SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Köpek kadar değerimiz yok...

Yazının Giriş Tarihi: 11.06.2014 10:44

Devlet, şirket, SGK, Sendika, denetim, önlem...

Nereye bakarsan bak çürümüşlük, yozlaşma, vurdumduymazlık diz boyu...

Ciddiyet yok, sorumluluk yok...

Yani insana saygı yok...

Düşünebiliyor musunuz, binlerce kişinin çalıştığı madende bir tane çocuğu olan işçi yokmuş!

Çocuk yardım parasını ödememek için yapılan alçakça bir hokkabazlık...

140 dolara çıkarılan bir ton kömür birden nasıl 30 dolarlara kadar düştüğünü anladınız mı şimdi?

Soma'da madenci M.A. Karakacan: "Mal, kömür çıksın gerisi önemli değil; köpek kadar değerimiz yok..." diye isyanını dile getirdi.

Soma'daki madenden yaralı kurtarılan bir işçinin ambulanstaki sağlık görevlilerine yönelttiği, "Çizmelerimi çıkarayım mı, sedye kirlenmesin" sorusu, aslında insana verilen değerin bir ölçeği gibiydi....

Bir madenci yakını, "Zenginler cebini şişirsin, olan fakire olsun" diyerek tepkisini dile getirdi. "Göçük altından sağ çıkamayacağını anlayan abim avucuna 'oğluma iyi bakın' notunu bırakmış". Madenci yakını acısını dillendiriyor... Dünyanın en uzun cümlesi bu olsa gerek!

Cümleyi anımsadıkça ağlamamak için kendi kendime mücadele veriyorum, genellikle de yenik düşüyorum..

Bütün bunlar olurken sayın Başbakan Soma'ya ziyarette bulundu. Açıklamaları insana ve emeğe duyduğu saygı ve değerin bir ölçeği gibiydi...

"Ölmek, maden işçiliğinin fıtratında vardır" diye dünya maden işçiliği litaratürüne yeni bir deyim armağan etti.

Soma'da yakınlarının cenazesini bekleyen acılı akrabaların öfkesi de ortaya çıkmaya başlamıştı. Bir madenci yakını, "Zenginler cebini şişirsin, olan fakire olsun" diyerek tepkisini dile getirdi.

Soma'da Başbakan Erdoğan'ı protesto eden bir gence Erdoğan'ın müşaviri Yusuf Yerkel tekme attı. Yerkel tekme atarken, Sayın Başbakan da yumruk sallayarak protestoculara hadlerini bildiriyordu.

Bütün bu olayları izlerken Güney Kore'de meydana gelen bir olayı anımsadım. Batan gemide bir yakını olan kadın, bakanı tokatlıyordu. Bakan öylece duruyor, gözlerini kapatmış hiç tepki vermiyordu. Adeta özür diler gibi tokadın bitmesini bekliyordu. Sonuçta biliyorsunuz o ülkenin başbakanı istifa etti.

Biz döndük ülkemize, 301 işçiyi ölüm çukurlarına gönderenler, bir madencinin "yuh" çekmesine bile tahammülleri yok...

Ülkemizdeki sorun emek sömürüsüdür...

Emeğin sahibi işçinin hakkını savunacak örgütlenme 12 Eylül 1980 darbesinden sonra sistemli olarak yok edildi. Sonuçta milyonlarca kişi sosyal güvencesiz çalışır duruma getirildi.

Özal'la birlikte başlayan neo-liberal ekonomik yapı, emekçiye karşı acımasız bir yapı oluşturdu.
Her şeyi para olarak görenler, para için her şeyi yapar hale geldiler...

Ve önlerine dizi dizi cenazeler dizildiğinde bile, Mısır'daki kız çocuğuna günlerce gözyaşı dökenler kılını bile kıpırdatmadı.

Ve şimdi deniyor ki, bakın biz ölen madencilerin yakınlarına sahip çıkıyoruz.

Dirilerine sahip çıkamayan devlet ölülerine sahip çıkıyoruz diye övünür hale geldi...