SON DAKİKA
Hava Durumu

ABD’de hiçbir şey olmuyorsa bile bir şeyler oluyor!

Yazının Giriş Tarihi: 03.07.2026 00:12
Yazının Güncellenme Tarihi: 03.07.2026 00:21

Bugün sizi iç siyasetten alıp biraz dışarılara götüreceğim.

Ama itiraf etmeliyim ki benimki biraz kulağı tersten göstermek gibi olacak.

Hani, dışarı demişken de epey uzaklara…

Amerika Birleşik Devletleri’ne…

Biliyorum, hemen içinizden itiraz ediyorsunuz, “ABD’nin neresi uzak, o hep içimizde zaten”, diye naifçe bir tebessüm atacaksınız.

Zaten bu yazıyı da bu yüzden yazıyorum, bize uzak gibi görünen bu cihan devletinin içinde, hem de tam göbeğinde olanların dönüp dolaşıp içimize de sirayet etme mayasını taşıdığını anlatmak…

Biraz da derdim bu…

Neler mi olup bitiyor!

Sabırsızlığınızı anlıyorum; hadi gelin sohbete başlayalım.

ABD’de 2020-2024 arasında paranteze alınmış Joe Biden dönemini de dahil ederseniz yakaşık 12 yıldır Donald Trump rüzgârı esiyor.

“Uykucu Joe” diye diye adamın başını yedi, müstakbel kral adayı Donald!

2016’dan beri “alayına isyan” halinde önüne kim çıkarsa ayar vermeye, mahallenin bıçkın delikanlısı gibi yoluna çıkan herkese omuz atmaya başlayınca külhanbeyimize de ayar vermeye başlayan “Tatar Ramazan’lar” da çıkmaya başladı ha keza!

Yalnızca cihanda değil, kendi yurdunda da ayarını bozanlar, öyle “enseye şaplak” Deli Dumrul gibi gezemeyeceğini gösterenlerin de endamı gözüktü.

Ruh halime verin, biraz ağdalı cümlelerle giriş yaptım belki ama insan Trump’ı düşününce bundan da kendini alamıyor…

Ancak Trump kadar ciddi olabiliyorum! ????

Ruh halimi bozmayın lütfen, izin verin devam edeyim!

Bugün de böyle olsun!

Gelelim esasa…

O ESKİ HALLERİNDEN ESER YOK ŞİMDİ!

Donald Trump, “ona vergi buna vergi” haykırışları, “orası benim burası benim; vermezsen küserim, olmazsa keserim” nidalarıyla kimi ülkenin devlet başkanını kaçırarak (Venezuella), kimi ülkelerin iç işlerine müdahale edip devlet başkanını emir eri aşırı sağcı bir isimle değiştirterek (Arjantin, Şili, Honduras, Brezilya, Bolivya ve son olarak Kolombiya); kimi zaman da, isteyene “tank tüfek”, isteyene “para pul”, isteyene de “meşruiyet” vererek arz-ı endam edince çarşı karıştı…

Üstelik, “bu alemin kralı benim” diyerek ortalıkta caka satıyor.

Elbette, “kaşıkla verip kepçeyle almak” üzere…

Dışarıda, “alem buysa kral sensin” diyen ve peşine takılan çok olsa da, içeride, “ateş olsan cürmün kadar yer yakarsın” diyen namzetlerle ve çorap söküğü gibi ilerleyen, kartopu gibi büyüme emareleri veren yeni bir kalkışmayla da tanışıyor.

Filistin’de, Irak’ta, Suriye’de işler tıkır tıkır ilerlerken, Latin Amerika ülkelerini “Donreo Doktrini” ile sıraya dizip arka bahçesi haline getirirken, önce İran, sonra Macaristan’da Peter Magyar isimli bir zat partiyi bozmaya tenezzül etti.

Ama esas can sıkıcı olan, “pişmekte olan aşa soğuk su katan” içerdeki isyankârlar oldu.

Bernie Sanders (Senatör - Demokratik Sosyalist), uzun yıllardır protestocu “huysuz ihtiyar” modunda “sosyalizm, komünizm” şakaları, öcüleri ile idare ediliyordu da, Alexandria Ocasio-Cortez (Temsilciler Meclisi Üyesi - Demokratik Sosyalist) ile birlikte kahkahaların yerini acı tebessümler almaya başladı!

Ama “Demokratik Sosyalist” Zohran Mamdani’nin geçen yıl cesurca, açık bir siyasi programla ve meydan okuyarak New York Belediye Başkanı seçilmesi, kaşların çatılmasına, sermayenin kalbine “yoksa… acaba… acaba?” korku tohumlarını ekmeye, tansiyonlarını yükseltmeye başladı.

Haklılar…

O eski hallerinden eser yok şimdi!

Izdırap içinde kaygılılar şimdi!

