SON DAKİKA
Hava Durumu

Nasıl bir parti?

Yazının Giriş Tarihi: 19.06.2026 23:01
Yazının Güncellenme Tarihi: 19.06.2026 23:09

Özgür Özel ve kurmayları öyle anlaşılıyor ki, “kıyamet senaryosuna” hızla yaklaşıyor!

Malum, Özgür Özel için kıyamet senaryosu “mevcut bir partiyi devralmak” ya da “yeni bir parti kurmak”.

Bir ihtimal, her ikisi de birden; aynı anda..

“Butlan Kemal” cephesinde “tedbir var” savunusu “yasa, yönetmelik, içtüzük, tüzük”, yani her türlü mevzuatın etrafından dolanmak fiili bir dayanağa dönüştürüldü.

“Hukuksuz ve gayrimeşru” bir mahkeme kararıyla CHP yönetimine oturtulmuş zevat için son derece tutarlı bir tavır!

CHP’nin, “AK CHP”lileştirilme” süreci tamamlanmak üzere…

Lâkin, siyasi gerçeklik ve fiili durum ne olursa olsun, siyaset ve toplumsal mücadele asla boşluk kabul etmiyor…

Durup bekleyemez, eylemsizliğe, çözümsüzlüğe savrulamazsınız…

İktidarın ve yargının koruması altında Kılıçdaroğlu, hızla Özgür Özel’i “kıyamet senaryosuna” doğru itiyor.

Özgür Özel ve arkadaşları ellerindeki tüm yasal imkanları tüketerek (ki bana göre en fazla bir ay uzaklıktayız) “yeni partiye” koşar adım ilerliyor.

Bu siyasi satranç oyununda iktidar ve Kılıçdaroğlu cephesi Özgür Özel’in arkasında duran geniş kitleleri siyaseten çözmeye, en azından büyük bir kitleyi koparmaya çalışırken, Özel ise kamuoyunu “ruhen ve zihnen” adım adım yeni partiye doğru hazırlıyor.

Çok büyük bir sürpriz yaşanmazsa yeni bir partiyle yola devam edilecek.

Meydanlardan sokaklara inen, dün Ankara’da bugün Denizli’de halkla kucaklaşan Özgür Özel yeni partiye koşar adım gidiyor.

Tabi ki, Özgür Özel ve arkadaşlarını kırmızı halı döşeli bir yol beklemiyor; çok sancılı, zorlu bir yol olacak…

Maddi ve manevi baş etmeleri gereken epey engel çıkacak.

İktidarın bürokratik ve siyasi engellerle yeni parti sürecini zorlaştıracağı da açık.

Ama Denizli’de bir bankın üstünden binlerce coşkulu yurttaşa seslenen Özgür Özel’i görünce, iktidarın CHP’yi Özel’in elinden alıp “bir dava”, “bir toplumsal hareket” armağan ettiğine kâni oldum.

İktidar açısından iş öyle bir noktaya doğru ilerliyor ki, CHP’yi ellerinden almak, hatta bolca tahmin yürütüldüğü gibi “fezlekeler, dokunulmazlıkların kaldırılması ve tutuklamalar” gibi hamlelerin dahi artık bir “etkisinin ve manasının” kalmayacağı eşiğe doğru evriliyoruz.

Cin şişeden çıktı bir kere…

1973-77 arasında “Umudumuz Karaoğlun” diyerek kitleleri peşine takan Bülent Ecevit’in güncel versiyonu Özgür Özel’in şahsında tekrarlanıyor.

Bana göre, iktidarın baskısı ve kuşatması, “Butlan Kemal”in aparatlığıyla ilerleyen bu süreç, Türkiye’nin önüne “yepyeni siyasi ufuk açma imkanını” da bağrında taşıyor.

İktidar, “CHP operasyonunu” bir bastırma ve kontrol hareketi olarak planlarken, evdeki hesabı çarşıya uymayabilir ve muhalefet için “yeni parti”, yeni bir “sıçrama ve büyüme” fırsatı sunabilir.

Ama tam da bu aşamada sormamız ve yanıtını netleştirmemiz gereken acil sorular var…

“Yeni parti ne tür yenilikler barındırarak yola çıkmalı? Bir işgal ve baskı süreci nasıl mevcut sınırlarının ötesinde daha büyük bir potansiyele dönüşebilir?

