Gazze’yi kara harekatıyla turizm bölgesi yapmaya çalışan, ABD-İsrail itifakına karşı sert uyarı (!) ve sert kınama (!) ile geri alma uğraşı veren İslam dünyasının bu değerli (!) ve büyük (!) savaşımını görünce, bundan tam 110 yıl önce Gazze’de savaşa giden Dedem Zekeriya Kartal’ı hem anmak hem de o zamanları hatırlatmak istedim.
Yıl 1915 Ekim ayı. Birinci Dünya Savaşı yılları.
Osmanlı temel olarak üç önemli cephede savaşta.
Batıda Çanakkale, Doğuda Sarıkamış, Güneyde Suriye Filistin cephesi.
Dedem Zekeriya Kartal, seferberlik emriyle, Birinci Dünya Savaşı’na katılmak üzere askere gider.

21. Alay, 7. Fırka, 1. Tabur Piyade sınıfı Çavuşlarından, Ahmet Oğlu Zekeriya, (namı diğer Arnavut Aga Zeko veya Minco Zeko), 1916 yılında, Selimiye’den Filistin'e Gazze cephesine gönderilir. Adana’ya kadar trenle gider, kalan yolu da 28 gün yaya olarak tamamlar.
Fevzi Paşa (Fevzi Çakmak) komutasında Osmanlı 7. Ordusu güney cephesi olan, Suriye (Sina ve Filistin Gazze’de) de savaşmaktadır.
Filistin Gazze'de (Dedem Gazza derdi anlatırken) 1917 yılında (Hicri 1333) ikinci Filistin savunmasında omuz kemiğini parçalayan mavzer mermisi ile yaralanmıştır, (Gazi raporu, Osmanlıca ve Türkçe olarak eklidir)

Yaralanmasının ardından Vatan Hastanesi'nde bir yıl tedavi görür. Tedavinin ardından 1918'de de Osmanlı ordusunun yenilgisi sonucu esir düşer.
Ve 1915'te gittiği savaştan, ancak 1922 senesinde geri döner.
Arnavut Aga Zeko, Debre'den 1865 yılında Üsküp’e göçen bir ailenin çocuğu olarak 1886 yılında Üsküp Mateje’de doğmuş, 4 erkek, 1 kız olmak üzere 5 kardeşin en büyüğüdür. 1912-13 yılında Balkan Savaşı'nda Osmanlı'nun Makedonya'yı kaybetmesiyle Üsküp Mateje'den, önce İzmir Ödemiş'e, oradan Bursa İnegöl'e tüm aile; annesi babası, karısı, çocukları, kardeşleri, amcası ve amca çocuklarıyla birlikte göç etmiş çiftçilik yapmaya başlamıştır.

Osmanlı Birinci Dünya Savaşı'ndadır...
Askerlik görevini yapmış olmasına rağmen, Birinci Dünya Savaşı nedeniyle, seferberlik emriyle 1915 yılının Ekim ayında tekrar askere alınır.
Devletin yokluk yılları; İnegol'den Bursa'ya, Bursa'dan yeni katılanlarla Mudanya’ya yaya olarak, oradan da gemiyle İstanbul Haydarpaşa Limanına gelirler.
İstanbul Selimiye'deki 1. Ordu'da yapılan eğitim ve hazırlıktan sonra, daha önce askerlik yaptığı için çavuş olarak rütbelendirilir. Alay, Haydarpaşa'dan trene binip, Adana'ya kadar trenle, oradan demiryolu hattı İngiliz ve bir kısım Araplar isyancılar tarafından tahrip edildiği için, Gazze'ye kadar 28 günde yaya olmak üzere, Gazze gitmiş, Gazze’de Şerif Hüseyin yanlısı Arap ve İngiliz askerlerine karşı savaşa katılmış, savaşta, 1917 yılında mavzer mermisinin omuz kemiğini parçalanmasıyla yaralanmış, bir yıl Vatan Hastanesi'nde kalmış, ardından iki yıl toplama kampında esir olarak kalmıştır.
Ve Birinci Dünya Savaşı bitmiştir.
İngilizler esirleri, 1916 yılında Yemen'den Suriye ve Halep'i kapsayan bağımsız bir Arap devleti kurma amacıyla ayaklanan Şerif Hüseyin'e teslim etmiş, 2 yıl da Şerif Hüseyin himayesinde yarı esir kaldıktan ve gidişinden tam 7 yıl sonra, 1922 yılında esirlerin serbest bırakılması neticesinde, Türkiye’ye dönmüştür.
Döndüğünde, iki oğlu Nazım ve Naim ve karısı çoktan ölmüş, aile dağılmıştır.
İnegöl'e yerleşip, önce kardeşlerini toplayıp, aileyi bir araya getirmiş, çiftçilik yapmaya başlamıştır.
Arnavut Aga Zeko, Sırpça, Hırvatça, Arnavutça, Türkçe bilirdi ve 6 yıl esir kaldıpı Filistin'de Arapça öğrendi. Babası molla idi Üsküp'te Molla Meta adıyla tanınırdı.

YENİ HAYAT
Yeniden evlenip yaşama tutunmuş, 3 erkek, 3 kız çocuğu 16 torun sahibi olmuş,
1975 yılında 89 yaşında, birlikte oturduğumuz evde, Gemlik’te vefat etmiştir.
Ülkenin onurlu bir insanı olarak yaşayan Aga Zeko'nun babası Ahmet Kartal’ın ve amcam Necati Kartal’ın mezarı İnegöl Asri Mezarlığı'nda, dedem Zekeriya Kartal, eşi ninem Nazlı Kartal, babam Mehmet Ali Kartal ile birlikte, Gemlik Aile Kabristanı'nda bulunmaktadır.
Üç erkek kardeşi Demir Ali, Feyzullah, Arif, kızkardeşi Hurişah ve amcası Hasip, oğlu Ali ve kız kuzenleri İnegöl’e yerleşmişlerdir.
Sonra iki kardeşi ve kuzenleri Eskişehir'de, bir erkek kardeşi Tiran'da, kız kardeşi İnegöl'de yasamaya başlamış, hepsi, ülkesine ailesine bağlı, topluma karşı saygılı, evlat ve torun sahibi olmuşlardır.
Arnavut Aga Zeko, ne göç ettiğinde devletin verdiği azınlıklardan kalan malları, ne de sonra devlet tarafından verilen gazi maaşını kabul etmemiştir.
O’na göre, savaşta ölüp, hatta mezarı bile bulunamayan ve hiçbir hak alamayan şehit aileleri olduğu için, bunlar üzerinde esas olarak onların hakkı ve ahı vardır.
O'nun değerlerinde, üzerinde hak ve ah olan herşey haramdır.
Ruhu şad olsun.
Bugün çokça tartışılan değerler sisteminin çok büyük bir bölümü aslında aileden ve yetiştiğin çevreden gelir. Diğer zamanda yaşanan kazanımlar, bilgi düzeyinin artması ve karşılaştığın yeni kültürlerden kendi torbana aktardıklarıdır insanın.
Biz de değerlerimizi, vatanseverligimizi, ülkeye ve insana bakışımızı dedem Arnavut Aga Zeko (Zekeriya Kartal) kültüründen aldık; haramı, helali, ah almamayı, hak yememeyi ve hakkını korumayı ondan öğrendik.
...
Ülkenin topraklarının savunulmasında şehit olmuş, gazi olmuş tüm ölmüşlerimize borcumuz vardır.
Hepsinin ruhu şad olsun...