SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Umarım sıra size gelmez!

Yazının Giriş Tarihi: 14.08.2013 02:48

-"Yahu" demişler, "hesapta kralız, açlıktan öleceğiz birader... Maymuna saldırsak, ağaca kaçıyor, fillere saldırsak, fazla büyük... Ceylanlar hızlı, yetişemiyoruz... Kuşa dalsak, uçuyor... Ee balık yakalayacak halimiz de yok... N'aapsak?"

Bir tanesi:

- "En iyisi, öküzlere saldıralım" demiş,
-"İri yarı görünüyorlar ama ne pençeleri var, ne dişleri diş... Tam dişimize göre!"

Olur mu? Olur...

Hücum! Ama evdeki hesap çarşıya uymamış;

Öküz, öyle yabana atılacak hayvan değilmiş meğer...

Organize oluyorlar, topluca savunma yapıyorlar, püskürtüyorlarmış.

Aslanlar aç, sefil...

N'aapsak, n'aapsak?

-"Tilkiye danışalım" demişler.

Tilki:

- "Kolay" demiş;

-"Beni, öküzlerin yaşadığı zengin otlakların prensi yapın, işinizi halledeyim..."

Kabul etmişler.

Tilki, elinde beyaz bayrakla öküzlere gitmiş;

-"Saygıdeğer öküzler" demiş;

-"Aslında aslanlar uysaldır, sizi de çok seviyorlar... Ama; Şu aranızdaki sarı öküz var ya, sarı öküz, işte sorun o... Görünce tahrik oluyorlar, canları çekiyor, verin şu sarı öküzü, kurtulun kardeşim, huzur içinde yaşayın!"

Öküz heyeti düşünmüş taşınmış...

-"Bana dokunmayan yılan bin yaşasın" mantığıyla, verivermişler sarı öküzü...

Aslanlar da afiyetle yemişler.

Bir gün, iki gün ....

Tilki gene gelmiş.

-"Bakın gördüğünüz gibi, saldırılar kesildi, mutlu mutlu yaşıyorsunuz" demiş;

Ve eklemiş:
-"Ama şu var ya benekli öküz; o burada olduğu sürece size rahat yüzü yok arkadaş, canları çekiyor, verin, kurtulun!"

Öküz heyeti düşünmüş, "Otlağın selameti için" teslim etmiş benekli öküzü...

Üç gün, dört gün...

Tilki gene gelmiş.

Kuyruğu uzun olanı... Burnu beyaz olanı... Tombul olanı...

Tek tek alıp, gitmiş. Otlak seyrelmiş. Semirmiş aslanlar.

Günlerden bir gün... Artık tilki gelmemiş! Gerek kalmamış çünkü. Doğrudan aslan gelmiş.

-"Hanginizi istiyorsam, canım hanginizi çekiyorsa, onu vereceksiniz, adamı hasta etmeyin" demişler.

Otların arasında tir tir titreyen, tek tük kalmış öküzler;

-"Keşke sarı öküzü vermeseydik" demiş ama iş işten geçmiş.

İşte öküzlük böyle bir şeydir...

Bu hikâye sebebiyle, bir Alman papazın dediği akla geliyor...

"Naziler önce komünistleri tutukladılar; komünist değilim diye ses çıkarmadım. Sonra Yahudileri tutukladılar, Yahudi değilim dedim, sesimi çıkarmadım. Sosyal demokratları tutukladılar, savunmak bana mı kaldı dedim, sesimi çıkarmadım. Sıra bana geldiğinde; Etrafta tutuklanmama ses çıkaracak kimse kalmamıştı!"

Kendini çok ama çok güçlü hissedenler, beş gence sarı öküz yöntemi uyguladılar... Arkasını istiyorlar. Sarı öküz durumuna düşmemek içindir ki, onbinlerce yürekli insan gece gündüz demeden direnmeye çalışıyorlar.

"Çapulcu, sidikli, marjinal, terörist, vandal vb." gibi tanımları kabul ediyorlar... Yeter ki insanlığımızı yitirmiyelim diyorlar... Vicdanların kabul etmediği olaylara karşı toplumsal tepki veriyorlar.

Abdullah Cömert, Mehmet Ayvalıtaş, Ethem Sarısülük, Mustafa Sarı, Ali İsmail Korkmaz...

Öldürülen gençlerimiz gökyüzünden bize haykırıyorlar... Ben kalamıyorum anne, soran olursa 'insanlığın bittiği yerde' dersin...

Ve insan olarak kalmak isteyenlere şimdi ağır bir sorumluluk düşüyor...

Bu gençlerin nasıl öldürüldüklerinin peşine düşmek...

Vicdanlar huzur bulmadıkça bu yara giderek derinleşecektir.

12 Ağustos 2013 tarihli yazısında Erdal Atabek şöyle yazdı:

"Bayramın birinci günü sabahında bayram namazı kılındı. Acaba Eskişehir'de genç bir insanı sopalarla öldüren polisle fırıncılar bayram namazını kılıyorlar mıydı? Tanrı'nın huzuruna hangi vicdanla çıktıklarını düşündüm. Hiç tanımadıkları bir genci sopalarla vurarak öldürünceye kadar döven insan yüreklerinin nasıl kararmış olabileceğini düşündüm."

Aranızda hiçbir şeyin geçmediği bir genç insan.

O genci tanımıyorsunuz.

Sadece bir polis geliyor, 'burdan kimseyi geçirmeyin' diyor.

Siz geçmek isteyen genci sopalarla dövüyorsunuz. Tekmeliyorsunuz. Artık hareket etmiyor.

Sesi çıkmıyor. Sonra ölüyor.

Siz nasıl insansınız?

Siz hangi vicdanı taşıyorsunuz?

'Vur' emri verenler, onları koruyanlar. Onları koruyan yetkililer. Hapis yatarak ödenecek mi bu vicdan borcu?

Evet bir insanın ve toplumun vicdan duygusu yasalarından da önemlidir. Toplumsal vicdan körelmeye görsün, kimin ne yapacağı meçhuldür. Şiddetin nerden ve kimden geleceğini kimse kestiremez.

Umarım sıra size gelmez!