SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Vicdanla cüzdan arasındaki mesafe!

Yazının Giriş Tarihi: 21.01.2012 00:20

Güler'in yerine Başkanvekilliği görevini yürüten AKP'li Refik Yılmaz "bir oy" farkla yeniden Başkanvekilliği koltuğuna oturdu.

Yılmaz'ı koltuğunda tutan o "bir oyun" CHP'li Meclis üyesine ait olması tam anlamıyla bir şok ve şaşkınlık yarattı.

İlk üç turda oy dağılımında 11 oya karşı 12 oyla üstünlük sağlayan CHP'liler dördüncü ve son turda yasa gereği en çok oyu alması beklenen Necdet Ersoy'un Başkanvekili olmasını beklerken, "şapkadan güvercin çıktı" ve nedense(!) ilk üç turda Ersoy'a oy veren CHP'li O üye son turda "hidayete" erdi ve doğru tercihin Refik Yılmaz olduğuna kanaat getiriverdi!

CHP'liler şimdi içlerindeki "Brütüs'ü", "haini" artık neyle adlandırırsanız O'nu arıyor...

Kısa sürede bulurlar mı, bilmiyorum... Ama er ya da geç kim olduğu ortaya çıkar...

Haliyle CHP'liler öfke dolu. Milletvekili Aykan Erdemir, Bülent Arınç'ı de hedefe koyarak oldukça sert açıklamalarda bulundu. Arınç da anında canlı yayına bağlanarak yanıt verdi.

Ben özellikle AKP İl Başkanı Sedat Yalçın'ın sözlerine ve yaklaşımına dikkat çekerek ortaya çıkan bu tabloyu analiz etmek istiyorum.

Ne diyor Sedat Yalçın: CHP'li bir üye geçmiş dönem olumsuzluklarına tepki göstererek vicdanıyla bir karar vermiştir!

Dışardan, çıplak bir gözle baktığınızda bu söz anlamlı gözükebilir...

Ama işin ilginç olan tarafı ilk 3 turda geçmiş dönem olumsuzlarına tepki gösterme cesareti bulamayan bu üyenin her ne hikmetse tam da başkanın seçileceği dördüncü turda "vicdanını" keşfetmesi!..

CHP'lilerin şaşkınlık ve öfke içerisinde O CHP'li Meclis Üyesini aramaları -ki muhtemelen kısa sürede tespit edeceklerdir- son derece doğal...

Kanımca doğal olmayan durum, AKP kanadının bu durumu doğal karşılamaları ve herkesin bunu böyle algılamalarını istemesi...

CHP'li üyenin "vicdanına" gönderme yapmak ve bu tanımlamanın arkasına saklanmak yerine kamuoyunda nasıl bir "vicdani kanaat" oluştuğunu sorgulamak gerekiyor...

Bence ortada hiç de doğal ve normal karşılanacak bir durum yok!

Eğer bundan sonraki sürecin doğal ve normal bir biçimde işlemesini istiyorsa Refik Yılmaz ve Sedat Yalçın, vicdanıyla hareket ettiklerini söyledikleri O CHP'li üyenin ortaya çıkmasını ve böylesine önemli bir kararı neden aldığını açıklamasını istemeliler...

Gizli, üstü örtülü kalmış karar "vicdan" olamaz. Vicdan dediğiniz gümbür gümbür, her yerde ve her zaman savunacağınız, savunmanız gereken bir şeydir.

İnsanlar utanacakları şeyler nedeniyle saklanırlar. Eğer siz büyük rantların döndüğü bir makama seçim yapıyorsanız, rakip partinin bir üyesi birden bire kararını değiştiriyorsa "sıradan, basit" ve daha da önemlisi doğal bir bir olaymış gibi fikir yürütemezsiniz...

Bunun CHP'yle, CHP'lilerle yürüttüğünüz tartışmayla bir ilgisi yok. Hele hele 1977'ye kadar uzanıp CHP'nin yaptığı transferlere göndermede bulunup, "vicdanla cüzdan arasındaki mesafeyi kısaltan" bu olayı savunma mazeretleri üretmeye hiç gerek yok.

Keza CHP'lileri değil, bizleri, kamuoyunu ikna etmeniz gerekiyor.

Şimdi kamuoyu vicdanı soruyor: O üye hangi saikle son anda karar değiştirdi? Kendisine önceden ya da o anda ne teklif edildi? Ya da bir şeyle tehdit edildi mi?

O Meclis Üyesi ortaya çıkıp vicdani kanaatlerini açıklamadığı sürece bu sorular meşrudur ve AKP'li yönetimi her daim zan altında bırakacaktır!

Bundan sonra Gemlik Belediye Başkanvekili'nin ve Meclis'in alacağı her karar kamuoyunda şüphe ve rahatsızlık yaratacaktır.

O CHP'li ortaya çıkmadıkça ve tavrını ikna edici biçimde açıklamadığı sürece, Refik Yılmaz'ın görevinden kaynaklanan her tasarruf şüpheyle karşılanacak ve tartışma konusu olacaktır.

Bülent Arınç da, Sedat Yalçın da sık sık dile getirdikleri "temiz siyaset", "şeffaflık" gibi kavramların içini doldurmalı.

Yoksa "vicdanla cüzdan arasında mesafesi daralmış" siyasetle, olsa olsa koltuk kazanılır; ama itibar ve meşruiyet asla!.. 

Twitter.com/ozcanyazici