde, sendikalarda, şirketlerde ve hatta sivil toplum örgütlerinde sık sık aynı soru karşımıza çıkıyor: Önemli olan işini iyi yapmak mı, yoksa bir kişiye veya bir merkeze bağlı olmak mı?

İktidar çevrelerinde "liderine sadakat" övülüyor. Muhalefette de farklı değil. Parti içi tartışmalarda fikirler değil saflar konuşuyor, konuşuluyor. Bir kişinin yanında durmak, çoğu zaman bir ilkenin yanında durmaktan daha değerli hale geliyor.

Oysa demokratik toplumlar kişilere değil, kurallara sadakat üzerine kurulur. Hukuka sadakat, adalete sadakat, anayasaya sadakat, kamu yararına sadakat...

Bugün öğretmenlerin, işçilerin, emeklilerin, çiftçilerin ve gençlerin yaşadığı birçok sorunun temelinde de bu anlayış yatıyor. Haksızlığa uğrayan bir vatandaş hakkını aradığında önce haklı olup olmadığına değil, "bizden mi değil mi" olduğuna bakılan bir düzen oluşuyor.

Karl Kraus'un sözü tam da burada anlam kazanıyor. Çünkü kör bağlılık düşünmeyi gerektirmez. Sorgulamayı gerektirmez. Yanlış karşısında itiraz etmeyi gerektirmez.

Türkiye'nin bugün ihtiyacı olan şey daha fazla sadakat değil; daha fazla adalet, daha fazla liyakat ve daha fazla vicdan, daha fazla düşünmektir.

Çünkü kişiler gelir geçer. Makamlar değişir. İktidarlar değişir. Değişmelidir.

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.