SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Spor Bakanı ve Şiir

Yazının Giriş Tarihi: 01.03.2012 08:58

Olması gereken bu nitekim.

Ama bir şartla; sap ile samanı birbirine karıştırmayacaksın.

Velev ki karıştırdın; çark edip tebrik etmeyi bileceksin...

***

Nedir konu?

Trabzon'da, bakan kılıç, başlar konuşmaya ve sitem eder gençlere. Daha çok okumalarını ister ve bir ara 'sen çalış, olmazsa.. ...kim sıkılsın, nerede bizim okuyan gençliğimiz, nerede? Şiirin devamını kim getirecek' diye çıkışır.

Ve bir genç; ses vurgusundan aşina olduğu (ki bravo) Necip Fazıl Kısakürek'in Utansın şiirini bir çırpıda okur:
Tohum saç, bitmezse toprak utansın! / Hedefe varmayan mızrak utansın! Hey gidi küheylan, koşmana bak sen! / Çatlarsan, doğuran kısrak utansın! Eski çınar şimdi noel ağacı; / Dallarda iğreti yaprak utansın! / Ustada kalırsa bu öksüz yapı, / Onu sürdürmeyen çırak utansın! / Ölümden ilerde varış dediğin, / Geride ne varsa bırak utansın! / Ey bin bir tanede solmayan tek renk; / Bayraklaşamıyorsan bayrak utansın!

-    Müthiş...

***

Elbette, salondan büyük bir alkış kopar.

Koskoca bakan, yarım/yamalak bir iki söz söylemiş ve buna şiir demiş.

En bilinen vurgusu da 'Sıkılsın' olmuş. Süper bir öğrenci, vurguyu yakalayıp, okumuş şiiri.

Ve de hak etmiş alkışı, övgüyü...

Nerdeeee?

Salondaki neşe, öğretmenlerdeki gurur, anında tükenmiş. Çünkü, bakan basmış fırçayı:

-    Eğer ki, o mısranın girişini salon doğru tamamlamış olsaydı, gündemim okumak değil, başka bir şey olacaktı... Şiirin üstadını hatırlamıyorsak, orda durup düşünmemiz lazım...

'Kim milyoner olmak ister' yarışma programında bile çok daha kolay sorular çıkıyor karşımıza.

Üstelik; önemli bir cemaatin(?) örnek almaya çalıştığı biri için 'şiirin üstadı' demek de, fazla abartılı.

***

Öncelikle; Necip Fazıl'ın şiirini (ki çok benziyor, birazdan anlayacaksınız) okuyabilen öğrenciyi alnından öpmek lazım. Taktir şart çünkü. Sonra da, büyüklüğe yakışır biçimde 'benim kast-ettiğim şiir bu değildi, ama olsun, bu da çok güzel' demesini bilmek lazım.

Bunun için bakan olmaya da gerek yok hani...

Taradım şiirleri ve buldum (herkes bulmuş nitekim) 'Sıkılsın' adlı şiiri. Yazan; M.Fethullah Gülen:

Sen çalış; olmazsa âlem sıkılsın! / Yardıma koşmayan kalem sıkılsın! / Kanatlan üveykim hele kanatlan! / Sana yol vermeyen mekân sıkılsın! / Akıncımız akıp gitti dönmedi, / Gitmeyip yerinde seken sıkılsın! / Kocaumran taş taş olup devrildi. / Bu ülkeden gelip geçen sıkılsın!
Mîmârlar çekilip gittiler çoktan, / Çıraklık bilmeyen kullar sıkılsın! / Var olup boy attı (bâtıl) bir yoktan, / Hakk'ı söylemeyen diller sıkılsın! / Ey canını fedâya and içmiş baş! / Sen çek git yoluna, kalan sıkılsın!

***

Bu şiiri ben yazsam, cümle-alem üstüme gelip, yerin dibine sokmaya çalışır. 

Hep bir ağızdan 'intihal' deyip, Necip Fazıl'dan aşırdığımı, yazmayan kalmaz... Küfrün biri, bin para...

Siz iki şiiri de okudunuz. Bir daha okuyun.

Bu kadar benzerlik olur mu?

Son derece objektif olarak diyorum ki; olabilir!

Farklı zamanlarda, benzer duygulara kapılmışlar.

Ve hatta, bakan bile, şiirleri karıştırmış olabilir. Kendisinin de ezberi yok gibi...

Öyleyse; sırf laf söylemek/fırça atmak için ne bu telaş?

Ne bu hınç?

Teşekkür etmek varken üstelik!