SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Hay ben bu tiyatronun içine...

Yazının Giriş Tarihi: 05.05.2012 01:30

Nitekim, tiyatro izleyenler de baksanıza 'elit' kabul ediliyor bu memlekette...

'Hangi memlekette' sorusunun yanıtını bilmiyor musunuz?

Anladım:

'Görmedim... Duymadım... Bilmiyorum...' demek, daha rahat zaten.

En azından, böyle davranmakla, çanak yalamadığınızı, yandaş/candaş çizgisinden, bir adım önde olduğunuzu düşünüp, avutuyorsunuz kendinizi. Bu da iyi...

Nitekim 'susmak' iyidir, sıra size gelinceye kadar ömür biter; kalan sağlar çaresine baksın.

Ne gam...

Yetmez, ama evet...

***

'İnsanı, insana; insanla, insanca anlatma sanatı' dersem tiyatro için, günümüzde 'zaartt' diye torbadan çıkarılarak, bağıra/çağıra tv'lerden soframıza giren garip konuşmaların/takınılan tavrın, insanca olup olmadığını anlayabilirsiniz.

Yıllar öncesinden Nazım seslenmemiş miydi Piraye'ye :

Onlar ümidin düşmanıdır, sevgilim, / akar suyun, / meyve çağında ağacın, / serpilip gelişen hayatın düşmanı.
Çünkü ölüm vurdu damgasını alınlarına: - çürüyen diş, dökülen et -,
bir daha geri dönmemek üzre yıkılıp gidecekler. 

Ve elbette ki, sevgilim, elbet, / dolaşacaktır elini kolunu sallaya sallaya, / dolaşacaktır en şanlı elbisesiyle: işçi tulumuyla / bu güzelim memlekette hürriyet...

Eee! Nazım böyle seslenirse, devletin tiyatrosunda söylenir mi bunlar? Oynanır mı oyunlar?

Oysa, özgürlük istemiştiler anayasa ile beraber cümbür-cemaat. Ve aymazlar 'yetmez ama evet' demişlerdi.

Doğruymuş; yetmez/miş valla...

***

Geçtiğimiz yıl, ülkemizde tiyatroya 140 milyon harcanmış. Gelir ise 4 milyon seviyesinde... Gözümüzün içine baka baka, her akşam sofralarımıza kavga ederek giren, ruh halimize gerginlikler yükleyen baş-bakanın, sakinleşmesini, insanımızın yüreğine sevinçler yüklemesini beklemek, yersiz... Geçiniz bir kalem.

Hızla; her alanda her patikada, ayrıştırma/ötekileştirme 'esas'...

Soranlara, hemen bir kılıf hazır nitekim... İyi de, sormadan insan olunamaz ki...

Bakın, Bursa Veledrom'da, devlet/belediye eliyle, devasa bir stadyum yapılıyor. Sanırım 200 milyona vuracak maliyeti.

Atatürk Stadyumu için her ay 190 bin dolar ödüyor da belediye. Ve Bursaspor'a sadece 1 liraya (yanlış okumadınız 1 lira) kiralıyor. Var mı soran?

İstanbul Büyükşehir Belediyespor'un, süper ligdeki takımına harcadığı dolarları bir düşünün isterseniz.. Bir düşünün, yüzlerce belediyenin profesyonel futbola, selam durup, paralar akıttığını ve boğulduğunu...

Popüler kültürün parçası ve de dayatması olan 'futbol' için, devlet, elinden geleni ardına koymayacak. Şikede dahi, en önemli aktörü olacak, ama, dünyaca çok önemli bir eğitim aracı kabul edilen tiyatro için, kılını kıpırdatmayacak.

Yetmez, ama evet...

***

Nazım Hikmet'ten nem kapanlar, onun eserlerinden korkmaz mı? Korkar elbet... Sahnelenmesini istemezler tabiî ki... Ama, O, yıllar öncesinden, sanki bu günleri görürcesine, hepimize, bakınız nasıl seslenmiş şiiriyle :

akrep gibisin kardeşim, / korkak bir karanlık içindesin akrep gibi. / serçe gibisin kardeşim, / serçenin telaşı içindesin. / midye gibisin kardeşim, / midye gibi kapalı, rahat. / ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim. / bir değil, / beş değil, / yüz milyonlarlasın maalesef.

koyun gibisin kardeşim, / gocuklu celep kaldırınca sopasını / sürüye katılıverirsin hemen / ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye. / dünyanın en tuhaf mahlukusun yani, / hani şu derya içre olup / deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf.

ve bu dünyada, bu zulüm / senin sayende. / ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer / ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak /
kabahat senin, / demeğe de dilim varmıyor ama / kabahatın çoğu senin, canım kardeşim!

Ne diyeyim ki; yetmez ama evet...!