SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Gecikmiş bir yazı ve İngilizler rahatsız

Yazının Giriş Tarihi: 08.02.2012 11:50

Valla rahatsız...

Ben de biliyordum rahatsız olduklarını da; asıl rahatsızları da görmek şart.

Eksik kalmasın, değil mi?

Biraz, gerilere gidelim önce...

***

1933 yılı Nisan 23'te çocuklarıyla bayramlaşan Reşit Galip, duygulanıp bir şeyler söylemek ister. Düşüncelerini önderimiz ile paylaşır, çok beğenilir. Sonra da Milli Eğitim Bakanı olduğu için, okullarda her sabah söylenir:

-    Türküm, doğruyum, çalışkanım. Yasam, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak; yurdumu, budunumu özümden çok sevmektir. Ülküm, yükselmek, ileri gitmektir. Varlığım Türk varlığına armağan olsun.

Burada kalmaz tabi ki sözcükler. Birilerine, bazı noktalar yetmez ve/veya batar. 71 Mart darbesi sonrası 1972 yılında 'budunumu' sözcüğü atılıp yerine 'milletimi' tercih edilir. İkinci bölüm yaratılarak, ilaveler yapılıp, genişletilir:

-    Ey bu günümüzü sağlayan, Ulu Atatürk; açtığın yolda, kurduğun ülküde, gösterdiğin amaçta hiç durmadan yürüyeceğime ant içerim. Ne mutlu Türküm diyene.

Ve günümüzden 15 sene önce; and bir kez daha gözden geçirilirken, bazı sözcükler değiştirildiği gibi, yine/yeni ilaveler ile bugünkü haline gelir:

-    Türküm, doğruyum, çalışkanım. İlkem, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir. Ülküm, yükselmek, ileri gitmektir. Ey Büyük Atatürk ! Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim. Varlığım, Türk varlığına armağan olsun. Ne Mutlu Türküm Diyene!

***

Geldik bu güne...

Hiç yorum yapmadan, matematiksel konuşacağım...

AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, temel sorunlarımızı konuşmak, çözüm üretmek yerine, bakınız neler söylüyor :

-    Şimdi Reşit Galip andımızı getirmiş değil mi? Ayet mi bunlar? Reşit Galip böyle bir şey yapmamış olsaydı olmayacaktı...Türkiye'de yaşayan yabancılar vardır. Mesela Bodrum'da yaşayan İngilizler var. Alanya'da oturan Almanlar var. Yabancılar bana mektuplar yazdılar, bakanlığımın ilk aylarında. 'Biz Türk değiliz, biz Türkiye'de yaşıyoruz ve çocuklarımız Türk okullarına gidiyor. Her sabah çocuklarınızı sıraya geçiriyorsunuz ve onlara and içiriyorsunuz' dediler. İnsani mi bu peki, doğru bir şey mi?

Andımız kalmalıdır/kalkmalıdır konularına hiç mi hiç girmeyeceğim. Dedim ya, tamamen matematiksel konuşacağım. Yoruma da ne hacet...

Çelik'i okuyan, sıradan zekalı bir insan sormadan edemez çünkü:

Bu İngiliz ve Almanlar, zorunlu din dersi görmek istemediklerini yazmıyor mu? İnsani mi bu peki, doğru bir şey mi?