SON DAKİKA
Hava Durumu

Sen de mi Gazeteci Oldun?

Yazının Giriş Tarihi: 14.06.2026 22:51
Yazının Güncellenme Tarihi: 14.06.2026 22:53

On yıldan uzun süre önce, İletişim Fakültesindeki öğrenciliğimin ilk günlerinde, bir hocamız bize George Orwell'in "Hayvan Çiftliği" kitabından bahsetmişti. Bu kitabı okumamızı tavsiye etmiş, vizede kitaba atıfla cevap verenlere de fazladan puan vereceğini söylemişti. O dönem Orwell, Türkiye'de pek tanınmıyordu. Daha önce birkaç kez adını duymama rağmen hiçbir kitabını okumamıştım.

İlerleyen dönemlerde, yine bir hocamız bize film listesi vermişti. Listede "Matrix", "Truman Show" ve daha pek çok film vardı. Bu filmlere değerlendirme yazmamızı istemişti. "Truman Show"u da ilk kez o zaman izledim.

"Bu nasıl okulmuş, bir şey anlatmayıp sürekli kitap okutuyor, film izletiyorlarmış," diye düşünebilirsiniz. Tabii ki dört yıl sadece bunları yapmadık. Psikoloji, sosyoloji ve felsefe derslerinde temel olarak iletişim kuramlarını, iletişim bilimcileri çalıştık. Tabii pek çok teorik konu arasında, Türk iletişimcilere pek yer verilmiyor olması bence telafi edilmesi gereken bir eksiklikti. Bunu ayrıca tartışırız. Söylemek istediğim; gazeteci yetiştiren İletişim Fakültesinde haber yazmak, dil bilgisi gibi işin teknik detaylarına yer verildiğinden çok daha fazla teorik kısmına, konunun altyapısına önem veriliyordu. Bunun sebebini ise diplomamızı çekmeceye koyup sahada çalışmaya başladığımızda anladım.

Sözüm meclisten dışarı; kendini konuşarak ifade etmekte güçlük çeken, dil bilgisi kuralları hakkında hiçbir fikri olmayan, gazeteciliğin ne demek olduğunu bilmeyen pek çok insanın, sosyal medyadan sağa sola sallayıp etkileşim elde ettikten sonra bir anda popüler köşe yazarı olduğunu gördüm. Basının temel amacı kamu yararı gözetmekse asla ama asla sokaktaki insanın derdiyle ilgilenmeyen bu tip insanlar; belediyelere, yöneticilere, partilere sallayıp popüler oluyor, sonra takipçi sayıları artınca da fikir önderi hâline geliyorlar. Gerçekten kötü bir şaka gibi. Kendini gazeteci diye tanıtanlar bir yana; köşe yazarı, araştırmacı, programcı filan olduğunu iddia edenler gördüm.

Merdan Yanardağ, "İsyanın ve Devrimin Diyalektiği" kitabının başında şöyle diyor: "Gazetecilik siyasal bir aydın mesleğidir. Teknik bir gazeteciliğin ötesine geçebilmek; siyasal gözlemciliği, entelektüel birikimi, analiz yeteneğini gerektirir. Bu nedenle ortalamanın üzerindeki her gazeteci, haberciliğin yanı sıra biraz da edebiyattan felsefeye uzanan geniş bir alanla ilgilenmek durumundadır. Bu nedenle, birçok ünlü sosyalist kuramcı, eylem adamı, siyasetçi, sanat ve edebiyat insanının yaşamlarının bir döneminde gazetecilik yapması ya da gazetecilerden iyi edebiyatçıların ve siyasal liderlerin çıkması tesadüf değildir."

Bu ifadelerin altına kesinlikle imzamı atarım.

Gazetecilik, kesinlikle sosyal medyadan sağa sola sallama eylemi değil. Bu da zaten gazetecilik değil.

Nitelikli gazetecilik için öncelikle entelektüel altyapı, tutarlı bir dünya görüşü, bunları yorumlama yeteneği gerekiyor. Sonra ise yaşadığınız kent, ülke hakkında bilgi ve fikirleriniz, çözüm önerileriniz olmalı. Kısacası söyleyecek bir şeyiniz olmalı.

Derli toplu bir şeyler anlatmak, kalıcı düşünceler bırakmak, etkileşim almaktan daha önemli. Gazeteciliğin niteliği de böylece korunmuş olacak.

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.