SON DAKİKA
Hava Durumu

CHP’nin büyük yanılgısı: Evrensel temel gelir sol bir politika değil!

Yazının Giriş Tarihi: 01.02.2026 09:53
Yazının Güncellenme Tarihi: 01.02.2026 09:59

Dijital devrim, yapay zeka ve algoritmik kapitalizm, emeği (işçileri) tarihte hiç olmadığı kadar ikame edilebilir bir “nesneye” dönüştürürken; hep birlikte “nasıl geçineceğiz?” sorusunun ötesine geçip “nasıl bir ülkede/toplumda yaşayacağız?” sorusuna yanıt aramamız gerekiyor.

Dünya ekonomisi, platform kapitalizminin vahşi çarkları arasında dönmeye başlarken, kapitalizmin (neoliberalizmin) geleneksel “çalış ve kazan” formülü iflas etti. Artık “üretim” için “insana” olan ihtiyaç azalıyor, ancak “bölüşüm mekanizmaları” hala 19. yüzyılın kodlarıyla çalışıyor.

Teknoloji kapitalizmi yoksulların ve geniş kitlelerin aleyhine çalışıyor ve gelir dağılımı adaletsizlikleri, eşitsizlik tarihte eşi benzeri olmayan bir “buhran, kaos” düzeyine ulaşmış vaziyette.

“Kriz radikalleşirken”, aynı derecede “çözüm arayışı da radikalleşiyor”

Dahası radikalleşmek zorunda…

Oysa gerçek öyle mi?

Hayır!

Dahası, “şimdilik hayır”…

Bu yazıda, son aylarda ülkemizde de duymaya başladığımız, CHP ve AKP arasında atışmalara da konu olan “Evrensel Temel Gelir (ETG)” konusuna dikkat çekmek istiyorum.

CHP’nin açıkladığı yeni parti programında da iki paragrafla yer bulan ve önümüzdeki haftalarda seçime kadar yürütülecek hükümet programı çalışmaları içerisinde de gündeme getirileceği anlaşılan ETG, dünyamızın, ülkemizin ve toplumların ihtiyaç duyduğu “radikal çözümün” parçası olabilir mi?

Yoksa radikal çözüm ETG değil de, Evrensel Temel Hizmeler (ETH) mi?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) başta olmak üzere solun bu noktada vereceği yanıt önümüzdeki dönemin siyasi ve toplumsal dinamiklerinin nasıl işleyeceğini ve ilerleyeceğini de belirleyecek?

CHP yeni programıyla eskisine göre kayda değer ileri bir adım atmış olsa da, yaşanan krizin boyutuyla mukayese edildiğinde hala “kafaların karışık” olduğu, siyasi karmaşasını, yön arayışını çözemediği anlaşılıyor.

Bu yazıyı, bir ölçüde bu kafa karışıklığını gidermeye, sisi dağıtmaya dönük bir katkı olarak da okuyabilirsiniz.

Henüz zaman varken…

CHP, yeni siyasi mücadelesini, “yoksulluğu yönetmek” değil, “zenginliği toplumsallaştırmak” üzerine inşa etmeli. O’nu siyasi iktidara taşıyacak, bir toplumsal rüzgarın eşliğinde o mertebeye taşıyacak yegane formül bu. Halkın sağduyusunu kazanması, toplumsal rıza üretmesi ancak bu sayede olası olabilir.

CHP yönetimi ve kurmayları bunun aksi yönde “niyet belirtmiş” olsa da, söylemleri, hazırlanan program “neoliberalizmin zihinsel işgalinden” henüz “kitlesel ve kurumsal” olarak kurtulamadıklarının işaretleriyle dolu.

“Yoksulluğu yönetme” ile “zenginliği toplumsallaştırma” arasında iki ana güzergah var: Evrensel Temel Gelir (ETG) ve Evrensel Temel Hizmetler (ETH).

İki basit kavram gibi gözükse de, özü aslında “cebimizdeki paradan” ziyade, “hayatımızdaki haklara” odaklanan büyük yol ayrımını ifade ediyor.

Bir yanda ETG mantığı; “Halka para ver, kendi hallerine bırak, piyasa zaten çözer.”

Öbür yanda ETH yaklaşımı; “Parayı bırak, sağlığı ücretsiz yap, eğitimi kamusallaştır, ulaşımı ucuzlat (hatta kamulaştır), konutu garantiye al.”

