SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

'Rabbim' verdikçe veriyor!

Yazının Giriş Tarihi: 29.06.2012 02:00

Eğitim ile ilgili de malum birkaç ay önce Maliye Bakanı 4+4+4 tartışmaları ve fiziki yetersizlik konusu tartışılırken bir açıklama yapmış ve "Milli Eğitim Bakanıyla görüşüyoruz. Devlet olarak her öğrenci için bir harcama yapıyoruz. Örneğin veliye diyeceğiz ki 1500 TL'sini biz ödeyelim, gücü olan üstünü tamamlasın özel okula göndersin" şeklinde bir açıklama yapmıştı.

Yani, demiryolları ve eğitim de tamamlandı mı "inşallah" eksik taşlar da yerine oturacak ve sorunları toptan çözmüş olacağız...

Tabii, sağlık, enerji dağıtım hatları ve İDO özelleştirmelerine bakınca, başta Bursalılar olmak üzere Türk halkının ne kadar ferahlamış, mutlu mesut olduğunu görerek bu memleketin bir evladı olarak benim de içim ferahlıyor!!!

"İyi ki de hükümetimiz bunları özelleştirdi de daha ucuz, daha kaliteli hizmet almaya başladık" diyerek, her gördüğüm iktidar temsilcisinin alnından öpesim geliyor!!!

Şimdi demiryolları ile devlet okullarımızın da özelleştirmesini bekliyorum. Hatta mümkünse özelleştirme için devlet yatırımlarını hızlandırsınlar. Bu sayede hizmet aşkıyla yanıp tutuşan özel sektörümüze bir an önce servis etme fırsatı doğar ve biz zavallı yurttaşlar da hükümetimizi bize daha kaliteli hizmet sunma şansından mahrum etmemiş oluruz!

Yaklaşık 10 yıldır devlet hastanesi kurulması için müjdesi verilmemiş Bursa'nın neredeyse ilçesi, semti kalmadı.

Ama hoş görmeliyiz!

Bakanlarımız, iktidar milletvekillerimiz bizler sağlık hizmetlerine ulaşabilelim diye özel hastane kurdelesi kesmekten nefes alıp bir kamu hastanesi için temel atacak fırsatları olamadı!

Ne kadar şanslıyız!

Biz müjdeli haberden müjdeli habere savrulurken 10 yılda kentlerimizin dört bir yanı otel konforunda özel sağlık kuruluşlarıyla mamur edildi!

Lakin, doktorlar kıskaca alındı ve kamu hastanelerinin, üniversite hastanelerinin içleri boşaltıldı; kaliteli sağlık personeli zorla özel sektörün kucağına itildi; ama olsun!

Hipokrat yeminiyle yola çıkan doktorlar, bir dönem ünlü Yargıtay Başkanı'nın hakimler için söylediği gibi, "doktorlar cüzdanlarıyla vicdanları arasına" hapsedildi!

Yıl sonunda arzulanan oranda röntgen, tomografi, MR çektirmeyen, hatta ameliyatlar yapmayan vicdanlı doktorlar hastane işletmecisinin "performans yetersizliği" raporuyla işlerine son verildi.

Ama tabii ki "performans" konusunda pek mahir olan özel sağlık kuruluşlarımız, yüzde 10'la başladıkları hasta katkı payı oranlarını en nihayetinde yüzde 90'lara çıkarttırma konusunda üstün bir performans gösterdi.

İlaç mevzusuna girmeye bile gerek yok!

Neresinden tutsanız elinizde kalıyor. Ne yazık ki "müşteri memnuniyeti" ile SGK'nin kasasından çıkan paranın fermuarı bir türlü birleşmek bilmedi. Öyle ya bu görev bölüşümünde "memnuniyet" payı özel sağlık kuruluşuna, "müşteri" payı kamuya düşünce, formül üstüne formül arandı: Gelsin pozitif performans kriteri, gitsin negatif performans kriteri...

Bakın, bu kamu-özel sektör işletmeciliğinde biz yurttaşlar pek cahiliz! Neyin yararımıza, neyin zararımıza olduğunu bilmiyoruz ve ölçemiyoruz!

Zaman zaman da böyle ileri geri konuşarak fesatlık ediyoruz!

Neyse ki, bu konulardaki "yetersizliğimizin" üzerine örten mümtaz yöneticilerimiz var...

Bakın İDO özelleştirmesinden sonra başta Bursalılar olmak üzere yurttaşların fiyat ve hizmet şikayetleri üzerine İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş önceki gün ne demiş:

"Vatandaşlarımızın zaman zaman mağdur olduğu şeklinde bize bilgiler gelmekte. Bunu biz önümüzdeki toplantıda masaya yatırmak istiyoruz. Tabi, işletmeci belediyemizin yaptığı gibi zararı göze alamıyor. Kendine göre bir takım düzenlemeler yapıyor. Gerekirse firma yetkililerini de bu konuda uyaracağız."

