Adalet duygusunu yitirmiş, vicdanı kurumuş ve bütünüyle bir organize yağma düzenine dönüştürülmüş günümüz Türkiye’sinin en karanlık, en arsız ve en can yakıcı ekonomik soygunu ile karşı karşıyayız.
Yaz kış demeden, sabahın kör karanlığında bir somun ucuz halk ekmeği alabilmek için kuyruklarda ömrünü tüketen, emekli maaşıyla açlık sınırının altında yaşam mücadelesi veren bu aziz milletin vergileri, göz göre göre küresel ve yerli tefecilerin, sinsi fon vurguncularının kasasına akıtılıyor. Karşımızdaki manzara, basit bir dolandırıcılık olayı değil; adeta devlet destekli, bakanlık göz yummalı, BDDK destekli bir soygun yöntemiyle karşı karşıyayız.
Halkın boğazından kesilen lokmaların milyarlarca dolarlık fon tezgahlarında nasıl iç edildiğini ve bu talana sessiz kalanların muhaliflere karşı nasıl birer canavara dönüştüğünü hep birlikte tiyatro izler gibi izliyoruz.
Bu ülkenin ana muhalefet odağını, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu tuvalete giderken bile takip eden, her adımını gölge gibi izleyen o meşhur "mali şube" ve devletin istihbarat ağları ne hikmetse milyarlarca dolar gözümüzün önünde buharlaşırken kör, sağır ve dilsiz kesildi!
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) ve ilgili bakanlıklar, bu hayali fonlar, bu devasa vurgunlar hakkında aylar öncesinden defalarca uyarılmasına, ihbarlar yapılmasına rağmen tek biri kılını bile kıpırdatmadı. Tehlike karşısında ölü numarası yaptılar.
Milyarlarca dolar sistemin içinden tereyağından kıl çeker gibi yürütülürken susanlar, paralar Avrupa'ya, okyanus ötesi hesaplara, lüks malikanelere aktıktan sonra şimdilerde ekranların karşısına geçmiş, "üç beş piyonun peşindeyiz" görüntüsüyle millete adalet tiyatrosu oynuyorlar!
Bu topraklarda herkesin bildiği bir söz vardır, "Hırsız içerideyse, kilit fayda etmez, anahtar dönmez!" Kasayı korumakla görevli olanlar, denetim kurumlarının başında oturanlar, o vurgunun ortakları ya da koruyucuları haline gelmişse, o ülkede hukukun, adaletin, hakkın kapısı asla açılmaz.
Dünyanın hangi medeni, demokratik ve hukuk devletinde bu kadar tatlı, bu kadar denetimsiz, bu kadar faili meçhul bir kazanç düzeni var?
İşin en büyük ahlaksızlığı ve bu halka kesilen faturası neresi biliyor musunuz? Bu fonların birçoğu devlet garantisinde olduğu için, o iç edilen, batırılan, holding sahiplerinin ve yandaş çetelerin cebine giren milyarlarca doların yükü, dönüp dolaşıp senin, benim, fabrikadaki işçinin, tarladaki köylünün ödediği ağır vergilerden karşılanacak!
Soygunu onlar yapacak, faturayı halk ekmek kuyruğundaki dedeler, nineler ödeyecek, bizler ödeyeceğiz!
Milyarlarca doları götüren, ülkenin mali sistemini çökerten bu organize şebekelere ve 'Sülün Osmanlar'a karşı zamanında hukuki adım atmayan, ses çıkarmayan devlet aklı; iş muhalif belediyelere, halkın oyuyla seçilmiş başkanlara gelince adeta birer engizisyon mahkemesine dönüşüyor!
Cumhuriyet'in savcılarını, mahkemelerini muhalefeti tasfiye etmek için birer siyasi kırbaç gibi kullananlar; "Öyle duydum, öyle sanıyorum, öyle düşünüyorum, bana öyle geldi" diyen gizli tanıkların uydurma, mesnetsiz ve hukuk dışı ifadeleriyle halkın iradesini tutukluyor, belediyelere çöküyorlar.
Milyar dolarlık hırsızları saraylarda ağırlayıp, halkın hakkını savunan belediye başkanlarını, gazetecileri ve sanatçıları korku salmak için zindanlara tıkmak, artık bu toplumun vicdanının kabul etmeyeceği, tahammül sınırını aşan bir hukuksal terördür!