CHP kurmay ve yönetiminin açıklamaları (yeni programı dahil), partinin bu kritik tercihte ne kadar bocaladığını gösteriyor.

Gelin birlikte bakalım ve bu iki kavramı biraz daha netleştirerek devam edelim.

İKİ KAVRAM, İKİ DÜNYA GÖRÜŞÜ

Evrensel Temel Gelir (ETG), en basit haliyle devletin her ay yurttaşının hesabına “sorgusuz sualsiz” yatırdığı bir nakit paradır.

Kulağa hoş geliyor, değil mi?

“Al paranı, ne istersen onu yap.”

Ancak burada sinsi bir tuzak var. ETG, bireyi piyasanın içinde tutar. Size para verir ama o parayı yine bir dev market zincirine, bir emlak baronuna ya da bir teknoloji devine vermenizi izler.

Evrensel Temel Hizmetler (ETH) ise bambaşka bir ufuktur.

ETH; barınma, ulaşım, internet, eğitim, sağlık ve hatta temel beslenmenin para ile alınıp satılan bir “meta” olmaktan çıkarılmasıdır. ETH size para vaat etmez; size paraya ihtiyaç duymayacağınız bir kamusal alan vaat eder. Yani, ETH, temel insan haklarıyla ilgili hizmetleri “piyasanın dışına” çıkarır.

Daha iyi kavranması için aşağıdaki tabloda mukayese ederek, zihninizde netleştirebilirsiniz.

Kriter

Evrensel Temel Gelir (ETG)

Evrensel Temel Hizmetler (ETH)

Bireyin Statüsü

Piyasadaki Tüketici

Kamusal Özne / Yurttaş

Ekonomik Etki

Enflasyona yenik düşebilir (Kira artışı vb.)

Fiyat hareketlerinden etkilenmez (Ücretsizdir)

Sosyal Adalet

Gelir eşitsizliğini törpüler

Yaşam kalitesini eşitler

Siyasi Hedef

Yoksulluğu gidermek

Alanı piyasadan koparmak (Metasızlaştırmak)

CHP, BU TARTIŞMADA NEREDE DURUYOR?

CHP’nin “Güçlü Yurttaş, Güvenli Gelecek” temasıyla şekillenen 2025 Yeni Parti Programı, bu tartışmayı Türkiye’nin gündemine taşıyan cesur maddeler içeriyor.

Kemal Kılıçdaroğlu döneminin “Aile Destekleri Sigortası” gibi “hane odaklı” ve “yoksulluk temelli” yaklaşımların ötesine taşan, doğrudan “yurttaşlığı” ve “kamusal hakları” merkeze alan yeni bir perspektif var. Programın, “Sosyal Devlet” ana başlığı altında, “Temel Vatandaşlık Geliri” bölümünde şöyle deniliyor:

“Gelir temelli sosyal politikalar, siyasal manipülasyondan arındırılarak hak temelli ve kalıcı bir yapıya kavuşturulacaktır. Bu amaçla temel vatandaşlık geliri uygulaması hayata geçirilecektir. Gerçekçi bir gelir testinin ardından yoksulluk sınırının altında kalan her birey bu destekten yararlanabilecektir. Aile içinde kadının en yüksek gelir desteğini aldığı, diğer bireylerin belirli katsayılarla desteklendiği bir yapı kurulacak; sayıları giderek artan tek kişilik haneler de bu desteğin kapsamına dahil edilecektir.

Yurttaş eşit ve özgür değilse demokrasi kırılgandır. Bu nedenle temel vatandaşlık geliri uygulamasıyla, güvenceli istihdamdan yoksun yurttaşların, yurttaş olmaktan gelen haklarıyla sosyal yardımlara erişmeleri sağlanacaktır. Bu uygulamayla siyasi parti ve iktidarların sosyal yardımları siyasi saiklerle suiistimal etmesi engellenecektir.”

Yeni program ileri adımlar içermesine rağmen kafa karışıklığının sürdüğünü söylememiz gerekiyor. ETG’nin “bir gelir testine” bağlanması, hala belirli ölçüde “hane halkı” dikkate alınarak ETG’nin “belirli katsayılar” gibi kriterlerle dağıtılmasını öngören belirsiz bir yapıya endeksli gri alanlar var.

CHP şu sıralar “Cumhurbaşkanlığı Ofisi”nde oluşturduğu yeni ekiple hükümet programını oluşturma telaşında. Şubat ayında seçim vaatleri somutlaştırılıp halkın karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Programdan sonra ETG’yle ilgili nasıl somut vaatler oluşturulacak hep birlikte göreceğiz.