Bu açıklamayı okuyunca işletmeci için vicdanım sızladı!

Sen tut tekel konumundaki İDO'yu allem et kalem et, şu anki işletmeci olan şirkete özelleştirme marifetiyle İDO'yu ver, adamların onca parasını al, sonra da zarar etmesini izle!

Olacak iş değil!

Vallahi Topbaş haklı!

Sen zorla İDO'yu milyonlarca dolar karşılığı böyle verirsen, adamlar da ne yapsın zararı göze alamıyorlar!

Benim gönlüm Kadir Topbaş ve Topbaşgiller'in belediyeleri yönetirken bu zararına iş yapmalarına ve görev üstlenmelerine de dayanmıyor!

Bunu vicdansızlık ve zul görüyorum!

Bence belediyeleri de toptan özelleştirelim de böyle tek tek, parça başı özelleştirmelerle uğraştırmayalım!

Yoksa "zaten öyle oldu" mu diyorsunuz!

Saflığıma verin!

Özel sağlık kuruluşları, İDO derken aklıma elektrik dağıtımı ve UEDAŞ geliyor; ama özelleştirme sonrası kabaran elektrik faturalarımdaki rakamları görünce bu güzide özel sektör kuruluşumuzun mağdur olmaması için ve dahi fatura ödemelerim bir gün bile gecikmesin diye bankaya otomatik ödeme talimatı verdiğimi anımsayıp içimi ferahlatıyorum!

Ama yine de, fatura tarihini takip eden 5 gün içerisinde elektriği kesen ve açmak için yaklaşık 20 TL ödeme alan UEDAŞ'ı bu hizmeti görmesini engelleyerek zor duruma düşürüp düşürmediğim konusunda suçluluk duygusu hissediyorum!

Elbette, özelleştirmeyle hızlanan bu kamu hizmeti yarışını gördükçe içim kıpır kıpır kaynıyor!

İstanbul-İzmir Otoyolu'nun, Bursa-Ankara hızlı demiryolu inşaatının da bir an önce bitirilmesini ve hayırlısıyla "zarar etmemek" için uygun fiyatlarla bize hizmet satacak olan güzide bir özel sektör kuruluşumuza teslim edilmesini bekliyorum. İçlerini serin tutsunlar, onlar zarar etmesin diye ben "her türlü bedeli" ödemeye razıyım!

Mevzuu bahis "kamu hizmeti" ise gerisi teferruattır!

Dahası, özel şirketlerin kamunun "beceremediği" birçok şeyi "becerdiklerini" düşünüp, özelleştirmeden mahrum geçirilen uzun yılların kahrını yaşıyorum!

Zaman zaman aklıma 1980'li yıllarda kamu işletmelerini özelleştirme hastalığına tutulan Margaret Thatcher'ın Londra'daki demiryollarını özelleştirmesi ve 1999 yılında yaklaşık 100 kişinin yaşamını yitirdiği Paddington İstasyonu yakınında meydana gelen korkunç tren kazası geliyor. Kar hırsı nedeniyle sistemin bakımı için yeterli teknik yatırım yapılmaması, bakım periyotları için yeterli personel çalıştırılmaması gibi nedenlerle meydana gelen bu kazayı düşününce "Canım bu kadar kusur kadı kızında bile olur" diyerek içimi rahatlatıyorum!

Sonra Kadir Topbaş'ın "Bizim gibi zararı göze alamıyorlar" sözü zihnimde akis ediyor da, "bir 100 kişi de biz veririz, nedir ki" diyerek yüreğime su serpiyorum!

"Nasıl olsa nüfus artışında da 3+3 sistemine geçiyoruz" diyerek, ortaya çıkacak "zayiat" konusunda tedirginliğimi atıyorum!

Şimdi heyecanla bu hizmet yarışının bitmesini bekliyorum.

Bitsin ki, "özelleştirmelerle" denizden, karadan, raylardan dört bir yerden yağacak bu "kamu hizmeti" yağmurundan biz de nasibimizi alalım!

Ama mümkünse Başkan Recep Altepe'nin Bursa Hava Yolları şirketini de bir an önce kurmasını ve 2023'e doğru bitmek tükenmek bilmeyen bu hizmet yağmurunda bizi "havadan" da mahrum bırakmamasını bekliyorum. Hatta alıştığımız hizmet standardından bir sapma ve zaman kaybı olmaması için kuruluş süreciyle birlikte Hava Yolu şirketinin özelleştirme süreci de hemen başlatılsın!

Eee ne yaparsınız, insan bu hizmetlerin bir kere tadını alınca iflah olmuyor artık!

İstedikçe istiyor!

'Rabbim' de verdikçe veriyor!