SON DAKİKA
Hava Durumu

‘Netekim Paşa’dan ‘Butlan Kemal’e…

Yazının Giriş Tarihi: 19.06.2026 10:22
Yazının Güncellenme Tarihi: 19.06.2026 10:46

‘Netekim Paşa’ lakabı, 12 Eylül 1980 darbesinin lideri olan Kenan Evren’e halk arasında takılmış bir lakaptır.

Bunun nedeni Kenan Evren’in konuşmalarında ‘netekim” sözcüğünü çok sık kullanmasıydı. Televizyon konuşmalarında ve mitinglerde bu kelimeyi çok kullandığı için, halk arasında zamanla alaycı bir biçimde ‘Netekim Paşa’ olarak anılmaya başlandı.

İlginç olan, bu lakabın siyasi görüş fark etmeksizin birçok kişi tarafından bilinmesidir; çünkü doğrudan onun konuşma tarzına dayanır. Belirli bir siyasi çevrenin ürettiği ifade değildir…

Bülent Ecevit, 21 Şubat 1981 tarihinde "Arayış" adı altında haftalık yayın yapmaya başlar. 12 Eylül yönetimine karşı demokratik muhalefetin önemli yayın organı haline gelince dergi 1982 yılında darbeciler kapatıldı. ‘Netekim Paşa’nın düşünce özgürlüğü üzerine söylediği o ünlü değerlendirmesi gelir. “Biz kimsenin düşüncesine karışmıyoruz. Sadece sağda solda konuşmasın, yazmasın, yayınlamasın yeter.”

Darbecilerin bu özelliğine özenen ‘Butlan Kemal’ geri kalır mı? O da CHP tarihine geçecek o meşhur değerlendirmesini yapmıştır. “Parti Meclisi'ni gerekirse 5 (beş) kişi ile toplar yola devam ederiz” Yani, yıllarca genel başkanlığını yaptığı partinin tüzüğünü yok saymıştır. Mahkemenin kendisini ‘Mutlak Kemal’ ataması bu yetkiyi veriyor demek. Ama olağanüstü kongre yapma yetisi vermiyor.

Aradan uzun yıllar geçti, siyasi söylemimize yeni bir tanım gelip yerleşti. ‘Butlan Kemal’

Ankara’da bir asliye hukuk mahkemesinin aldığı kararla, yani günümüzün postmodren yargı darbesiyle ‘Bay Kemal’ CHP’nin başına ‘Mutlak Kemal’ olarak polisin gaz bombaları arasında CHP Genel Merkezi'ni işgal etti. Sonra da pişkin pişkin, “bu olaydan haberim yoktur” diyebilmiştir. Bunun iki nedeni olabilir: Ya alzheimer hastasıdır ya da yalancının tekidir. Takdiri siz okuyuculara bırakıyorum.

‘Netekim Paşa’ tankla tüfekle susturduğu CHP’yi kapattı. Gel zaman git zaman CHP yeniden açıldı. Bölündü, birleşildi ve günümüze gelindi. Son yerel seçimlerde CHP’nin oyu yüzde 38’lere çıkınca iktidar için ufukta yolun sonu gözüktü. Büyükşehirlerin büyük çoğunluğu CHP’ye geçti. Azımsanmayacak büyüklükte bir nüfusa ve ekonomik yapıyla iletişim kurma olanağına kavuştu. İktidar bunu hemen fark ederek CHP’nin elindeki bütün belediyeleri “topal ördek” konumuna dönüştürmeye başladı. Zamanla kendi partilerinin yönettiği belediyelerden kalan SSK borçlarının hemen tahsilinden tutun, çeşitli gelirlerden mahrum bırakmanın yollarına başvurdular.

İktidar bu önlemlerle yetinmedi. Herkesin bildiği yargı kıskacına başladılar. Esenyurt Belediyesi’nden başlayıp Silivri Belediyesi’ne varan dalga dalga operasyonlar gerçekleştirdiler.

‘Netekim Paşa’nın torunları ilk dalgayı 30 Ekim 2024 tarihinde Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'i gözaltına alıp tutuklayarak başladılar. Ardından belediyeye kayyım atandı. Muhalefet, özellikle CHP bu süreci sonraki operasyonların başlangıcı olarak değerlendirdi.

İkinci dalga, Beşiktaş ve Beykoz belediyelerine yapıldı. Ocak 2025’de Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat hakkında işlem yapıldı. Şubat – Mart 2025’de Beykoz Belediye Başkanı Alaattin Köseler hakkında soruşturma ve tutuklanma süreci yaşandı.

Bu dönem, İBB soruşturmasından önceki hazırlık evresi olarak gerçekleştirildi.

Üçüncü büyük dalga, yani aylar önce bağımsız yargıdan habersiz olan Sayın Cumhurbaşkanı “daha turpun büyüğü gelecek” tanımını kullanmıştı. Nihayet bağımsız yargı 19 Mart 2025’de “turpun büyüğü” İstanbul Büyükşehir Belediyesi yöneticileri ve Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında geniş çaplı operasyon başlatıldı. Ve İstanbul Büyükşehir üzerindeki operasyonlar hala sürmekte.

Dördüncü dalga olarak, Gaziosmanpaşa, Avcılar, Büyükçekmece, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı, Ceyhan, Seyhan, Ataşehir, Silivri belediyelere operasyon düzenlendi.

Bu hengamede başı sıkışan Aydın Büyükşehir Belediye Özlem Çerçioğlu, Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal AKP’ye tüyerek aklanıp paklandılar. “Ya bizdensin ya hücredesin” ikileminde başkanların çoğu şimdilik hücreyi tercih ettiler…

Yukarıdaki operasyonların yapılış biçimine baktığımızda 2000’lerdeki "Ergenekon-Balyoz tipi dalga operasyonlar"a benzemekteler…

Yukarıda saydığımız operasyonlar siyasi sonuç olarak isteneni vermeyince “altın vuruş” yapmaya karar verdiler. 2023’den itibaren ‘Butlan Kemal’ tuttuğu çalışma ofisinde çevresindeki malum kişilerle birlikte siyasi iktidarın ‘yargı kolları’nı da yanına alarak CHP’ye çöktü.

Ve CHP bir darbeye daha muhatap oldu… Bu sefer darbe CHP artıkları, AKP yargı kolları, "ABD'nin Türkiye Valisi" Tom Barck tarafından organize edilirken orkestra şefi olarak “Butlan Kemal” sahne aldı. Ama bu bir gölge oyunudur. Görünürde “Butlan Kemal” gözükse de oynatan eller Sarayda bir ekip olarak oturmaktadır.

12 Eylül 1980 darbecisi ‘Netekim Paşa’ tüm ülkede yönetime el koyarken, 21 Mayıs 2026 yargı darbesiyle ‘Mutlak Kemal’de CHP yönetimine el koymuştur.

‘Netekim Paşa’ 9 Mayıs 2015 tarihinde öldüğünde, arkasından ‘Netekim öldü’, ‘Netekim Paşa nihayet gitti’, ‘Darbeci başı öldü’, ‘Bir dönemin darbecisi öldü’

‘Mutlak Kemal’ için sosyal medyada yazılıp çizilenleri, halkın neler dediğini buraya yazamıyorum. “Hain Kemal” tanımlaması inanın hafif kalıyor. Ama şunu biliyorum, toplum ‘Netekim Paşa’ya duyduğu öfkenin daha fazlasını ‘Mutlak Kemal’e duymakta...

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.