Halk ucuz ekmek kuyruğunda can çekişirken, bir yanda milyar dolarlık fon vurgunlarına göz yuman, diğer yanda "benden değilsen hapse" diyen bu ikiyüzlü, bu çürümüş yağma düzeni karşısında susmak, suça ortak olmaktır. Bu ülkenin milyonlarca hakkı yenmiş, geleceği çalınmış onurlu yurttaşı bugün bu adaletsizliğe karşı isyan noktasındadır ve çok ama çok kızgındır!
Bizlere bu talan düzenini "ekonomik istikrar, serbest piyasa" diye yutturmaya çalışan, yerli ve milli nutukların arkasına saklanan o hastalıklı yapılar bu fon soygunlarıyla iyice su yüzüne çıktılar.
Hırsızın içeride olduğu bu düzende anahtarı çevirecek olan, o yozlaşmış organize kötülük uzantıları değildir. Anahtarı çevirecek olan, sandıkta ve meydanda hesap soracak olan halkın örgütlü ve öfkeli iradesidir.
Siyaseti sadece kendi cüzdanlarını doldurmak, koltukta kalmak ve devlet gücüyle topluma korku salmak için yapan o suç ortaklığına dönüşmüş organize kötülüğe karşı; her alanda adaleti, liyakati ve temiz ahlakı savunmak zorundayız.
Bu devlet destekli fon vurgunlarına, milyar dolarlık yağma tezgahlarına karşı ses yükseltmek, sokaktaki haksızlığa karşı barikat kurmak sadece siyasi bir tercih değildir; bu topraklarda özgürce nefes alan her birimizin tarihsel namus borcudur!
Unutma genç arkadaşım! Köydeki Mehmet amca! Fabrikadakii Ali Bey!
Bugün hortumcuların, yandaşların ve sinsi vurguncuların iç ettiği o milyarlarca dolar; gökten zembille inmedi. Kimsenin özel mülkü de değildir. O kaynakların her kuruşunda; 1920’nin o zifiri karanlığında, ayağında çarığı bile yokken, yırtık pırtık elbiselerle cepheye koşan dedelerimizin hakkı vardır! Karın altında donan parmaklarıyla mermi taşıyan, yiyecek ekmek bulamayıp dağlardaki bitki köklerinden çorba yapıp yaşam mücadelesi veren, açlıktan nefesi koktuğu halde "Önce vatan, illaki bağımsızlık" diyerek emperyalizme diz çöktüren o yiğit nenelerimizin, o çilekeş Anadolu kadınlarının helal mirası vardır!
Onlar, biz bugün bu topraklarda birer "yurttaş" olarak başımız dik yaşayalım, kimsenin sömürgesi, kimsenin kulu kölesi olmayalım diye canlarını feda ettiler. Şimdi o çarıklı atanın kanıyla, canıyla, açlığıyla kurduğu bu tam bağımsız Cumhuriyet'in kasasını, halk ekmek kuyruğunda ömrünü tüketen dedelerin rızkını, sinsi fon şebekelerine ve saray devşirmelerine yağmalatmak; o şanlı tarihe, o kutsal mirasa yapılabilecek en büyük ihanettir!
Hırsızın içeride olduğu bu düzende, o çarıklı kahramanların torunları olarak susamayız, sinemeyiz, kafamızı öteye çeviremeyiz. Bu talana karşı çıkmak; bu yurda, toprağın altında yatan o çıplak ayaklı atalarımıza olan namus ve vefa borcumuzdur.
Paranın, gücün ve ahlaksızlığın karşısında eğilmeyen o Kuvayı Milliye ruhunu iyice kavra! Ruhunu ve cüzdanını organize kötülüğün fonlarına satmış o iki yüzlü şeytanlaşmış siyaset tarzının nelere mal olduğunu iyi anla. Çünkü bu ülkenin geleceği, o vurguncuların kasalarında değil; dedelerinden aldığı o temiz ve tavizsiz tam bağımsızlık ahlakını namusu gibi koruyan senin o özgür zihnindedir!
Bu ülkenin kaynakları, halk ekmek kuyruğundaki yetimlerin hakkıdır; holding fonlarının, yandaş müteahhitlerin yağma alanı değildir! Belleğini yenile, öfkeni diri tut. Mustafa Kemal'in hürriyet ve adalet meşalesini elinden asla düşürme; çünkü bu organize karanlığı yırtacak olan senin o satılık fiyatı olmayan özgür ve tam bağımsız Cumhuriyet bilincinde yatmaktadır!