Tom Barrack ismini memleketimizde duymayan kalmamıştır; Ankara’nın ‘sözde’ Büyükelçisi.
Sözde diyorum, çünkü Barrack’ı Ankara’da gören yok; Suriye, İsrail, Lübnan, Irak, ABD arasında mekik dokuyor.
Barrack, Ankara Büyükelçisi olarak atandığında aynı zamanda Trump’ın “Özel Suriye Temsilcisi” ilan edilmişti.
Beşşar Esad sonrası yeni rejimin ihyasında bir “ülke valisi” gibi hareket ederek, Ahmet Eş-Şara’ya (yaygın bilinen adıyla Ebu Muhammed el-Colani) rehberlik etti ve Suriye’de ABD-İsrail ekseninde yeni bir düzen ve rejim kuruldu.
Suriye’de işler tıkır tıkır işliyor görünüyor.
Diplomasi geçmişi olmayan “emlakçı” Tom Barrack, beher zamanlarda göründüğü Türkiye’de yaptığı konuşmalarla ABD yönetiminin Türkiye’ye nasıl bir “misyon ve rejim” öngördüğünü de ifşa etmekten çekinmedi.
2025 Concordia Zirvesi kapsamında (24 Eylül 2025) ve ABD’de Trump-Erdoğan buluşmasından bir gün önce konuşan Tom Barrack, Trump ile geçen bir diyaloğunu aktararak, ABD Başkanı’nın “Erdoğan’a ihtiyacı olan meşruiyeti verelim” sözlerini aktardı.
Bir buçuk ay önce Antalya Diplomasi Forumu’nda da Orta Doğu ve bölge ülkeleri için “meşruti monarşi” veya “hayırsever monarşi” modelini öneren Barrack, bölgede “demokrasi ihracının” başarısız olduğunu ve Orta Doğu'da gerçek anlamda işe yarayan tek yönetim biçiminin tek ve güçlü liderlik rejimleri (monarşiler) olduğunu savundu.
Tabi ki, “işe yarayan tek yöntem”den kastettiği, ABD’nin çıkarlarına hizmetin yolu, yoksa o ülkenin “halkının yararları” umurlarında bile değil!
Barrack, daha önce Aralık 2025'te Doha Forumu’nda da benzer açıklamalarda bulunmuştu.
Gelen yoğun eleştirilerin ardından ABD basınına yazılı bir açıklama yapan Tom Barrack, bırakın sözlerini geri almak ya da düzeltmek, savunusunu ilerletip Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “güçlü ve merkeziyetçi liderliğini” överek Trump rejiminin Türkiye’ye nasıl bir gelecek tahayyül ettiğini perçinlemiş oldu.
Malum, iktidar kanadından aylar boyunca dillendirilen bu sözlere tepki gösteren, hatta bırakın eleştiri ufak bir söz eden bile çıkmadı.
O Tom Barrack’ın “Suriye Özel Temsilciliği” şimdi yeni bir unvana sahip: Suriye ve Irak Özel Başkanlık Temsilcisi.
“Türkiye Büyükelçisi” unvanını da katarsanız aslında “üstü örtülü” doğru tanımlamanın “Türkiye, Suriye ve Irak Başkanlık Temsilcisi” olarak düşünebilirsiniz.
Eğer İran’a saldırı arzu ettikleri gibi gitseydi ve İran da düşseydi, bu listeye İran’ı da eklemiş olacaklardı.
Hindistan’ı merkez edinen ve Azerbaycan’ı na önemli ölçüde etkisi altına alan MAGA’cı (Make America Great Again/Amerika'yı Yeniden Büyük Yap) Trump yönetimi, Çin ve Rusya’yı doğudan batıya, kuzeyden güneye bir yay ekseni çizerek kuşatmış olacaktı.
Suudi Arabistan ve Emirlikler üzerindeki hegemonyasını da göz önüne aldığınızda ABD’nin yeni emperyalizm hayalleri önemli bir merhale katedecekti.
İran, ummadıkları biçimde bu hayellerini şimdilik yerle bir etti ve 3 aydır “Hürmüz Boğazı”nda boğulup kaldılar.
Irak’ta planları yüzde yüz istedikleri gibi gitmese de kontrole sahipler.
Suriye’nin durumu malum…
Ajandalarını ve takvimlerini tam olarak kestiremesek de öyle anlaşılıyor ki, Türkiye’yi sıcak gündemlerinde ön sıraya almışlar.
Trump’ın, Truth Social hesabından yaptığı açıklamada Barrack’ın “Suriye ve Irak Özel Başkanlık Temsilcisi” olarak atanacağını duyurması, uzun yıllardır tartışılan “Büyük Ortadoğu Projesi”nde önümüzdeki günlerde sıcak ve yoğun gelişmeler yaşanacağının somut bir işareti.
En az 20 yıldır “sözde demokrasi ihracıyla” yumuşak bir güç ile hayata geçirmeye çalıştıkları projeyi güncellenmiş haliyle “işe yarayan tek yöntem” dedikleri “zor ve otoriter” yöntemlerle uygulamak istiyorlar.
CHP’ye yönelik “mutlak butlan” kararıyla yürütülen operasyonların yeni bir safhaya taşınması da bu planlamaların bir parçası.
Anımsatmakta yarar var…
20 Mayıs’ta Erdoğan ile telefonda görüşen Trump’ın Truth Scoial hesabından “Teşekkürler Başkan Erdoğan! 'Başkan Trump, dünyanın yüzyıllardır beklediği lider. O sadece güçten bahsetmiyor, gücün bizzat kendisi'” diye bir paylaşım yaptı; ama mesaj kısa süre içinde nedense silindi.
