Orhan Sarıbal…
CHP’nin 4 Bursa milletvekilinden birisi.
...İdi.
O artık “AK CHP”li…
Sarıbal’ı 2015 seçimlerinden beri takip ediyorum.
Bir dönem SHP’de, sonra CHP’de siyasete devam etmiş bir kişi.
Eğitimi de mesleği de ziraat üzerine…
Siyaset çizgisi epey tartışmalı.
Kendisini “solcu” ve hatta haşa “sosyalist” olarak görüyor.
Sola ilişkin en büyük emaresi eline geçirdiği bir mikrofon ve karşısına geçtiği topluluğa bağırıp çağırmaktan ibaret.
Bağırıp çağırmayı, ajitatif konuşmayı solculuk sanıyor…
Ne kadar tesadüf ki daha birkaç gün önce sanki iç dünyasının yansıması gibi "Boş teneke çok ses çıkarır!" başlıklı mesaj yayınladı.
Açıkçası "solculuk algısını" bugüne kadar kamufle etmeyi başardı ama Pazar sabahı kolkola girdiği yol arkadaşları ve arkasına aldığı mafyatik güruhla birlikte gördük ki, meğer "Butlan Kemal" ile sarayın koç başıymış.
19 Mart darbesi sonrası "kerhen ve metazori" verdiği bir iki görüntü dışında ortalıkta gözükmeyen, darbenin ilk gününden itibaren etrafında "şu İmamoğlu tantanası bitse de rahatlasak" diyecek kadar bir "ideolojik sığlığa" sahip olan bu zat, yine parti içinde dolaşmaya, orada burada bulduğu mikrofon ve kürsü üzerinden bağırıp çağırarak, "içi boş, kof, sahte, sentetik" solculuğuna devam etti.
Ama yürüdüğü bu yolun sonunda polisin eşliğinde gelip CHP’nin kapısına koç başı olarak dayanınca takke düştü, kel göründü!
Hikayesi de solculuğu da "sarayın yargı bahçesinden geçip" CHP’nin penceresine dayanarak sona erdi!
O kadar "sahte ve sahtekarca" bir yol yürüdü ki, aklımızla alay edecek cüreti bile gösterdi.
İktidarın tarım politikasının "çiftçiyi, köylüyü, üreticiyi" mahvettiğini söyleyecek sözcükleri terennüm ederken hepimizin, adaleti, yargıyı patagonyadaki bir iktidarın yürüttüğüne inanmamızı bekledi.
Ne hikmetse, iktidar tarımı yok ederken, CHP belediyelerine ve Butlan operasyonuyla üyesi olduğu partiye saldırılırken adalet dağıttığına inanmamızı umdu.
Daha dün Facebook hesabından "AKP döneminde bitkisel üretim yerinde saydı" başlığıyla gevelerken, "siyaseten bitkisel bir kişiliğe" dönüştüğünü cümle aleme ilan etmekten çekinmedi.
Utanmadan, arlanmadan, uydurulmuş bir yargı kararıyla CHP yönetimine çökülürken, nezdinde yargının, adaletin katledilmesi "bitkisel üretim" kadar bile karşılık bulamadı.
Anlayın işte, o derece bitkisel!
O kadar sahte ki, tarımı, doğayı, çevreyi o kadar inanmışlık ve tutku ile savunurken(!), Akbelen ormanları için direnen yurttaşları cezaevine gönderen yargıyı arkasına alıp CHP’nin kapısına dayanmaktan utanmadı!
Ne diyelim, böyle anlar bazen ciddi anlamda arınmak için yararlı olabiliyor.
Özgür Özel, Meclis’e yürürken ve bir panzerin üzerinde yumruğunu havaya kaldırıp halkın mücadele azmini temsil ederken, Orhan Sarıbalgiller polis eşliğinde işgal ettikleri CHP Genel Merkezi'nde çikolata eşliğinde kutlama yapmakla meşguldü.
Dedik ya, O artık "AK CHP"nin bir üyesi!
Keza, Özgür Özel’in dediği gibi "Sarayın seçtiklerinin yönettiği CHP fiilen kapanmıştır."
Ama mücadele de bitmez, çare de tükenmez!