SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Herkese Hürriyet!

Yazının Giriş Tarihi: 20.04.2014 11:00

Hürriyet Bursa Bölge Eki, daha bebe sayılır; 10 yaşında.

Ne büyük mutluluk.

Ve ne zaman 'Hürriyet' sözü geçse dost meclislerinde, Arif Damar'ı hatırlar 'Büyük Hüner' derim:

İnsanları sevmek kolay değil/bir hürriyet bu/çetindir memleketimde... Ben ille varım dersen/bir gün pusuya düşersen/insanları sevmek/büyük hüner... Bu dünyada yaşadığın şu kadar yıl/gerçekten, güzellikten, yiğitlikten-payına düşeni alabilmişsen/vermişsen payına düşeni-gerçek için, güzellik için/korkusuz direnirsin... Bilirsin/bir kere korku düşerse adamın içine/bir kere koparsa sevdiklerinden/mümkünü yok/gitti gider... Söner gözlerinde güzelim ışık/kararır, çirkinleşir yüzü/önceleri utanır belki/sonra vızgelir/umurumda olmaz dünya... İnsanları sevmek büyük hüner/insanlarla beraber.

Biliyorum, SPOR sayfasındayım. Üzerine iki kelam edeceğim elbet. Ama, 10. yıl coşkusunu es geçemem ki. Madem şiire denk geldik yine; bir Hürriyet de Nazım'dan gelsin :

Onlar ümidin düşmanıdır, sevgilim/akar suyun/meyve çağında ağacın/serpilip gelişen hayatın düşmanı/Çünkü ölüm vurdu damgasını alınlarına : - çürüyen diş, dökülen et - bir daha geri dönmemek üzre yıkılıp gidecekler/Ve elbette ki, sevgilim, elbet,/dolaşacaktır elini kolunu sallaya sallaya/dolaşacaktır en şanlı elbisesiyle : işçi tulumuyla/bu güzelim memlekette hürriyet.

Hepimize HÜRRİYET çok yakışır, çoook!

BURSA FUTBOLU

Kanayan bir yara...

Kentin olmazsa olmazı...

Amansız hastalığı...

Ve sanırsınız kent, tümden kanser...

'Beklenmeyeni Bekleyin' sadece bir kitap adı değil bu kentte. Olmayacak aşkların, hazin sonu misali, her şey ama her şey hızla yaşanıp, yürekleri kanatıyor işte...

Gelinen noktaya bakarken, Elazığ maçıyla birlikte hafızamıza göndermeler yapalım :

Nasıl şampiyon oldunuz ?

Nasıl gitti Ertuğrul Sağlam ?

Küme düşme çizgisine bile düşecekken, nasıl ilk dörde daldırdı Hikmet Karaman ?

Arada nasıl göçtü koca başkan ?

Seçimler, falan/filan,yeni yönetimde başkan Erkan Körüstan...

Transferlerde soru işaretleri kocaman...

Tez vuruldu kafası, gönderildi Hikmet Karaman; geldiyse de Daum; eser kalmamış takımda kazanma ruhundan...

Ve Batalla krizi ile tanıştı Bursa ves-selam.

Durmak yok, yola devam!

Ne yaptığını dahi bilmediğimiz Baliç'in geleceği an; doğru bir karar ile İrfan Buz, oluverdi teknik adam...

VE ne gariptir ki, Galatasaray ile gelen hocam, Galatasaray maçı ile yeniden yaşattı kocamaaaan bir hüsran!

Eeee, sorarlar tabiî ki:

- Niye o kadar uzun oynadı, düşüp de kalkamayan, oyuna beklenen katkıyı koyamayan Volkan?

Volkan ile geçen hafta yaptığın tartışmayı/atışmayı, yerinde bırak, korkma; unut gitsin hocam!

Pabuç bırakma, bak sevincin böyle kalır kursağında.

Diken üstünde Bursa...

DAHA KÖTÜSÜ NE?

Hiç düşündünüz mü?

Bu takımın başında; hiç bir yönetim, hiç bir teknik adam olmasaydı; gazozuna çıksaydı maçlara mesela...

Puan cetvelinde daha kötü nerede olabilirdi ki?

Küme düşmeyeceği kesin de; daha iyi sıralamada bile olabilirdi sanki.

Kritik sorum şu:

- Sanayiciler, fabrika genel müdürünü, futbolcudan seçer mi?

İşin uzmanı/profesyoneli varken; hiç sanmıyorum!

İyi ama, futbolumuzu yönetmek için neden tüpçü seçiyoruz ? Sahi; UEFA başkanı Michel Platini'nin mesleği ne ? Ve neden kulüplerimizi yönetimlerin tam yetkisiyle, futbol insanları yönetmiyor?

Bilenler; bir adım öne...