SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Tartışma kültürümüz ya da kavga etme biçimimiz...

Yazının Giriş Tarihi: 16.02.2013 11:32

Demokrasiyi yeni öğrendiğimiz gibi tartışmayı da yeni öğreniyoruz.

• Tartışma akılımıza geleni söylemek olmadığını anladığımızda, bilgi ve sorunlarımıza çözüm yolu bulma yoluna gireceğimizi;

• Tartışma, salt çıkarlarımızı korumak ve geliştirmek için toplum zararına olsa da sürdürüldüğünde, bir gün o savunduğu düşüncelerin dönüp zehirli yılan gibi sahibini sokacağını;

• Tartışmanın, sadece suçlama olmadığını;

• Tartışmanın, küçük düşürme ve aşağılama için kullanıldığında kavga ve bölünmenin zeminin oluşturduğunu;

• Tartışma, birilerine yaranmak için birilerini küçük düşürmek, zor duruma düşürmek olmadığını;

• Tartışma, gücü ve yetkiyi elinde bulunduranları her ne pahasına olursa olsun savunma olmadığını;

• Tartışma, bilgi ve belgeler üzerinden yapıldığında, çözüm yolları için ortam yarattığını;

• Tartışma, kendi eleştirdiğimiz olayı kısa bir süre sonra savunmak zorunda kalmayacağımız şekilde düzeyli ve sağlıklı yapmayı;

Öğrendiğimizde...

Her alanda büyük sıçrama yapacağız. Bilim ve akıl toplumu yolundaki büyük engelleri kaldıracağız. Hiçbir gücün değişimin önünde duramayacağını anlayacağız.

Gelin çok tartışılan bir olaya bakalım: "Dersim olayları".

Osmanlı Devleti ve Cumhuriyet döneminde bu bölgede önemli siyasi olaylar meydana gelmiştir. Belgeler, bulgular, tanıklıklar ışığında bu dönemde tartışılmalıdır.

Ama tartışmanın geldiği boyuta ve biçimine bakar mısınız?

Devlet adına yetkililer çıkıp 'Dersim Olayları için özür diliyoruz' diyor.

Bir anda Türkiye'nin tartışma konusu oluyor.

Muhalefet ise o zaman arşivleri açalım, araştıralım, gerçekler ortaya çıksın diye Meclis'e "Dersim'i araştırma önergesi" veriyor.

Ve tartışma devam ediyor.

"Dersim Olayları için özür diliyoruz" diyenlerin oylarıyla reddediliyor.

Ve tartışmanın ciddiyetine bakar mısınız?

Dersim olaylarını halka şikâyet eden ve özür dileyenler, Dersim olaylarından dolayı başkalarını suçlayanlar, Dersim olayları yüzünden muhalefeti halka şikâyet edenler.

Meclis Araştırmasını, belgelerin açılmasını, araştırma komisyonu kurulmasını engelleyen de kendileri.

Amacımız siyasi bir konuma getirilen olaylar üzerine tartışma yapmak değil. Tartışma biçimi ve düzeyinin kültürümüz içinde aldığı biçim üzerine dikkat çekmek. İşimize geldiğinde dün karşı çıktığımız olaylara bir anda dört elle sarılıyoruz. Sanki ödünç değerlerle yaşıyoruz. Değerlerimizi savunmak için her zaman maskelerimizi takmayı ihmal etmiyoruz. Yedeğimizde oldukça maskemiz vardır. İşimize gelen maskeyi takıp tartışma arenasına çıkıyoruz. Ve buna ileri demokrasi diyoruz.

Fazla tartışma konuları yaratmadan bu yazıyı bitirmek gerekecek galiba...

Çünkü...

Tartışmada karşısındakine korku salarak susturmayı, bastırmayı, yok etmeyi, alaşağı etmeyi başarı zanneden düşüncenin egemen dahi olsa, geleceğinin olmadığını yaşamın kendisi zaman ve büyük ekonomik kayıplar yaşayarak öğretiyor, öğretecek.

1960, 1970 ve 1980 yıllarında bu ülkeyi sözde korumak ve kollamak için darbe yapanların, bu ülkenin gelişmesinde engel olduklarını şimdi çok net görüyoruz.

Şimdi ise sözde bu darbecilerden hesap soruyoruz adı altında özünde aynı olmakla beraber başka biçimde tartışma kültürünü yine yok ediyorlar.

Davulu kendimiz çalınca demokrasi var zannediyoruz. Davulu başkaları ele geçirince demokrasi de yok oluyor.

Geçmişte "Devlet Güvenlik Mahkemeler"inden yakınanlar, şimdi "Özel Yetkili Mahkemeler"i savunur oldular. Özünde değişen bir şey yok.

Tartışma kültürü, bugünün sorunlarına, bugünün çözüm yöntemlerini açar. Bugünün sorununu dünün çözüm yöntemleriyle çözmeye çalışanlar, gelişmenin önündeki engel konumuna gelirler.

Tartışma kültürümüzdeki en büyük eksikliğimiz ise, kalıplaşmış tanımlamaları ya suçlamak ya da savunmak için kullanırız. Farklı bakanları küçümser, aşağılar, itibarsızlaştırır ve sustururuz.

Susan toplumdan şikâyet edeniniz var mı?

Siz susan mısınız, yoksa konuşan mısınız?

Yaşamlarında "Dersim Olayı" konusunda hiçbir bilgisi olmayanların nutuk atıkları günleri yaşıyoruz.

Bizim tartışma kültürümüz ve düzeyimiz bu.

Dün karşı olmamız bir şey ifade etmiyor. Ağamız, şeyhimiz, parti başkanımız, başkanımız böyle buyurdu.

Bize düşen ise, savunmak için tartışmak.