SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Kör terör bataklığı

Yazının Giriş Tarihi: 03.08.2015 03:33

Oya Baydar 1 Ağustos 2015 günü T24'deki köşesinde aynen şunları yazdı:

"Kandil muktedirlerinden Bayık bir muhabire verdiği röportajda 'Halkımız bizden intikam istiyor', diyordu. Yüreğim dondu. İntikamını, evinde, ailesinin gözü önünde bir işçiyi öldürerek, trafik polislerini kaza ihbarıyla çağırıp göreve gelenleri kalleşçe vurarak, sivil kıyafetle dolaşan astsubayın ensesine sıkarak, trenin geçeceği demiryoluna mayın döşeyip yolu onarmaya gelen işçilere ateş açıp öldürerek, halkın kullandığı araçları yakarak, vb., vb. mi alacaksın? Kimden alıyorsun intikamını? Özgürlük savaşçılığı ile kör intikamcılığın, kör terörün ayrışma noktası buradadır."

Biz de yukarıdaki değerlendirmeye aynen katılıyoruz. Kör kurşun adres sormaz mantığıyla hareket edenlerin geldiği yer kör şiddettir. Şiddet dilinden başka bir şeyden anlamayanlar kendi değerlerini de yok ettiklerinin farkına ne zaman varacaklar.

Bugünün koşullarında kargaşa yaratarak sonuca kim gitmek istiyorsa, PKK da onlara hizmet ediyor demektir. İntikam duygusuyla yoksul emekçi insanların evlerine ateş düşürmenin hak ve hukuka hizmet etmediği ortada iken neye hizmet etiklerini kimse anlayamıyor.

7 Haziran Seçimleri sonrası oluşan TBMM, ilk defa ülkenin en büyük sorunu olan "Kürt Sorunun" çözme fırsatı yakalamışken, bu durum heba edilmek üzere...

Yıllardır sorunun Meclis çatısı altında şiddetsiz çözülmesi gerekiyor denirken, halk buyurun çözün deyince; birileri hemen can havliyle 'biz bunları Meclis'te tanımıyoruz' dediler. Diğer ruh ikizi de bunlar bizi 'seni başkan yaptırmayacağız' diye tahrik ettiler, bunların haddini bildireceğiz diye ne masa bıraktılar ne de sandalye...

'Boğaz'da, yalılarda viski yudumlayıp oy veren şerefsizler' diyerek hakaret edenlerin; ülkedeki yurttaşların birliğini savunduğunu söylemeleri garip değil mi?

Öldürerek sorunu çözeceğim diyenlerle, iktidarda her koşulda kalacağım diyenlerin ortak noktası galiba şiddet ortamında kesişti. Uyurken öldürülen iki polis için kem küm açıklaması yapanlarla, öldürülen 32 gencin ailesine bir başsağlığı dilemeyenlerin yine yolları kesişti galiba...

Barış ortamı ve isteği geliştikçe çıkar yol olarak şiddeti gören yolları geçersiz kılamadığımız sürece, anaların o acı feryadı dinmeksizin yürekleri dağlayacağa benzer.

Evlatlarımız feda etmeye kalkanlara Nazım Hikmet dizeleri ile yanıt veriyor;

Ben de çekip gittiğimde
Yani oğulcuğun yani yürek yarın
İçinden geçen şarkın gittiğinde
Sen nasıl yaşadın anne
Kan ter içinde gece
Kan ter içinde her yanım
Her yanım bu gece vurgun içinde
Kurşun yemişim, sürgün yemişim
Bu sana ilk gelişim
Vur emriyle düşmüşüm kapına
Düşmüşüm kucağına, bu yara sıcak ana

"Analar ağlamasın" diyenler anaların acısı üzerinden siyaset yapmaya başladıkları günleri yaşıyoruz...

@yazicimuhsin