SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Yeşil-Beyaz bir aşk

Yazının Giriş Tarihi: 16.09.2012 23:29

Her koşulda, üstelik çok önemli kemikleşmiş bir kesimde, her tür olumsuzluğa karşın, devam ediyor, eder...

Ne diyor tribünler:

Övünmekte çok haklıyız  / Sonuna kadar biz Bursalıyız. / İyi günde, kötü günde /
Sonuna kadar biz Bursalıyız...

Ve diğer taraftan yine sesler yükselir:

Bursamızsın sen, bizim canımız / Yeşil ve beyaz akar kanımız / Seviyoruz seni can-ı gönülden / Bursamızsın sen, bizim canımız...

Hangi birini yazayım ki, hepsi birbirinden duygusal sözler. Ve fark ettiyseniz eğer, kayıtsız şartsız içten içe sevgi besler...

ŞAMPİYON...

Tribünlerden başlamak istedim bu kez.

Sözlerini hatırlatıp kendilerine; yeşil beyaz üzerine serilmek istenen küllere karşı, sürekli uyanık olmaları gerektiğini, hatırlatmak istedim.

Çünkü, Türkiye'nin pek çok kenti, üzerinde çok konuşacağı ve bir şekilde gönül bağı kuracağı, ezber bozan bir şampiyon ile tanışmıştı önceki sezon.

26 yıldır; İstanbul üstünlüğü, öyle ya da böyle sürüyor-du.

O sezon olmadı.

Para ile oluşturulan takımlar; daha güçsüz, ama ekip olabilmiş yeşil-beyazlı camianın, amansız mücadelesine tanıklık etmiş, Bursaspor şampiyon olmuştu.

Düş gibi...

OLMADI

Garip sezonlar izledik sonra...

Tarihi fırsatlar olmasına karşın, şampiyonluktan uzak bir Bursaspor'a tanıklık etti tribünler.

'Büyük balık, küçük balığı yer' diyenlere inat, bir türlü 'küçük hızlı balık olma' şansını iyi kullanamadı bu camia.

Oysa, liglerin en zayıf dönemleri yaşanıyor, fırsat üstüne fırsat çıkıyordu Bursa'ya.

Ve zamanı ve de koşulları iyi analiz edemeyen bir Bursaspor izleyip, orta sıralarda gezindi sezonlarda...

İçinde hep bir umut, şampiyonluk aşkıyla...

Olmadı.

HATIRLAYIN!

Bursaspor, Anadolu futbolunun bitmek-tükenmek üzere olan kötü gidişine 'dur' diyerek, önder olup, örnek oluşturmuş; medyanın tamamı, 'Bursaspor futbolda devrim yaptı' incileri döktürmüştü...

'Futbolda Anadolu Devrimi' üzerine, şampiyonluk yazıları-belgeselleri de hazırlandı o dönem...

Öyle ki; öğrenilmiş çaresizlik ile kırmızı/sarı/lacivert ve de siyah beyaz renklere olan düşkünlük, yerini yeşil/beyaz uyumuna bırakmış, kent, simge rengini, yeniden fark etmişti.

Çocuklar, gençler ve belki de neden İstanbul kulüplerinin peşinde olduğunu, hala çözemeyenler(?)  aidiyet duygularını hatırlayıp, doğal sonuç ile bu kentin takımına, yeniden aşık olabilmişti

16 Mayıs itibarıyla; Anadolu kulüplerinin ve futbolseverlerin, yeni bir örnek modeli/idolü, yeni umutları vardı. Yeşermedi...

Yine olabilir mi?

Tren kaçtı sanki...

SÖZÜN ÖZÜ

Tembellik ve iş bilmezlik üzerine, çok sevdiğim bir söz var, paylaşmak isterim:

-         Zamanında bir adım atmayan tembel, daha sonra yüz adım atmak zorunda kalabilir.

Bugün geldiğimiz noktada, Bursaspor'un genel özeti; kaç sezondur böyle ?

Yanıtlarınızı duydum...

Umarım, bu son olur ve Bursaspor çıkışa geçerek, yeniden tribünlerin sevgisine mahzar olup, idolü durumuna geçer.

Ardından yine marşlar :

-         Attığın her golde kalbimiz dursa / Haykırsam adını 'En büyük Bursa'

Yakışır...