Lâkin korkunun ecele faydası yok!

Ne ektilerse onu biçmeye başladılar…

Yıllar boyunca, “Hep bana lüp bena” diye diye, dünyanın her yerinde ve elbette kendi ülkelerinde de her şeyi yuttular; üç beş tane şirket, bir avuç insan “girişimcilik, rekabet, liberalizm, kapitalizm” kılıfıyla tüm zengiliklere, refaha el koydu.

“Kamuya” ait, “halka” ait, “ortak derde ortak derman olan” ne varsa el koydular, çalıp çırptılar…

Hastaneleri, okulları, enerji santrallerini ve dağıtım şebelerini, kara ve demiryollarını, su şebekelerini, telekom altyapılarını, kamu konut ve lojmanlarını, kamu sosyal tesislerini, kamu bankalarını…

Yetmedi…

Umutları, hayalleri, ruhları, zihinleri; geçmişi ve geleceği…

Teker teker, bazen de toplu halde yağmaladılar…

Her şeyi alınıp satılan, bir fiyatı olan “nesneye” (ürüne) dönüştürdüler; insanın en temel yaşam hakkı, onuru dahil…

Kurdukları sistemle insanları hasta edip (bedenen, zihnen ve ruhen), kusuru da onlara yükleyip, bu hastalıkları dahi paketleyip paketleyip ürün haline getirip sattılar.

Düşünün, öylesine vahşi bir düzen!

KESER DÖNDÜ SAP DÖNDÜ, GÜN GELDİ HESAP DÖNDÜ!

Bu bir avuç azınlık, her fiyat etiketiyle kârlarına kâr, sermayelerine sermaye katarken, “faiz politikaları, vergi oranları ya da vergi afları” ile sınırsız bir zenginleşme çarkı kurarken, bunun bedelini ödemeyi emeklerinden başka sahip oldukları hiçbir şeyleri olmayan milyarlarca işçiye, işsize, yoksula, mülksüze yıktılar.

Semirdiler, semirdiler, semirdiler; halkların açlık ve sefaleti pahasına!

Dolar milyarderliği kesmedi, trilyon dolar mertebelerine terfi ettiler…

Mutlu azınlık “zevk-ü sefa içinde arşa endam ederken”, milyarlarca insan “gam ve kasavet çekmeye” terk edildi…

Eeee, sonunda olacağı buydu; “keser döndü sap döndü, gün geldi hesap döndü…”

Zohran Mamdani, New York’ta kıvılcımı ateşledi, ilk domino taşını düşürdü…

Sonrası çorap söküğü gibi gelmeye başladı.

Oregon, California, Arizona, Georgia, North Carolina, Pennsylvania, Vermont, Utah, Maryland, Washington DC ve son olarak Colorado’da Demokratik Sosyalist’ler önemli başarılara ve zaferlere imza attılar.

Daha geçen hafta Demokrat Parti’nin yerleşik elitlerine karşı Mamdani desteğiyle New York’ta ön seçimde “Demokratik Sosyalist” adaylar Claire Valdez, Darializa Avila Chevalier ve Brad Lander zafer kazandı ve Kasım 2026 ara seçimlerinde Kongre’ye gitmelerine kesin gözüyle bakılıyor.

İki gün önce Colorado Denver 1. Bölgesi Temsilciler Meclisi için yapılan ön seçimde de “Demokratik Sosyalist” 29 yaşındaki Melat Kiros, 29 yıldır o koltukta oturan kurulu sistemin temsilcisi Diana DeGette’yi açık ara farkla ezdi geçti.

Bunlar yalnızca örnekler…

ACI VE ÖFKE KURULU DÜZENE YÖNELDİ

Belediye Başkanlıkları, ABD Senatosu ve Temsilciler Meclisi ön seçimleri, eyalet meclis ve senato ön seçimleri gibi alanlarda yüzlerce örnek var…

Demokrat Partili Colorado Temsilciler Meclisi Başkanı Julie McCluskie’nin Amerikan sağının önemli yayın organlarından Axios’a verdiği demeç çoğu şeyi özetliyor:

“Farkında olmadığımız bir alt akım var, insanların hissettiği acı ve öfke ve bunu kurulu düzene yönelttiler.”

Tek bir cümle sistemin tüm krizini ve çöküşünü özetliyor aslında…

Gerçeklikten o kadar koptular ki insanların hissettiği acı ve öfkenin farkında bile değiller…

Bugünlerde tepkinin “kurulu düzene” yönelmesinin henüz öncü şoklarını yaşıyorlar.

Geçen hafta New York’ta “Demokratik Sosyalist” adaylar önseçimlerde ezici üstünlük sağlayınca Cumhuriyetçi Başkan Donald Trump da fena gerildi; DSA adaylarını hedef alarak açtı ağzını yumdu gözünü: Bunlar Amerikan yaşam tarzını tamamen yok etmek isteyen komünistler.

