Türkiye tarihi günler yaşıyor.
Günün en güncel sorusu “CHP bölünüyor mu ve Özgür Özel yeni bir parti kurmalı mı?”
Benim yanıtım, “evet”, artık zaman kaybedilmeden “yeni bir parti” ile yola devam edilmeli.
21 Mayıs 2026’dan itibaren “Butlan Kemal” ile iktidarın kurduğu oyun planı gri alandan çıkarak netleşti ve Özgür Özel, bu hukuksuzluk ve adaletsizlikle enerjisini boşa harcamamalı.
Gerçeklik, “bir ihtimal daha var”ın çok ötesinde; “bağımsızlığını ve özerkliğini” yitirmiş yargı erkinde o ihtimalin ihtimali yok!
“Yeni bir sayfa açma”, halkın bağrında filizlenen “toplumsal meşruiyet akışı” bir destek rüzgarına, bir çağlayana, bir fırtınaya dönüştürülmeli.
Birgün Gazetesi’nde Merdan Yanardağ’ın kaleme aldığı “Yeni parti kaçınılmaz!” yazısı mevcut durumu gayet güzel özetliyor.
Normal zamanlarda, normal koşullarda, standart bir hukuk düzeninde, öngörülebilir bir siyasal sistem içerisinde değiliz.
Anayasa’nın yok sayıldığı, yetkisiz mahkemelerin, hukuksuz kararlar verdiği, yetkili olanların başını kuma gömdüğü koşullarda, İsmail Saymaz, Nevşin Mengü gibi isimlerin “yeni parti karşıtı” dile getirdikleri savunularının hiçbir tutarlı çerçevesi bulunmuyor.
Söylemleri, mantık ve analiz yönelimleri muhalif cephe içinde konumlanıp, muhalif hareketi sönümlendirme, paratonere etmekten ibaret.
Mağdurun hakkındaki fermanı çaresizce, eylemsizce, tayin edilen hali kabullenmeye razı etmeye çalışmak; bunu temelsiz, tutarsız bir izaha girişmek olsa olsa gaflete sürüklemektir.
Halkın gözünün içine baka baka “iradesi” gasp edilirken, demokrasinin temelini oluşturan seçimler bir kişi ve grubun beklentisine uyacak şekilde tasarlanmaya çalışılırken, tarihe bakıp örnekler çıkarmak, toplumun kabaran öfkesini dindirmeye yetmez.
Yeni parti CHP’yi bölmez!
Aksine, “uydurulmuş ve hatta kendi yargı süreci bile tamamlanmamış” bir mahkeme kararıyla yönetimi ele geçirilmiş, gasp edilmiş bir partinin bölünmesinden söz edilemez…
21 Mayıs’tan sonra bölünecek bir parti kalmamıştır. Bölünme halinden ancak olağan bir parti içi süreçlerin içerisinde alınacak karar ve tercihler için söylenebilir.
Oysa Özgür Özel ve arkadaşları 21 Mayıs’tan beri CHP’nin fiilen kapatıldığının doğrulamasını ve sağlamasını yapmıştır.
Doğrudur ve onlara ayrılan süre dolmuştur.
Görünen köy kılavuz istemez.
Özgür Özel, iktidarın bir sonraki adımını bekleyerek ve o adımlara karşı her defasında bir savunma ve direniş hattı oluşturarak ilerleyemez.
CHP üyeleri de, halkın geneli de yeterince gerçeği görmüş ve kavramıştır.
Ülkemizin ve halkımızın maruz kaldığı bu büyük saldırı, her günün, her saatin değerli olduğu gösteriyor.
Durmayacaklar, ilerleyecekler…
Özgür Özel de durmamalı…
Kurulan planları görmek ve anlamak, ne yapmak istediklerini kavramakla yetinilemez, halka yaslanan yeni bir siyasi güç merkezi inşa edilmeli.
Yeni partiyle, yeni bir savunma ve devamında kuruluş hattı oluşturulmalı.
Yeni bir parti CHP’nin bölünmesi olmayacağı gibi, “çoğalmanın ve büyümenin” de kaldıracı olacaktır.
“Gidenler” yürüyüşte çoğalırken, “kalanlar” tarihin çöplüğüne doğru gidebilir!
İktidarın paçalarına tutunanlar, medet umanlar, derman dileyenlerden “arınmanın” iyi bir katalizörü olabilir yeni parti…
Kendiliğinden ve doğal bir ayrışma ve arınma…
Bazen sancılı “anlar” ve “duraklar” olsa da…
İktidarın “yeni bir şubesine” dönüşen, “doğal ittifakına” sürüklenen ve “fiilen kapatılmış” olan CHP ile yollarını ayıracakların ayrılması, bir özgürleşmenin, çoğalmanın, yeni bir coşkunun, yeni bir kuruluşun başlangıcıdır.
Halkın vicdanı bir “logo” ve “tabeladan” ibaret değildir.
İktidar halkın umutlarını besleyecek ve yeşertecek yeni bir politika ve söylem üretemiyorsa, rakibinin umut olmasını engellemeye çalışıyor olması, ayakta kalacağı ve kazanacağı anlamına gelmez.
İslam Özkan’ın Medyascope’ta yazdığı “Ağacın kurdu kendindendir” yazısında çok güzel tespit ettiği gibi:
“İktidarın giderek daha çok tükenmesinin temelinde, kendi kendini yok eden bir kısır döngüye girmesi yatıyor. (…..) Hegelyen bir diyalektikle örnek vermek gerekirse; muzaffer olan, zaferini korumak için adalet, hak ve hukuk gibi kendisini yükseltecek unsurlara değil güç unsurlarına yapışır. Zaferin adalet ve meşruiyetle değil, kaba güç ve şiddetle geldiği zehabına kapılır. Böylece tarihsel bir ironiye de imza atmış olur.
(…..)
Gücü elinde tutanlar, niyet ettiği hedefin tam zıddını, bizzat eyleminin büyüklüğü ve kibri yüzünden kendi elleriyle inşa eder. Muhalefeti bölmek isterken, tam tersine yaptığı hukuksuzluğun yarattığı öfke nedeniyle onları birleştirir. Muhalefet içinde birbirine iyi gözle bakmayanlar bile, bu an çatışma anı değil, diyerek dayanışma ve topyekûn mücadele çağrısı yaparlar.”
İktidarın yenmeye çalıştığı ve 21 Mayıs’a kadar CHP’de simgeleşen yeni bir geleceğe ve iktidar değişimine olan umut ve inançtır. Parti ismi ve logosu tarihsel anlam ifade etse de, aslolan “umudun özü ve kendisidir.”
Su akar ve yolunu bulur; bu umut rahatlıkla yeni bir partiyle taşınabilir!
“Partiye” butlan ilan edilse de “vicdana” butlan ilan etmek mümkün değil!
O yüzden, enerji sönümlenmeden, umutlar ötelenmeden, doğru zamanda harekete geçmek çok önemli…