Bu görüşme ve paylaşımdan bir gün sonra CHP hakkında “mutlak butlan” kararı verildi ve Kemal Kılıçdaroğlu partiye “kayyım” olarak atandı.
Ne tesadüf değil mi!
Ve şimdi “monarşi” yanlısı Tom Barrack, “Suriye ve Irak Özel Başkanlık Temsilcisi” yapılıyor.
“Ankara Büyükelçisi” sıfatını da yanına eklediğinizde bu görevlendirmenin “Türkiye, Suriye ve Irak” olarak planlandığını rahatlıkla düşünebilirsiniz.
“Özel Başkanlık Temsilcisi” tanımlamasının da fiiliyatta bir “bölge valisi” olduğu geçen süreçteki Barrack’ın “söz ve eylemleriyle” tesis edildiği de ortada.
Öyle anlaşılıyor ki, “kral olma” hayalleriyle yanıp tutuşan Trump ve MAGA hareketi İngiliz Milletler Topluluğu Krallıkları’na bağlı “tamamen bağımsız görünen” ama ya “sembolik” ya da “geniş yetkili” bir “genel vali” ile “Birleşik Krallığa” bağlı bir yapının güncel versiyonunu hayata geçirmek istiyor.
Bir başka deyişle, “İngiltere” için atfedilen “güneş batmayan ülke” nitelemesinin “güneş batmayan emperyalizm” modeli.
Görünen o ki, önümüzdeki haftalarda Barrack’ın övdüğü Erdoğan’ın “güçlü ve merkeziyetçi” liderliğini tahkim etmeyi amaçlayarak ve odağında CHP’nin (Özgür Özel’in) direniş eksenini kırmayı hedefleyerek, “meşruti monarşi” olarak tanımlanan siyasi tabloyu hâkim kılarak “Büyük Orta Doğu” projesini hayata geçirecek yeni hamlelerini yapacaklar.
İran duvarına toslayan MAGA’cı Trump rejiminin birkaç yıl içindeTürkiye’yi de kaybetmesi emin olun tüm hayallerini yerle bir edecek ağır bir darbe olacak.
Onun için çok cesur, çok cüretli ve her şeyi göze alarak hareket edecekler.
Hazırladıkları “siyasi mimari ve mühendislik” stratejisine göre önümüzdeki günlerde “çözüm süreciyle” ilgili yeni adımlar atacaklar ve hemen devamında yeni anayasayı gündeme getirip, “sözde tartışmaya” açacaklar.
Kafalarından geçirdikleri takvimi tam kestiremesek de muhtemeldir ki sohbahar aylarına “yol alınmış” ve “olgunlaştırılmış” bir anayasa gündemiyle girmek istiyorlar.
Bu gündemin ilerlemesini durduracak “siyasi güç odaklarını” ve “parlamento aritmetiğini” büyük engel olarak görüyorlar.
En büyük emelleri CHP’yi güçlü bir siyasi direniş odağı olmaktan çıkarmak ve siyaseten kendi içinde parçalanan bir yapıya dönüştürerek, planlanan ajandayı adım adım ilerletmek.
Varmak istedikleri noktada yeni anayasal metinle, siyasi partiler ve seçim kanunlarıyla mutlak kontrol altında ilerleyecek “meşruti monarşi” düzenini hâkim kılmak ve bir daha halk iradesiyle iktidarların değişmesi ihtimalini ortadan kaldırarak, Orta Doğu’yu uzun yıllar sürecek bir “ABD-İsrail” emperyalizminin güdümüne bağlamak.
Peki, planları tıkır tıkır işliyor mu?
An itibariyle virajlı yollara sapsalar da işliyor gibi görünüyor ve gündemlerini ilerletiyorlar.
Ama her şey de tahayyüllerindeki gibi de ilerlemiyor.
Kendi “güç ve kudretlerinin kibirine” o derece gömülmüş haldeler ki, her an her şeyi yapabileceklerine inanıyorlar.
Bu “kibir ve küstahlıkları” onları çok fazla öngörüsüzlüklere ve başarısızlıklara sürüklüyor.
İran savaşında bunu gördük…
12 Nisan’daki Macaristan seçimlerine bile doğrudan müdahale ettiler ve seçimden 3 gün önce Başkan Yardımcısı Vance Budapeşte’de otokrat Victor Orban için miting yaptı.
Ama Orban yerle bir olmaktan kurtulamadı…
Güçlü bir olasılıkla, Trump ve MAGA’cılar kendi ülkelerinde 4 Kasım 2026’da yapılacak ara seçim de hüsrana uğrayacak.
Elbette durmayacaklar…
Umudum ve öngörüm o dur ki, Türkiye’de de öyle bir duvara toslayacaklar ki, 1915’te Çanakkale’de İngilizler’in yenilgisinde olduğu gibi bu topraklar dünyanın siyasi tarihi ve gidişatını değiştirecek bir yenilgiyi emperyalizme bir kez daha yaşatacak.
İşte o zaman bölge halklarının adalet, hukuk, özgürlük ve demokrasisini aşağıdan yukarıya, hep beraber yeniden kurabileceğiz.
Demokrasiyi öldürmeye yemin etmiş, halk iradesini rafa kaldırmaya hazırlanan, tek adamların hâkim olduğu monarşilere yaşlanan küresel sermayenin, tekno-faşistlerin ve yeni nesil emperyalizmin tasarımı ve hegemonyasıyla değil…
(NOT: ABD’nin bu monarşi dayatması nasıl durdurulabilir? Özgür Özel liderliğindeki CHP ve genel olarak Türkiye toplumsal muhalefeti nasıl bir yol izlemeli? Bir sonraki yazıda bunlara ilişkin analiz ve yorumlarımı paylaşacağım.)