Şimdi bunları analiz etmek ve önerilerimi paylaşmak istiyorum.

BÖLÜNME, AYRILMA, AYRIŞMA…

Her şeyden önce eğer CHP bölünüyorsa (ki bana göre tam olarak öyle değil; bölünme olağan süreçler içinde sözkonusu olabilir; şu an yargı marifetiyle zorla, atamayla ele geçirilmiş bir CHP söz konusu), bu “ayrılma” aynı zamanda iyi bir “ayrışma” için de fırsat sağlayacak.

Siyasi ve toplumsal kriz anları, “etik, ahlaki ve toplumsal” değerlere bağlılıkla, “bireysel çıkar, ego, kariyer” peşinde koşanlar arasında “doğal bir katalizör” görevi görebilir.

Ülkesi ve halkının ortak çıkarını öncelemeyen, bireysel çıkar peşinde koşanlar statükoya sarılırken, toplumsal bir davası olanlar yeniyi inşa etmek için yola çıkabilir.

CHP KLONU BİR PARTİ DEĞİL, YEP YENİ BİR PARTİ

Özgür Özel, kurucu parti olan CHP’nin “tarihsel mirasına ve köklerine” güçlü bir vurgu yapsa da, bu mirası reddetmeden yeni bir parti daha geniş bir toplumsal yapıyı kucaklamak için fırsat yaratabilir.

“Demokrasi, hukuk, adalet, eşitlik, liyakat, özgürlük” gibi toplumun tümünü kucaklayacak evrensel değerler üzerine inşa edilecek parti programı, bu değerlere bağlı daha geniş bir kadro hareketini kapsayarak genişleyebilir.

Düşünün, halka dokunacak, “ruh ve zihin” bağı kuracak, yeni kadrolarla genişleyen bir yapı…

CHP’nin geleneksel parti bürokrasisinin doğrudan bir “klonunu” oluşturmak yerine Özgür Özel’in genel başkanlığında gelinen aşama “yeni bir organizasyonel sıçrama” zeminine dönüştürülebilir.

Özel’in “cam tavan” olarak tanımladığı sınır, yeni partiyle birlikte daha kuvvetli biçimde aşılabilir.

Baskı ve zulüm, yaşatılan adaletsizlikler, ülkenin iktidar eliyle krize sürüklenmesi geniş toplumsal kesimleri bu yönde atılacak bir hamleye duyarlı ve katılımı motive eden bir iklim oluşturabilir.

Özgür Özel’in ziyaretleriyle birlikte ortaya çıkan görüntüler de bunu fazlasıyla teyit ediyor.

NEOLİBERALİZMLE VE EMPERYALİZMLE YÜZLEŞMEDEN ‘YENİ PARTİ’ OLUNMAZ

Bir başka önemli nokta…

Yaşanan her büyük siyasi kriz ve kaos, aynı zaman “iktisadi, sosyal, toplumsal krizin” de bir yansıması.

Siyasi iktidarın temsil ettiği ekonomik çıkar çevreleriyle (sermaye ve sınıf ilişkileriyle) yüzleşmeden, geniş kitleleri kriz ve kaosa sürükleyen, ülkeyi bir buhrana yönlendiren bu iktisadi koşullar ve bunlara verilecek güçlü programatik yanıtlar oluşturulmadan yeni bir partiyle yola çıkmak kısa sürede başarısızlığa mahkûm olacaktır.

“Hukuk, adalet, özgürlük, liyakat” gibi güçlü kavramlar önemli olsa da, geniş kitleleri böyle bir partiye ve siyasi harekete bağlayacak olan etkili, ikna edici “ekonomik programı ve vaatleri” olacaktır.

Bu nedenle, yeni parti daha geniş kadroları, daha geniş kesimleri kuşatacak bir iktisadi program sunmak zorunda.

Bu bir “tercih” değil, “zorunluluk”

Böyle bir program, dünyayı ve ülkemizi yıkıma sürükleyen “neoliberal politikalarla” hesaplaşmayı ve reddiyeyi açık ve net biçimde içermeli.

