SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Bize durmadan 'düşünme', 'inan' diyorlar

Yazının Giriş Tarihi: 08.02.2014 01:58

Yeni açılan "Rüştiye"(ortaokul) okullarında "resimdir, küfürdür" diye haritalar dershane duvarlarından indirilmiştir. Bilime ve akılcılığa açılan en küçük bir pencere bile hemen kapatılmıştır.

Çok uyanık bir padişah gibi görünen III. Mustafa (1717-1774) Prusya'nın yedi yıl savaşlarındaki zaferlerini, olayları önceden gören müneccimlere atfederek Kral II. Frederik'ten "üç müneccim" istemiştir.

Osmanlı donanmasını Çeşme'de basan Rus donanmasının Boğazlar'dan geçmediğine göre Çeşme'ye (5-7 Temmuz 1770) nasıl varabildiğini İstanbul'da devleti yönetenler, ayrı bir Atlantik deniz yolu olduğunu kavrayamadıklarından anlayamamışlardır.

Tarlalara saldıran çekirgelere karşı önlem olarak kadılarca karşı önlem olarak fetvalar çıkarılması yaygındı.

Ondokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında bile "Resmi Gazete", ve "Salnamelerde" halka, "suya atılan kıllardan yılan, gübre içinde bırakılan patlıcan çekirdeklerinden 40 günde akrep olur" yolunda bilgiler veriliyordu.

Yukarıdaki örnekleri çoğaltmak mümkündür. Bazı okuyucular nereden çıkarıyorsun bunları diyebilirler.

Artık şunu çok iyi biliyoruz ki, Osmanlı Devleti "rönesans, reform, aydınlanma ve sanayi devrimi" gelişmelerinin dışında kalmıştır.

Geri kalma açığını da giderek toplumu dinselleştirerek gidereceğini düşünmeye başlamıştır.

İmmanuel Kant 1784 yılında diyor ki "Aydınlanma, insanın kendi suçuyla düşmüş bulunduğu ergin olmayış durumundan, yani kendi aklını bir başkasının kılavuzluğu olmadan kullanamayışı durumundan kurtulmasıdır."

Demek ki ergin olmayışın nedeni, aklın kendisinde değil, aklı kendisi kullanmayı göze alamayan, kullanma kararını veremeyen bir insandır.

Bundan dolayı "Aklını kendin kullanma cesaretini göster" sözü ergin insanın parolası olmalıdır.

Aydınlanma felsefesinin en büyük düşünürlerinden birisi olan Descartes, "Sana ışık tutanlara sırtını dönersen, göreceğin şey kendi karanlığındır."

İmmanuel Kant yine bir yazısında "aydınlanma" için "özgürlük"ten başka bir şey gerekmez. Ne var ki diyor, dört bir yandan "düşünmeyin" diye bağırılıyor: Subay, "düşünme talimini yap", papaz, "düşünme inan", maliyeci, "düşünme öde" diyor.

Yukarıda verilen örneklerden yola çıkarak bugün eğitimde yaşadığımız en büyük sorun "düşünme" sizin göreviniz sadece "inan" biçimine oluşmaktadır. Bunun eğitimdeki en büyük izdüşümü "evrim kuramı" ve "yaratılış düşüncesi" son yıllarda eğitimin içerisinde zıt kavramlar olarak genç beyinlere sokulmak oldu.

Bugün eğitimde geldiğimiz nokta, "düşünme", "inan" biçiminde özetleyebiliriz.

Dini içerikli "yaratılış" düşüncesini getirip öğrencinin önüne koyarsanız, öğrenciden farklı düşünmesini nasıl sağlayacaksınız ki... İnanç bireyin kendi iç dünyasında oluşturacağı değer yargılarına göre davranacağı alan olmaktan çıkıp, bilimsel düşüncelerle karşılaştığında öğrencinin davranışı genelde bilimsel bilgiye tavır almak şeklinde oluşacaktır. Faklı bir şey beklemek saflıktan başka bir şey değildir...

Bilimsel düşüncenin gelişmediği, ergin olmayış düzeyine çıkamamış birey ve toplumdan demokratik davranış ve yaratıcı düşüncenin oluşmasını beklemek biraz saflık olacaktır...

Eğitimi bilimselleştirmedikçe, gidilecek yol çıkmaz yoldur...

Devlet adeta dini eğitim vereceğim diye bir mezhebin alt inanış biçimlerini toplumun önüne dayatma aşamasına gelmiştir.

Sizin soru sormanızı ve tartışmanıza bile izin vermezler...

İlkokul öğrencilerine önerilen 100 Temel Eser, yeni eğitim anlayışına uygun hale getirildi;

Yunus Emre sansürlendi...
Fareler ve İnsanlar sakıncalı...
Şeker Portakal erotik bulundu...
Spiderman namaza başladı...
Heidi dua ederek huzur buluyor...
Polyanna Allah'ın bahşettiklerinin kıymetini biliyor...
Pinokyo "teşekkür ederim" yerine "Allah razı olsun" demeyi tercih ediyor...
Üç Şilahşörler'deki Aramis hidayete eriyor...
La Fontaine'in tilkisi bile "Allah yolunu açık etsin" diyor...

Ve bunları uygulamaya sokanlar bir zamanlar çok ağır eleştiri getiriyorlardı; 'toplum mühendisliği toplumun gelişmesinde büyük bir engeldir'.

Şimdi yapılanlar nedir?