PİYASANIN KISKACINDAN YURTTAŞIN ÖZGÜRLÜĞÜNE

Bugün dünya, üretilen zenginliğin neden sadece küçük bir azınlığın elinde toplandığını sorguluyor.

Demokratik sosyalist bir bakışla bu krizin çözümü, “mülkiyet” ve “bölüşüm ilişkilerinin” radikal bir biçimde yeniden düzenlenmesinden geçiyor; yazının başında vurguladığımız gibi krizin radikalleşmesine karşı çözüm de radikal olmalı…

İşte radikal çözüm beklentisi ETG ile ETH arasında yolların radikal biçimde ayrılmasını gerektiriyor ki, halkın karşısına vaatleriyle çıkmaya hazırlanan CHP de bunu yeniden düşünmeli ve programını bana göre acilen revize etmeli.

Açık ve cesurca sormamız gerekiyor:CHP'nin bu yeni programı sistemi ne kadar dönüştürebilir?”

Eğer sadece “Yurttaşlık Geliri” verip piyasayı kendi haline bırakırsanız, bu kapitalizmin “yaşam destek ünitesi” olmaktan öteye gitmez. Ancak programdaki “Kamusal Yatırım Hamlesi” ile ETH birleştirilirse gerçek bir kırılma yaşanır.

Demokratik sosyalist perspektif açıdan, CHP’nin politik mücadelesini ETH ağırlıklı bir senteze oturtması gerekiyor. Çünkü ücretsiz ulaşım, ücretsiz internet ve kamusal barınma, sermayenin işçi sınıfı üzerindeki “açlıkla terbiye etme” gücünü elinden alır.

Yapay zeka devrimi, üretim maliyetlerini düşürürken işsizliği artırma potansiyeline sahip. Bu yeni dünyada ETG yurttaşlar için bir “teselli ikramiyesi” olabilir.

Silikon Vadisi’nin milyarderleri (Elon Musk, Mark Zuckerberg gibi) neden ETG’yi savunuyor sanıyorsunuz?

Çünkü biliyorlar ki yapay zeka milyonları işsiz bırakıyor. Eğer bu kitlelere bir “sus payı” (ETG) vermezlerse, sistem çökecek. ETG, bu haliyle kapitalizmin ömrünü uzatan bir “yaşam destek ünitesi”dir.

Demokratik sosyalizm ise şunu söyler: Verimliliği yaratan o robotlar ve algoritmalar hepimizin ortak mirasıdır. Öyleyse onlardan elde edilen artı değer, birilerinin hesabına üç kuruş para olarak değil; toplumun her kesimine ücretsiz ulaşım, bedava enerji ve kesintisiz internet olarak dönmelidir.

ETH, teknolojinin yarattığı verimliliğin doğrudan halkın hizmetine sunulmasıdır. Robotlar üretiyorsa, o üretimin meyvesi olan “enerji, ulaşım ve bilgi” her yurttaşa “bedelsiz” sunulmalıdır.

CHP’nin yeni programındaki “Teknolojik Dönüşüm ve Dijital Haklar” vurgusu, bu realiteyi ıskalamamak adına kritik bir adım.

Ama daha kritik olan nokta şu, dünyada ve Türkiye’de bugün en büyük sorun “nakit para” eksikliğinden ziyade, nakit paranın “alım gücünün” piyasa tarafından yutulmasıdır.

Oysa Türkiye'nin dramı açık: “Çökmüş sağlık sistemi, fahiş özel hastane ücretleri, paralı hale gelen üniversiteler, ulaşılamaz konut fiyatları, insanı ezen kira bedelleri, astronomik gıda enflasyonu.”

Vatandaş her ihtiyacını piyasadan almak zorunda ve piyasa tamamen “tekelleşmiş” durumda.

Şimdi bu ortamda CHP gelip ETG ile ayda 20 – 30 bin lira vereceğini söylüyor.

Güzel, ama sonra?

O aile hastaneye gidecek, muayene 8 bin lira, tahlil 5 bin lira, ilaç 2 bin lira; tedavi giderleri hayal sınırlarını bile zorluyor. Çocuğunu üniversiteye göndermek isteyecek, özel üniversite en ucuzu 500 bin lira, devlet üniversitesinde bile yan masraflar binlerce lira. Ev kiralamak isteyecek, kiralar en ucuzu 20-25 bin lira.

