SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Çok geç olmadan...

Yazının Giriş Tarihi: 15.07.2011 23:19

Ne yazacağınızı bilemiyorsunuz...

Nutkunuz tutuluyor, eliniz ayağınıza dolaşıyor...

Kimi zaman umutla geleceğe bakan zihin ve duygu dünyanız, bir anda alt üst olabiliyor...

Son iki haftaya neler sığdı...

Yemin krizi, şike operasyonu ( krizi), Yunanistan'dan kaynaklanan ekonomik kriz, altının önlenemeyen yükselişi, petrol fiyatlarındaki tırmanış, geç gelen Deniz Feneri operasyonu, tam ülkeye barış ve huzur gelecek beklentilerinin yükseldiği bir anda PKK'nın (kimilerine göre artık 2-3 PKK var) yeniden şiddet ve terör dozajını yükseltmesi...

Kuşkusuz en acı olanı son yaşanan PKK saldırısından sonra 13 genç insanın toprağa düşmesi, şehit olması...

Yine bu toprakların gencecik insanlarının artık ne için sürdürüldüğünü de tam kavrayamadığımız bir dava uğruna ellerinde silah dağlarda dolaşması ve toprağa düşmesi kabul edilemez...

Bu durum artık böyle sürdürülemez...

Gencecik fidanların yaşamlarının baharında solup gitmelerine göz yumulumaz...

Bu gidişatı durduracak tek mekanizma siyaset kurumu.

Siyaset kurumu derken akla yalnızca iktidar partisi gelmemeli, muhalefet partileri de artık bu tarihsel soruna köklü çözüm getirecek politikaları geliştirmek zorunda...

Muhalefet derken de kuşkusuz BDP'ye özel bir vurgu yapmamız gerekiyor.

BDP, sorunun arkasına saklanarak, ya da sorunu sürekli işaret ederek, onu siper ederek bu kör şiddet sarmalını genel geçer ifadelerle göz ardı edemez artık...

Selahattin Demirtaş'ın ifade ettiği gibi, "Acımız gerçekten çok büyük" demek yeterli değil...

Artık şiddet mutlak biçimde reddedilmeli...

Hedef ölümle beslenen her türlü ve her yönlü acının bir an önce durması; yoksa kısa bir süre sonra yapılacak yeni "acımız çok büyük" açıklamalarının ucunu açık bırakmak değil...

Selahattin Demirtaş ve BDP'liler şunu iyi anlamalı; eğer Kürtçe birkaç söz edildi diye milletvekillerinin Meclis'ten atıldığı günlerden bugün Diyarbakır'da Kürtçe pankart önünde grup toplantısı yapılan günlere gelinmişse Türkiye'de demokrasi kim ne derse önemli bir yol kat etmiş demektir.

Kendileri için gelinen aşamayı yeterli görmeyenler yine bu demokrasi çevresinin genişlemesine bakarak, güçlerini ve kaynaklarını yine bu demokratik zeminden almalı...

Bugün Türkiye'de kim şiddet üzerinden çözüm arıyorsa ve medet umuyorsa fena halde yanılıyor demektir.

Kim ki şiddete yöneliyorsa sorun çözülmesin, bu sorun ilelebet böyle devam etsin istiyordur.

Nihayetinde diyeceğim şudur, gerçek ve samimi bir duyguyla acı çeken herkes, öncelikle şiddeti ve insan yaşamına kast eden her türlü eylem ve girişimi acı çekmenin ötesinde kınamalı, kamuoyu önünde mahkum etmelidir.

Yoksa inandırıcılıklarını geniş bir kesim nezdinde giderek yitiriyorlar...

1980, 1990 ve 2000'lerin önemli bir bölümünde Kürt sorununu çözeceğiz diyerek devletin kör bir şiddetle bölge halkının üzerine gitmesinin yarattığı bumerang etkisi bu kez PKK ve BDP çevresi için yaşanıyor...

Çok geç olmadan takkeleri önlerine alıp iyi düşünmeliler...

Çok gecikince de neler olabileceğini bugünden hiç kimse kestiremez...