“Yaşam tarzından” kastettiği “Yağma Hasan’ın Böreği” gibi her şeye saldıran ve el koyan kendisi gibi sermaye sınıfı ve onların konfor ve düzeni.

Ve devam ediyor Trump:

“Yiyecek olmayacak, konut olmayacak, ordu olmayacak, hukuk ve düzen olmayacak. Hiçbir şey olmayacak. Her bakımdan üçüncü dünya ülkesi olacaksınız ve herkes ya acı çekecek ya da ölecek. Olan budur.”

Vay arkadaş, duyan da milyonlarca yurttaşı sanki bunlara sahip de bütün bunlar komünizm gelince elden gidecek!

Yahu, şu anda Amerikan halkının isyanı zaten bunlar olmadığı için yaşanıyor.

Öyle ise ABD’ye çoktan komünizm gelmiş de zat-ı şahanelerinin haberleri yok! ????

O DEDİĞİN SERMAYE SINIFINA GÜZEL YASA!

Bakın Trump ikinci döneminde göreve gelir gelmez "One Big Beautiful Bill Act" (Büyük, Güzel Tek Yasa) diye bir yasa çıkardı.

Ne yaptı bu yasayla?

Tarihin en büyük kesintisiyle, yalnızca bu yardımlarla beslenebilen 4 milyon kişinin gıda yardımı (SNAP) tamamen kesildi ve açlığa terk edildi. (Haşa, sakın komünizm gelmesin, gelirse hemen bunu yapacak, öyle mi?)

Mülteci ve sığınmacıların gıda yardımı tamamen kesildi.

Sağlık sigortası pirim destekleri 1 Ocak 2026 itibariyle kesildi. İlk etapta 1 milyon, ama orta vadede 6 milyon dar ve orta gelirli kişi sağlık hizmetlerinden mahrum bırakıldı. (Sakın komünizm gelmesin, yoksa hemen insanları sağlık hizmeti dışında bırakır, öyle mi?)

Yetmedi, Trump efendi 10 milyar doları aşkın çocuk bakımı ve sosyal aile yardımı fonunu dondurdu.

Doymak bilmedi, “sanat ve beşeri bilim fonları”, “engelli istihdam ve destek programları” ya iptal edildi ya da önemli ölçüde kısıtlandı.

Tüm bunlar yapılırken aynı yasayla ne yapıldı?

ABD’deki en zengin %10'luk kesime, çok uluslu şirketlere ve büyük varlık sahiplerine 10 yıllık bütçe projeksiyonunda yaklaşık 2,3 trilyon dolarlık doğrudan vergi avantajı sağlandı.

Yasanın getirdiği toplam 3,4 trilyon dolarlık bütçe açığının %70'e yakını doğrudan en zenginlerin vergi indirimlerinden kaynaklanıyor.

İşte yok olmasından korktukları ve “komünizm/sosyalizm” heyulasının arkasında telaşla gizlemeye çalıştıkları “yaşam tarzı” bu…

Ama dedik ya, korkunun ecele faydası yok…

BUNLAR DAHA İYİ GÜNLERİ…

Peki, “Demokratik Sosyalistler” halka ne vaat ediyor ve neden bu kadar hızla destek buluyor?

“Zenginlerin ağır vergilendirilmesi, herkes için sağlık, kira kontrolü ve kamusal konut, 32 saatlik çalışma haftası, yeşil yeni düzen, savaş makinesinin durdurulması, sınırların açılması ve göçmen hakları.”

Halk “yoksullaştıkça ve mülksüzleştikçe”, bir avuç insana “servet transferi hızlandıkça” insanlar daha fazla “Demokratik Sosyalist” politikacıya kulak veriyor ve coşkuyla desteklemeye başlıyor.

Diyeceksiniz ki, “ABD’nin derdi seni mi gerdi!”

Dedim ya daha yazının başında, “ABD içimizde yaşıyor, orada olup bitenlerin eninde sonunda bize de bulaşması, sirayet etmesi” kaçınılmaz…

1945’te ABD merkezli kurulan küresel neoliberal düzen, 250 yıllık bir ekonomi modeli (kapitalizm) çöküyor. (Gerçi 2008 krizinde çöktü, o tarihten beri sağlaması yapılıyor.)

Yalnızca yerkürenin herhangi bir yerinde değil, sistemin kurucusu ve hegomonik gücünün kalbinde de yıkılıyor.

Demem o ki, gözünüz ağır dertlerle boğuştuğumuz memleketteyken, bir kulağınız da oralarda olsun…

Keza, ABD’de hiçbir şey olmuyorsa bile kesin bir şeyler oluyor! ????

Yaşanacak tsunaminin dalgaları bizim sahillere de gelecek…

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.