SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Hızla 2002'ye doğru yol alıyoruz!

Yazının Giriş Tarihi: 16.05.2019 00:29

Kabul etmek gerekir ki, AKP'nin işi gerçekten çok zor. AKP ve Tayyip Erdoğan, hiçbir zaman olmadığı kadar iktidarının tehlike altında olduğunu düşünüyor. 

İstanbul seçimiyle ilgili yaşanan süreç ve panik hareketler de bunu destekliyor.

Olgulara, yakın siyasi tarihe, ekonomide yaşananlara, toplumsal psikolojiye bakınca bu panik halini destekleyen epey emare belirmiş durumda.

Açıkçası, 17 yılın sonunda iktidar ve muhalefetin, AKP ve CHP'nin rolleri değiştiğini, son Türkiye fotoğrafının da 2001-2002 yıllarına benzediğini görebiliyoruz.

Anlatmaya çalışalım...

Ekonomi

2000 sonu, 2001 yılı başındaki gibi ülke yeniden ekonomik kriz batağına saplandı. 2001 yılında devlet borç batağında boğulmuştu; bugün ise devletle birlikte şirketler ve milyonlarca hane halkı borç batağında... 2001-2002'de Ecevit-Yılmaz-Bahçeli koalisyonu da krizle ilgili tüm uyarıları görmezden geliyordu, bugün de "Damat" ve Tayyip Erdoğan da uyarıları kulak arkası ediyor.

2001'de ekonomik krizin sorumlusu DSP, ANAP, MHP olarak görülüyordu, AKP ise kurtuluş ve refah kaynağıydı. Bugünse krizin sorumlusu AKP ve MHP görülüyor, kurtuluş ve çözüm olaraksa CHP ve Ekrem İmamoğlu...

Medya

2001'de AKP kurulurken yanında Zaman, Yeni Şafak ve o zamanki adı Vakit şimdiki adı Yeni Akit olan 2-3 gazete vardı. Merkez medya olarak adlandırılan tüm gazeteler AKP ve Tayyip Erdoğan'a cephe almıştı.

Bugünse 2001'in merkez medyası olarak anılan tüm medya organları "AKP yandaşı" oldu ve medya tamamen "havuz medyasına" dönüştürüldü. Muhalefet cephesinde Sözcü, Birgün, Evrensel, Cumhuriyet kaldı. 

Üstelik 2001'le kıyaslanamayacak bir "pespayelikle" havuz medyası tüm muhaliflere saldırıyor. 

Ordu

2001 ve 2002'de TSK yönetim kadrosu AKP iktidarına mesafeli ve teyakkuz halindeydi, bugünse ordu üst yönetimi iktidarın mutlak yanında. 

2001'de Milli Güvenlik Kurulu (MGK), TSK kontrolünde, partilerden bağımsız sivil siyasetin üzerinde vesayet oluşturmuştu, bugünse AKP ve Tayyip Erdoğan, "tek adam" rejimi ve MGK eliyle sivil siyaset üzerinde vesayet oluşturmuş durumda.

Yargı

Yüksek yargı, 2001-2002'de MGK etkisinde kalıyor ve tam bağımsız, hukuksal kararlar veremiyordu. Bugünse Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay ve son olarak YSK'nin birçok kararlarından da anlaşılacağı gibi, yüksek yargı iktidar baskısı ve kontrolü altında mevcut Anayasa ve yasa kurallarına bile uymayı, ve hatta hatta uyuyormuş gibi görünmeye bile ihtiyaç duymuyor.

Uluslararası destek

2002-2002'de AB başta olmak üzere uluslararası camia MGK etkisindeki vesayet nedeniyle AKP ve Tayyip Erdoğan'ı destekliyor, desteklemese bile parti programı ve kullandığı uzlaştırıcı dil nedeniyle sempatiyle bakıyordu.

Bugünse aynı MGK'yı kendi vesayeti altına alması nedeniyle AB ve uluslararası camia AKP ve Tayyip Erdoğan'ı eleştiriyor; programı ve uzlaştırıcı dili nedeniyle Ekrem İmamoğlu'nu ve muhalefet cephesini destekliyor ya da sempatiyle bakıyor.

Toplumsal psikoloji

Ekonomik kriz, yoksullaşma, adaletsizlik, eşitsizlik, belirsizlik ve karamsarlık içinde toplum ve geniş seçmen kitleleri tutunacak yeni bir lider ve parti ararken beklentisini 2001 ve 2002'de AKP ve Tayyip Erdoğan'a sarılarak karşıladı. 

Bugünse yine benzer süreç ve gerekçelerle toplum ve geniş seçmen kitleleri sarılacak yeni bir lider ve parti arıyor. Ve arayışını hızla Ekrem İmamoğlu ile sona erdireceğe benziyor. 

2001-2002'deki toplumsal psikoloji ve dip dalgasının benzeri, bugün yeni büyük bir ekonomik çöküntü ve depremle "tsunamiye" dönüşerek kıyıya doğru hızla yaklaşıyor.

Mağduriyetten iktidara

3 Kasım 2002 seçimine giderken, şiir okuduğu için hapse atılan Tayyip Erdoğan, büyük bir ekonomik krizin üzerine, "büyük bir mağduriyetin" timsali olarak AKP'yi kurdu ve partisini 16 ayda iktidara taşımayı başardı.

Bugünse "kenar bir ilçeden" gelen ve 3 ayda tırnaklarıyla kazıyarak kazandığı "Belediye Başkanlığı" görevi büyük bir hukuksuzlukla elinden alınan Ekrem İmamoğlu, benzer "büyük bir mağduriyet" rüzgarıyla 23 Haziran'a doğru yol alıyor.

Hikayenin sonu

Ve 2001-2002'de olduğu gibi yine oyunun kurucusu ve sürecin mimarı MHP Lideri Devlet Bahçeli sahneye çıkıyor. Türkiye siyasetinin "sır küpü", siyasi tercih ve çıkışlarıyla en yakınındaki isimleri bile şaşkına çevirmeyi başarabilen Devlet Bahçeli, kaybedeceği apaçık ortadayken "bir sözüyle" 2002'de ülkeyi seçime götürdüğü gibi, yine "bir sözüyle" kaybedeceği apaçık ortadayken ülkeyi yeni bir seçime götürmeyi başarıyor. (Bakmayın siz şimdilik seçimin adının 'İstanbul' olduğuna).

Geriye yalnızca şimdilik fragmanını izlediğimiz filmin vizyona gireceği gerçek tarih kalıyor.