SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Mezhep boğuşmasını kimler kışkırtıyor?

Yazının Giriş Tarihi: 13.04.2015 01:29

Mezhep savaşının en vahşi yüzü Irak'ın başkenti Bağdat'ta yaşandı, yaşanıyor.

Şii semtinde kimlik kontrolü yapanlar, adı Osman olanı "Bizimkiler bu adı vermez" deyip orada öldürüyorlar.

Sünni semtindeki kontrolde ise adı "Ali" olan aynı kaderi paylaşıyor.

Bugün Yemen'de yine mezhep temelli katliamlar yaşanıyor. Suriye'deki kanlı boğuşmanın temelinde de yine mezhep çatışması yatıyor.

Mezhep çatışması belli boyutları ile Pakistan yaşamakta. Bahreyn'de Sünni-Şii çatışması çıkınca Suudiler buraya da müdahale etmişti. ABD ve Türkiye gibi ülkelerden tek bir tepki duyulmamıştı.

Birbirlerinin camilerine düzenlenen intihar saldırıları ile yüzlerce masum insanın kanı akıtılıyor. Bu acı tablonun Türkiye'de yaşanmamasını dileyelim.

Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nde laikliğin ne kadar önemli olduğunu bazı kafalar hala anlamadıysa ne diyelim...

Ülkemizde birliğin en önemli harcı laikliktir...

Farklı inançların teminatı olan laikliği dinsizlik olarak gösterenlerin tek bir amacı var;

Kendi inançlarını şu ya da bu şekilde toplumda egemen kılmak istiyorlar. Laik sistemde buna izin vermeyince başlıyorlar yaygaraya, inanç özgürlüğü yok diye...

Acil sorulması gereken soru; Ortadoğu'daki bu mezhep boğuşmasını kimler tezgâhlıyor? Kndilerini yönetmekten aciz toplumlar kimlerin ağına takılıyor?

Yukarıdaki iki sorunun yanıtı bulunmadığı sürece din ve mezhep temelli kan akacağa benzer...

Postmodern siyasetin üretimi olan ve kılcal damarlara kadar yayılan din/mezhep, milliyetçilik anlayışı ulusal devletleri adeta zehirledi. Bahar geliyor diye dünya siyasetine sürülen filmin meğer kanlı kıştan farkı yokmuş...

Postmodern siyaset Balkanları, Orta Avrupa'yı, Kafkasları, Ortadoğu'yu darmadağın etti.

Ortadoğu düzeni, etnik, dini çatışmalarla dışa vuran toplumsal çelişkiler altında dağılırken, düzenin köşe taşı olan iktidarlar yıkıntının altında kalma riskiyle karşılaşıyorlar.

1618-1648 yılları arasında Avrupa'da Hristiyanlar birbirlerine girdi. Katolikler ve Protestanlar arasında "30 yıl savaşları" yaşandı. Sonunda 1648 yılında kanlı boğuşmalardan bıkan Avrupa Vestfalya Barışı yaparak bugünün Avrupa'sını yarattı.

Düşünüyorum, bugün İslam coğrafyasındaki kanlı mezhep boğuşması daha ne kadar sürecek? Avrupa toplumları gibi bir Vestfalya Barışı'nı Ortadoğu ülkeleri yaşama geçirme aşamasına ne zaman gelecekler?

Avrupa (1618-1648 yılları arasında) yağmalar, katliamlar, tecavüzler ve hastalıklarla kasıp kavruluyordu. Bunun kimsenin kazanamayacağı bir savaş olduğu yavaş yavaş fark edilince barış özlemi yoğunluk kazandı ve sonunda Vestfalya Barışı sağlandı.

İslam coğrafyasında ise şimdilik Sünniler ve Şiiler birbirlerinin boğazlarını kesmekle ve camilerini bombalamakla meşguller.

Şimdilik mümkün gibi gözükmüyor. Çünkü Ortadoğu ülkelerinin hepsi birer uydu devleti gibi. İpleri sömürgeci devletlere bağlı; kendi halklarına karşı kendilerini sorumlu hissetmiyorlar...

Bugün İslam coğrafyası mezhepler arası bir barışa hazır mı?

İslam coğrafyası inanç temelli siyaseti terk ederse o zaman ufukta barış umudu belirecektir. Her kesim şimdilik "kendi şeriat" naralarını atmakla meşgul.

İşin en tuhafı da, Ortadoğu'da oluşan "Sünni ittifak"a ilk günlerde destek verenler, sonradan yahu "Sünni İslam" inancı diye bir din yoktur demeye başladılar...

İslam dünyası, şimdilik kendi iradelerini kullanmaktan uzak gördükleri için, var olan boğuşmanın daha çok süreceğe benziyor...

twitter.com/yazicimuhsin