Sayın Şahin Biba,
Duydum ki, Bursa Büyükşehir Belediyesi Meclis Salonu’nda bir oylama yapmışsınız ve şahsınıza gösterilen “teveccühle” (!) Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili olmuşsunuz.
Seçim sonrası da bir konuşma yapmış, Bursa'nın iradesinin sadece bir söylemden ibaret olmadığını Meclisteki temsil dağılımından da bu iradenin okunduğunu belirterek "hukuk içinde işleyen bu demokratik sürece ve milletin meclise yansıyan tercihine saygı duymaya davet ediyorum" demişsiniz.
“Millet iradesi”, “hukuk” ve “demokratik süreç” gibi hassas kavramları önemsediğiniz belli oluyor; ancak bu ifadeler sanıyorum bir seremoniyi ve teknik bir zorunluluğu yerine getirmenin “mecburiyetiyle” dudaklarınızdan dökülmüş.
Ve ayrıca bir “mahcubiyet” içinde misiniz, bilemiyorum!
Hangi “millet iradesinden”, “hangi hukuktan” ve “hangi demokrasiden” söz ettiğinizi çözemedim.
Ya siz bu kavramları yanlış biliyorsunuz ya da biz!
Açıkçası bu kavramları “bilmek isteyip istemediğinizi”, hatta bu kavramların “özünü” de umursayıp umursamadığınızdan da emin değilim…
Bakın, sizin sığındığınız ve “irade, hukuk, demokrasi” gibi kavramların dudaklarınızdan döküldüğü esnada neler yaşandı.
Sabah saatlerinden itibaren Büyükşehir Belediye binasının etrafı ancak darbe dönemlerinde görülebilecek şekilde polis bariyerleriyle kuşatıldı.
Epeydir siyasetin içindesiniz sanırım, biliyor olmanız lazım belediye binası bir nevi “halkın evi”dir. Halkı, halkın evinden ayıracak, uzak tutacak, kapıları sıkı sıkı kapatacak ne olabilir.
“En kalbi duygularınızla” açıklayın…
Her halde sizin gibi “millet iradesi”, “hukuk” ve “demokrasiye” aşık birisi çıkıp “protestoları engelemek için yaptık” demeyecektir ve protesto gibi en demokratik bir hakkın bastırılmasını savunur duruma düşüp tutarsızlığa saplanmayacaktır!
“Özgeçmişinize” ve “siyasi kariyerinize” bakınca, siz bilmiyor olabilirsiniz, “erdemliler hareketi” diye başlayan partinizin içinde birisi sizinle hasbihal edip bunların neyi ifade ettiğini bir iki kelam edip anlatabilir!
Eğer mumla arayıp halihazırda o erdeme sahip bir kişiyi bulabilirseniz…
Ayrıca, siz, konuşmanızla kutlama yaparken, karşınızda olması gereken gazeteciler, o esnada milletvekilleri, belediye başkanlarıyla birlikte “gaz yemekle” meşguldü…
Bir meclis üyesi olarak kendinizi milletin iradesi ve temsilcisi olarak görürken, milletin iradesiyle seçilmiş belediye başkanları, milletvekilleri ve demokrasinin güvencesi gazetecilerle birlikte…
“Demokrasiye” olan tutkunuz ve bağlılığınızla, her halde dönüp görevlilere “Arkadaşlar nerede medya mensupları, neden burada değiller. Şimdi ben açıklamayı kendimiz çalıyor, kendimiz oynuyoruz minvalinde mi yapıyorum” diye rahatsızlık duymuş ve sitem etmişsinizdir!
Sayın “Başkan Vekili”
İlk açıklamanızda “görev ve hizmet aşkıyla” yanıp tutuştuğunuz belli oluyor.
“Üzerinize düşen görev ve hizmeti icra ederken” çevrenizde en naifinden şirin gözükmek isteyen epey kişi size “Başkanım” diye hitap edecektir; ama eminim yine demokrasiye ve millet iradesine o sarsılmaz bağlılığınızla “Hayır arkadaşlar ben halkın iradesiyle seçilen Mustafa Bozbey’in geçici süreyle vekiliyim. Halkımız beni meclis üyesi olarak seçti. Milletin aradesi böyle tecelli etti. Milletimiz isteseydi partimizin adayı Alinur Aktaş’ı seçerdi” diye uyaracaksınızdır; değil mi?
Yoksa, internet haber sitelerinde ve sosyal medyada görmüşsünüzdür, “Bursa Büyükşehir Belediyesi CHP’den AKP’ye geçti” diye olur olmaz haberler yapılıyor; bunları gördükçe “millet iradesine” olan bağlılığınızla derin bir üzüntüye gark oluyorsunuzdur!
Biz, gazeteciler olarak Meclis toplantısına katılıp tanıklık edemedik, ama “yine eminim ki” çevrenizdekilere, “Arkadaşlar biz millet iradesine bağlı insanlarız. ‘Bursa halkı CHP’li bir aday olan Mustafa Bozbey’i seçti. Şimdi etrafta rant için belediyeye çöktüler, Bursa halkının iradesini gasp ettiler’ gibi laflar dolaşıyor. Biz millet iradesine ve demokrasiye bağlı insanlar olarak bu ithamlarla o koltukta nasıl oturacağız” diye dertlenmişsinizdir.
Yoksa, bunları okurken “görev ve hizmet aşkının” heyecanıyla kahkahalar mı atıyorsunuz!
Ve elbette “hukuk”…
“Her şey yasal süreçler ve hukuk kapsamında ilerliyor” derken, olur da bir gazeteciyle karşılaşırsanız ve, “Mustafa Bozbey 7 yıl öncesine dayanan iddialarla görevden uzaklaştırıldı; oysa, partinizin önceki belediye başkanları hakkında bir sürü iddialar varken ve hatta Recep Altepe görevinden istifa ettirilirken bu hukuk ve yasal süreçler neden işletilmedi, neden sümen altı edildi” diye sorarsa, bir tutarsızlığa düşmemek için vereceğiniz yanıtı şimdiden çalışın derim!
Ama isterseniz kahkaha hakkınızı burada da kullanabilirsiniz…
Sayın Şahin Biba,
Yaşça benden oldukça genç sayılırsınız.
Ne kadar dikkate alırsınız bilemem…
Bu açık mektubu, bir nasihatle tamamlamak isterim.
Meclis çoğunluğuna dayanarak güç oluşturmaya çalıştığınız ve aynı sandıkta seçildiğiniz milletin iradesi, Mustafa Bozbey’i seçerken farklı bir millete mi dönüştü!
Yoksa siz de, aynı oy zarfından çıkan 4 oy pusulasından birisinin geçersiz sayılabileceğine inanlardan mısınız?
“Millet iradesi, hukuk ve demokrasiden” anladığınız bu mu?
Unutmayın, hiçbir şey “bin yıl” sürmüyor…
Bilmiyor olabilirsiniz; yakın tarihe dönüp bir bakın…
Hatta 10 yıl bile sürmüyor!
Er ya da geç, sonunda en son sözü “halk” söylüyor ve “halkın iradesine” direnilemiyor…
“Vekillik” görevinizi icra ederken, kulağınıza küpe olsun!