Gördünüz mü çelişkiyi?

Verdiğiniz para anında piyasaya akıyor, vatandaşın eline hiçbir şey kalmıyor. Üstelik o para enflasyonu körüklüyor, çünkü “arz genişlemiyor”, sadece “talep artıyor”.

Sonuç: “Fiyatlar daha da yükseliyor, nakit destek yetersiz kalıyor, kısır döngü devam ediyor.”

Türkiye'nin gerçek ihtiyacı ne?

Kamusal sağlığı yeniden inşa etmek. Muayene, tahlil, ameliyat, ilaç tamamen ücretsiz olmalı.

Üniversiteleri tekrar ücretsizleştirmek, her gencin kaliteli eğitime erişmesini sağlamak.

Kamu konutları inşa etmek, “kamusal kiralık konut” projelerine yönelmek.

Toplu taşımayı genişletip ücretsiz veya sembolik fiyatlı yapmak.

İnternet ve enerjiyi kamusallaştırıp ücretsiz hale getirmek.

İşte ETH budur.

Ve Türkiye gerçekliğine tam oturuyor.

CHP'NİN STRATEJİK HATASI

CHP'nin Kemal Kılıçdaroğlu döneminde “Aile Sigortası”, Özgür Özel döneminde açıklanan yeni programdaki “ETG vaadi”, aslında partinin stratejik kafa karışıklığının bir yansıması.

Parti “sosyal demokrat” kimliğini yeniden inşa etmeye çalışıyor ama “neoliberal dönüşümün gölgesinden” çıkamıyor. Bir yandan “devlet/kamu geri gelecek” diyor, öbür yandan “piyasayı” olduğu gibi kabul edip ona para pompalamayı öneriyor.

Yani ETG, popülist bir hamle gibi duruyor.

İnsanlar kitlesel olarak işsizleşirken “Herkese para vereceğiz” sloganı çekici kuşkusuz.

Ama derinlemesine bakınca gerçek şu: “Yapısal hiçbir şeyi değiştirmiyor”.

Hatta bazı açılardan mevcut sistemi pekiştiriyor. Özel hastanelere, özel okullara, emlak spekülasyonuna, market zincirlerine “yeni müşteriler” gönderiyor.

Oysa CHP'nin yapması gereken çok daha radikal: “Cesur bir ETH programı sunmak”.

“Sağlıkta cepten ödeme sıfıra inecek”; “Üniversite paralı değil, parasız olacak”; “Her gence iş, her aileye ev, kamu konut seferberliği başlatacağız”; “Metroyla, otobüsle şehir senin, toplu taşıma ücretsiz.”

Bu söylem ve sloganlar sadece popüler değil, aynı zamanda dönüştürücü.

Sermaye karşısında “toplumsal güç” inşa ediyor, “kamusal alanı” genişletiyor, “demokratik sosyalizmin” yolunu açıyor.

Ama CHP ne yapıyor?

ETG ile basit bir versiyonunu sunuyor, ardından da kamusal hizmetlerden bahsedip ideolojik karmaşa içinde kayboluyor.

Bu tutarsızlık yurttaşa güven vermeye yetmeyecektir.

CHP NE YAPMALI?

Bu yüzden CHP ve muhalefetin yeni siyaset dili; "Hayatı piyasadan geri alıyoruz" sloganı etrafında örülmeli.

CHP’nin 2025 Yeni Programı, Türkiye solunun “liberal pansumanlardan” kurtulup gerçek bir sosyal devlet vizyonuna yönelmesi için önemli bir “başlangıç fırsatı” sunuyor.

“ETG” gibi kısıtlı modellerin yerini alan “ETH” ve “kamusal hizmet” vurgusu, demokratik sosyalizmin “insan onuru” idealine çok daha yakın.

Unutulmamalı ki; piyasanın hüküm sürdüğü bir düzende, para sadece el değiştirir. “Gerçek özgürlük”, hayatın temel alanlarını “paranın egemenliğinden” kurtarmaktır. Muhalefetin görevi, yurttaşı piyasada “müşteri” olmaktan çıkarıp, kendi geleceğinin “paydaşı” yapmaktır.

“Gelecek, cebimizdeki kağıt paralarda değil, hepimize ait olan ücretsiz ve kaliteli kamusal haklardadır.”

NASIL ANLATILMALI, NASIL ÖRGÜTLENMELİ?

Diyelim ki CHP stratejik kararını verdi, ETH’yi seçti. Şimdi ne yapmalı? Bunu halka nasıl anlatmalı?

