SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Çok yenildik ama daha tükenmedik!

Yazının Giriş Tarihi: 28.01.2012 00:05

Bu irtifa kaybında birçok etken sayılabilir ama esas irtifa kaybı medya sermayesinden kaynaklandı.

Siyasi iktidarla kurulan ilişkiler, medya üzerinden devşirilen ticari menfaatler medyanın hızla itibar kaybetmesinde büyük rol oynadı.

1990'lı yılların başından itibaren siyaset-ticaret kıskacında medya bir güç merkezi haline dönüştürüldü ve bu güç bir "kılıç" gibi kullanıldı ve kullanılmaya da devam ediyor.

Bu fotoğraf ulusal düzeyde olduğu gibi yerel düzeyde de benzer bir süreçte gelişti.

Son 20 yıla bakıldığında medya açısından önemli bir gelişme daha yaşandı ve medya kurumlarının temelini oluşturan gazetecilik mesleği de sermaye yapısına bağlı olarak inanılmaz biçimde dejenere oldu; meslek itibar kaybetti.

Gazetecilik mesleği yurttaşların çıkarını, kamu yararını, yani "gerçeği" aramayı çoktan bir kenara bıraktığı gibi ne acı ki bunu da aşarak "gerçeği eğip büken" bir meslek haline geldi.

Gazetecilik meslek örgütleri yıllar itibariyle biçare hale getirildi. Önce Türkiye Gazeteciler Sendikası bir bir gazetelerden sökülüp atıldı. Sonra ülke genelindeki gazetecilik meslek örgütleri zayıflatıldı.

Gazeteciler ve meslek örgütleri medya sermayesi karşısında korumasız bırakıldı. Yasal hakları budandı, özlük hakları birer birer ellerinden alındı. Basın İş Yasası neredeyse rafa kaldırıldı; sigortasız çalıştırma medya patronları için maharet oldu. Basın İlan Kurumu'ndan medya patronları kasalarını doldururken yazı işlerinin ortasında aylardır maaş alamayan gazeteciler kalp krizinden yaşamlarını yitirdi.

Binlerce gazeteci işsizlikle tehdit edilerek, kölelik sözleşmelerine imza atmaları istendi. Maalesef, bu patronlar ellerini kollarını sallayarak ortalıkta cirit attılar; atıyorlar.

Mesleğimiz ve meslektaşlarımız böylesine çaresiz bir hale düşürülürken, gazete manşetleriyle siyasete, ticarete yön verme, tehdit, şantaj alışkanlığı hiç bitmedi.

Dürüstçe, adil biçimde ticaret yaparak, rekabet ederek para kazanma yerine yıllarca medyayı bir tehdit aracı gibi kullanıp, kamudan ya da yerel yönetimlerden ayrıcalık, iltimas ve haksız rant elde etme yarışı içinde oldular.

Siyaseti, yerel yönetimleri kuşattılar. Kuşkusuz onlarla işbirliğine hazır siyaset partnerleri buldukça işleri kolaylaştı.

Gazeteler, gazete olmaktan çıktı. Birçok reklam veren, firmalar canlarından bezdi. Reklam vermeyen şirketlerin haberleri ambargo yedi. Öyle bir düzen oluştu ki haberle reklam birbirine girdi. Okurların habere güveni zedelendi; medyanın itibar kaybetmesi körüklendi.

Ve hep birlikte medya da, siyasetçiler de, reklamlar da, şirketler de bu zavallı döngünün içerisinde "değersizleştirildi".  Yurttaşların, okurların sağduyusu, aklı aşağılandı...

Ama, deniz bitti ne yazık ki!

Artık nereden zorlasanız dikiş tutmuyor.

Çünkü artık hiçbir şeyi gizleyemiyorsunuz. Herkes her şeyi biliyor.

Üstelik gerçeğe karşı direnişiniz zayıfladı.

Çünkü artık kontrolü kaybettiniz. Haberi, bilgiyi kontrol edemiyorsunuz. Kimi zaman bir internet gazetesinde, kimi zaman bir blogta, kimi zaman facebook topluluklarında, kimi zaman tweet'ten tweet'e gerçekler dolaşıyor. Binlerce, yüzbinlerce insan sizin "gizlediğiniz, eğip büktüğünüz gerçeği" öğreniyor, birbiriyle paylaşıyor.

Bütün bunları niye yazıyorum?

Bursa Gazeteciler Cemiyeti'nde 4 Şubat'ta Genel Kurul toplanacak ve seçimler gerçekleştirilecek. Diyorlar ki, Bursa'nın 3 medya patronu anlaşmış ve şu anki başkan Nuri Kolaylı'nın hazırlayacağı yönetim listesine kendi medya gruplarından kimsenin girmesini istemiyorlarmış.

Neden?

Birbirleriyle durmadan kavga eden bu medya patronlarını Cemiyet seçiminde birleştiren ne?

Neden gazetecilerin meslek örgütüyle bu denli ilgileniyor ve uğraşıyorsunuz? Yetmedi mi? Doymadınız mı?

Dahası, üstü örtülü talimatlarınıza uymazsa grubunuzda çalışan gazeteciler ne yapacaksınız?

İşten mi atacaksınız? Talimatınız bu mu?

Bu kadar mı çaresiz görüyorsunuz gazetecileri? Emekleri için para ödediğiniz gazetecilerin vicdanlarını da mı satın aldığınızı sanıyorsunuz?

Biz gazeteciler son 20 yılda karşınızda çok yenildik; çok şeyimizi kaybettik. Ama binlerce yurttaş ve okur gibi vicdanlarımızı, gururumuzu ve onurlarımızı daha kaybetmedik.

Meslektaşlarımızın ezici bölümünün de böyle olduğunu biliyorum. Bunu da önlerine çıkacak her fırsatta ispat edeceklerine inanıyorum. Ve hatta hiçbir gazetecinin de patronlarının talimatıyla hareket edecek bir gurursuzluk içerisinde olacağını sanmıyorum. Çünkü onlar patronlarının ya da başkaca çıkar gruplarının değil, yalnızca mesleklerinin ve meslektaşlarının çıkarları için yola çıkacaktır...

Hiç kimse ismini aksi yönde tarihe not düşürmeyecektir...

Twitter.com/ozcanyazici