SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Şiddet kültürü ve eğitim sorunu büyüyor

Yazının Giriş Tarihi: 26.03.2015 12:16

"Bu yaştaki çocuğa bu silahı kim verdi?" diye sordum, öğretmen arkadaşımın yanıtı, "o düşman askerini oynuyordu" oldu.

Düşünebiliyor musunuz, bir eğitim kurumu, bir eğitimci, başka bir eğitimci velinin altı yaşındaki çocuğunun eline oyuncak silah tutuşturuyor ve eğittiğini zannediyor.

Bütün dünyada aklı başındaki ülkeler, oyuncak silahlara karşı önlem almaya çalışırken, bizler eğitim kurumları içerisinde silahlı oyunlar oynatmayı marifet zannediyoruz.

Birleşmiş Milletler Çocuğa Karşı Şiddet Küresel Raporu'nda (2006), oyuncak silahların çocukları şiddette özendirdiği, şiddet kültürünün güçlenmesine araç olduğuna dikkat çekilerek, şöyle deniyor:

"Şiddet; fiziksel gücün ve erkin, tehdit mahiyetinde veya fiili olarak, yaralanma, ölüm, psikolojik zarar, gelişme bozukluğu veya yoksunluğu gibi sonuçlara yol açan veya böyle sonuçlar vermesi muhtemel biçimlerde kasıtlı kullanımıdır. Dolayısıyla oyuncak silahların, çocuklara oyun sırasında bile olsa güç ve erk kullanımı konusunda bir 'araç' olarak sunulması şiddetin beslenmesine neden olur."

Şiddetin beslenmesinde ya da önlemlerin alınmasında eğitim kurumlarımız üzerine düşen görevlerini yerine getirmekten çok uzaklar. Eğitim yöneticilerinin ve öğretmenlerin eğitim bilimlerinden uzak kaldıkları birçok örnekte karşımıza çıkıyor. İşte bunlardan son günlerde medyada yer alan bazıları:

Antalya'da bir lisenin kadın müdür yardımcısı, kısa etek giyen kızları bu kararlarından döndürmek için erkek öğrencilerden oluşan 'taciz timi' kurdurdu.

Tekirdağ'ın Çerkezköy ilçesinde bir okulun müdürü, kız öğrencileri spor salonuna toplayarak "makyaj yapar kıvırtırsanız, yanınızdaki erkeklere sarılırsanız, sonunuz Özgecan gibi olur" dedi.

Tokat'ta bir ortaokulun öğretmeni kız öğrencilere, "Zaten başınızı örtmüyorsunuz, size tecavüz de mubah, kötülük de mubah" dedi.

Kayseri'de bir okuldaki nevruz etkinliklerinde, ilkokul çocuklarına "kurban kesme oyunu" oynatıldı.

Bunlar sadece basına yansıyanlar, bir de yansımayanlar var elbette...

Eğitim sistemimiz alarm zilleri çalıyor. Burada en büyük sorun da iyi yetiştirilmeyen öğretmenlerdir.

Şiddeti besleyen kaynaklara karşı eğitim kurumları ve eğitimciler bilinçli önlemler almada geciktiğimiz sürece şiddet sarmalı çığ gibi büyüyecektir.

Toplumsal alışkanlıklara, piyasaya sunulan oyuncakların nitelikli ve çocukların gelişimine uygun tasarlanamamış olmasına, kültürel normların etkisine ve oyuncağın çocuğun gelişimindeki yerinin bilinmemesine karşı uzun erimli önlemler almak zorundayız. Bugün 'Eğitim Fakülteleri' ya da 'üç beş aylık sertifika eğitimi" çağdaş anlamda öğretmen yetiştirmekten çok uzaklar.

Öğretmen yetiştirmeyi ciddiye almayan devlet, okulu ciddiye almayan veli, okulu ciddiye almayan eğitim yöneticisi sonunda eğitimi ciddiye almayan öğrenciyi yaratıyor.

Eğitimin neresinden bakarsanız bakın dökülüyor. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) ülkeleri içerisinde okula geç gelen ya da gelmeyen öğrenci sayısında açık ara birinciyiz. Öğretmen olarak en fazla rapor ya da mazeret izni alan ülkeyiz.

Sonuçta mesleğine yabancılaşan öğretmenler ve eğitim yöneticileri kendilerini düz memur olarak görmeye başlıyorlar.

Ülkemizdeki öğretmenlerin yaratıcılığı ve bireysel olarak eğitime katkısı sıfırlanıyor. Çünkü sistem ve devlet eğitimcisine güvenmiyor. Her şeyi kendisi kontrol ediyor ve hazır şablonlara eğitimcilerin önüne konuyor.

Akıl alacak iş değil; dershaneleri kaldıracağız diye ortaya çıkanlar, dershaneleri kapatmak yerine onları okullaştırdılar. Eğitimi, derslerde sorulacak testlere yanıt verecek öğrenci anlayışına indirdiler.

Çocukları ve gençliği kendi dünya görüşleri/inançları için arka bahçe gören anlayış aşılmadığı sürece, ülkemizde bilimsel anlayış doğrultusunda eğitim yapma olanağımız yok; olamayacağını da yaşayarak öğreniyoruz.

twitter.com/yazicimuhsin