Özellikle “sağlık, eğitim, barınma (konut), ulaşım, enerji, internet ve iletişim, bakım hizmetleri (çocuk, yaşlı ve engelliler), adalet ve güvenlik” gibi toplumun genelini doğrudan ilgilendiren alanları “piyasanın ve rekabetin dışına çıkararak kamusallaştırmayı (asla devletleştirme değil)” vaat etmeli, “Evrensel Temel Hizmetleri” programının merkezine alan yepyeni bir siyasi programı yeni partinin omurgasına oturtmalı.

SİYASETİ HALKA TESLİM ETMEK: AŞAĞIDAN YUKARIYA YENİ BİR ÖRGÜTLENME

Kritik bir konu da yeni partinin organizasyon ve örgütlenme yapısı olacaktır.

Özgür Özel’in “kendimizi milletimize emanet ediyoruz” söylemi, ayrıca Özel’in “CHP Genel Başkanını 2 milyon CHP üyesi seçsin” önerisi ve Ekrem İmamoğlu’nun ön seçimle cumhurbaşkanı adayı seçilmesi deneyiminde de gözlemlendiği gibi, yeni partinin her aşamasında “ön seçim” mutlaka işletilmeli ve delege sistemi sona erdirilmeli.

Eğer yasal birtakım engeller varsa, partinin bunları aşacak yöntemleri bulması, “şekil şartlarını” bu yöntemler üzerinden aşması pek ala mümkün.

Bu “özgüvenli ve demokratik” adımla siyaseti yeniden aşağıdan yukarıya inşa etme kapısı açılırken, özellikle siyasetten uzak duran “gençler ve kadınların” katılımı teşvik edilmeli, yeni bir toplumsal rüzgâr yaratılmalı.

Bu, yeni partiyi ve siyasi hareketi bir “toplumsal harekete” dönüştürmenin en kritik adımlarından birisi olacaktır.

Ne yazık ki tüm uyarılara rağmen Özgür Özel ve yönetimi de dahil olmak üzere CHP bir bütün olarak bugüne kadar bu demokratik adımları ve özgüveni göstermekte cesaretsiz davrandı. Ancak son 1,5 yılda yaşananlar ve Özgür Özel’in meydanlara ve sokaklara inmesiyle gerçekleşen halkla kucaklaşma böyle bir adımın atılmasının ne kadar hayati olduğunu yaşayarak öğretmiş oldu.

Birçok yazımda vurgulamaya çalıştığım gibi, “partiyi demokratikleştirmeden ülkeyi demokratikleştirmeyi vaat etmek” ve bunu gerçekleştirmek ne inandırıcı ne de buna imkân tanıyacak kanalları açabilir.

Yeni parti bunun için de büyük bir fırsat kapısı açıyor.

BÜYÜK BİR FIRSAT KAPIDA BEKLİYOR

Hâsılı, AKP iktidarı meşruiyet dayanaklarını kaybedip iktidara tutunmak için can havliyle hareket ederken, muhalefet yeni bir iktidarı reaksiyoner ve iktidar karşıtlığı psikolojisi ve buna dayalı bir mücadele hattıyla inşa edemez.

Eğer gerçekten yeni bir yol açılacaksa, bu yalnızca bir “tabela” değişikliğiyle, yeni bir “logo” ya da yeni bir “genel merkez binasıyla” mümkün olmayacaktır.

Bugün ortaya çıkan “ihtimal ve fırsat”, eski bir yapının daha genç, daha hızlı ya da daha güncel görünen bir kopyasını üretmek değil; toplumun değişen ve büyüyen enerjisini, beklentisini ve umut arayışını taşıyabilecek yeni bir siyasal yapı ve program inşa etmektir.

Çünkü toplumlar yalnızca “örgüt/kurum” değiştirerek değil, “siyasal anlam dünyalarını” yeniden kurarak dönüşür.

Bugünün siyasi mücadelesini, geçmişin köklerinden ve deneyimlerinden yararlanırken, geleceğin programını ve dilini bugünden programlayarak ve bunu örgütleyerek yürütebilir.

Bugün toplum bu büyük dönüşüm ve yürüyüş için hazır…

Yeni partinin, yükselen bu yeni toplumsal dalgayı arkasına alıp cesaretle bu umudu ve vizyonu halka sunup sunamayacağına hep birlikte tanıklık edeceğiz.

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.