Birincisi, soyut politika belgelerine odaklanmayı bırakmalı. Somut vaatlere odaklanmalı.

“Cebinizden sağlık ücreti ödemeyi bitireceğiz” demek, “sağlık hakkını güçlendireceğiz” demekten bin kat etkili.

“Ücretsiz veya çok düşük maliyetli kamusal konut yapacağız” demek, “konut politikası geliştireceğiz” demekten çok daha güçlü.

İkincisi, örneklerle anlatmalı. Hatta eski Türkiye'yi anlatmalı. “Anneniz babanız hatırlar, sağlık ocaklarına, hastanelere giderdik, hiç para ödemezdik, şimdi her şey paralı oldu. Biz eskisinden de daha iyi hale getirecek, sağlık hizmetini tamamen ücretsiz yapacağız.”

Üçüncüsü, karşılaştırmalı. “Biz size ayda 3000 lira veririz, siz hastaneye 5000 lira ödersiniz. Ya da hiç para vermeyiz, hiç para ödemezsiniz. Hangisini tercih edersiniz?” İnsanlar aptal değil, aradaki farkı görecektir.

Dördüncüsü, sahada olmalı. Mahalle mahalle, ev ev dolaşılmalı, sağlık ocaklarında, meydanlarda, fabrikalarda toplantılar yapılmalı. Genç işsizlerle, emekçilerle, kadınlarla buluşulmalı. ETH, teknik bir politika değil, günlük hayatı değiştirecek bir devrim olarak anlatılmalı.

Beşincisi, örgütlenmeli. Sadece seçimden seçime değil, sürekli. Ayrıca bu örgütlenme yalnızca bir parti içi organizasyon olarak düşünülmemeli. Yurttaşları ve STK’ları da kapsayan “sağlık için mücadele komiteleri”, “konut hakları dernekleri”, “toplu taşıma kullanıcıları platformları” kurulmalı.

Özetle, “ETH'yi toplumsal harekete dönüştürmeli”.

GERÇEĞİ KAVRAMAK İÇİN BİR YENİLGİYE DAHA İHTİYAÇ YOK!

Hep birlikte tarihsel bir kavşaktayız.

Neoliberalizm çöküyor; otoriterleşen rejimler toplumları eziyor; iklim krizi kapıda.

İnsanlar “gerçek bir alternatif” bekliyor.

ETG o alternatif değil.

Günü kurtarmak için atılan popülist bir adım. Yarın unutulacak, etkisi kalmayacak.

Ama Evrensel Temel Hizmetler, işte o başka. O, toplumun “özgürleşmesi, kamunun yeniden inşası, piyasanın tahakkümünün kırılması” demek.

CHP eğer gerçekten değişim istiyorsa, bu bayrağı cesaretle kaldırmalı.

ETG’yi bir kenara bırakıp net bir şekilde haykırmalı: “Sağlık ücretsiz olacak, eğitim ücretsiz olacak, konut herkesin hakkı olacak, ulaşım halkın olacak.”

Bu sadece bir “ekonomi programı” değil, bir “özgürlük manifestosu”.

Çünkü özgürlük, piyasanın insafında olmamaktır. Özgürlük, hasta olduğunda tedaviye, öğrenmek istediğinde okula, barınmak istediğinde eve kavuşabilmektir.

Hiçbir “koşul”, hiçbir “fatura” olmadan.

Bugün içine saplandığımız kapitalizmin buhran ve kaosundan çıkışın doğru yol budur.

CHP bu yolda yürüyecek “cesareti” gösterebilir mi?

Hep birlikte göreceğiz.

Er ya da geç, bu “radikal krizin” sonunda varılacak “radikal çözüm” eşiği burası…

O yüzden diyorum ki, “Ey CHP”, nafile çabalarla zaman harcama, varılacak yere gecikme, er zamanda harekete geç.

Bu gerçeği anlaman için “piyasaya ve onun temsilcilerine” karşı bir seçim yenilgisi daha almana gerek yok; mücadeleni doğru alanda yap!

Umarım, CHP ve temsilcileri yaşadığı bu sıcak gündemin içinde boğulmadan bunlar üzerine düşünecek bir “mecal”, dahası bu noktada cesaretle adım atacak bir “dirayet” bulabilir!

Ama şu akıldan çıkarılmasın: Halk “gerçek bir değişim” bekliyor, “sus payı” değil!

Mücadele devam ediyor.

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.