SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Eksik olan...

Yazının Giriş Tarihi: 07.10.2012 18:44

Sözgelimi; Bill Shanklay tarafından 'birinciysen birincisindir, ikinciysen hiç bir şey' şeklinde özetlenen görüş, özellikle futbol kültüründe neredeyse ortak  akıl kabul edilir.

Ancak, gereklerini yerine getirmek şarttır!

Ve buradaki iradenin temelini, kulübün vizyonu kabul edilen anayasası, bir başka anlatım ve genel tanım ile sistemi oluşturur.

Ara ki bulasın!

***

Çok önemli bir yol gösterici söz daha... Ama bu kez, Mustafa Kemal Atatürk'ten :

-         Hiç dinlenmemek üzere yola çıkanlar, asla yorulmazlar...

Çalışmadan, öğrenmeden, yorulmadan rahat yaşamanın yollarını alışkanlık hale getiren uluslar; önce onurlarını, sonra özgürlüklerini, daha sonra da geleceklerini yitirmeye tutsaktırlar...

Siz, bu söylemi, yaşamın her karesine yerleştirebilirsiniz.

Başarı ve süreklilik istiyorsanız; elbette, futbolun tam ortasına da koymanız gerekli.

Aksi halde bir 47 yıl daha bekleyebilirsiniz.

***

Futbola yaptığı yatırımlar dikkat çeken İngiliz Manchester City Kulübü, yeni yatırım planlarını medya marifetiyle paylaştığı geçen ay yazmak istemiştim bu yazıyı, kısmet bu güneymiş.

Topu topu 80 dönüm arazi üzerine, genç yetenekler için 200 tane sınıf, 7 bin kişilik bir stat, 16 futbol sahası, spor salonları, konaklama yerleri vs.vs.vs...

Küçük bir kıyaslamayı Bursa'da yapılan yeni 44 bin kişilik stadyum örneği ile yapabilirsiniz :

Büyükşehir Stadı yaklaşık 300 milyona mal olacak biliyorsunuz. Manchester City Kulübü ise, iki yılda bitireceği bu altyapı tesisleri için, tam iki katı, evet yanlış okumadınız, tam iki katı bir yatırım miktarını (200 milyon pound) göze almış durumda.

İki yılda da bitirip, dünyanın en büyük kulüp tesislerine sahip olacaklar...

***

Gelelim, Bursaspor'un kısmen sahip olduğu Özlüce ve Vakıfköy Tesisleri'ne.

Ve altını kalın kalemle çizmek gerekirse; doğru bir kullanım sonrasında, hem Özlüce hem Vakıfköy tesisleri, Bursaspor'a, uzun yıllar yetebilir.

Kullanmasını bilene...

Ama, tamamen özerk yapıda olan kulüplerimizin, dün olduğu gibi bugün de, her şeyi, ama her şeyi; kent, belediye ve kamu iktisadi teşebbüslerinden beklemesi, tuhaf doğrusu...

Ve tuhaf olan şu ki; Özlüce'denVakıfköy'e taşınmak gibi, bir dedikodu da dolaşıyor bu günlerde.

'Yık, yeniden yap' yaklaşımına alışmış olsak da ülke olarak, umarız, doğru değildir.

***

Bakınız bugün Sivasspor mücadelesi var. Ve yediden yetmişe her kesim, yeni bir çıkış arayışında. Pompalanan da o...

Her hafta; yazar/çizer kadrosu 'yeni başlangıç' hesapları yaparken, motivasyonu elden bırakmayıp, takımda olmayan özellikleri dahi sıralayıp, düşler kuruyor, kurdutuyor üstelik.

Sonra, her yenilgi ve/veya beraberlikte, yeni hesaplamalar, fikstür durumu, mesnetsiz  skor tahminleri ve 'aslında şu sırada olabilirdik' türünden komik yazı müsveddeleri.

Yensen ne olur? Yenmesen ne olur?

Büyük takımlar kazandıkları kupalarla; küçük takımlar ise büyük takımları yenmekle avunur.

Meselenin özü budur!

Büyük müsün? Küçük mü?