SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Bize benzeyip de bizden olmayanlar

Yazının Giriş Tarihi: 04.05.2014 09:11

Bir tepeye çıkmışlar. Aşağıda yayılan koyun sürüsünü göstermiş ve başlamış anlatmaya:

-"Bak yavrum şu gördüklerin koyundur. Etleri çok lezzetlidir. Yakalaması da kolaydır."

Yavru kurt lafa girmiş ve çobanı göstererek, onun kim olduğunu ve ne yaptığını sormuş.

Kurt, çobandan uzak durmasını, elindeki değneğin çok can yaktığını sıkı sıkı tembihlemiş.

Bu sırada yavru kurdun dikkatini sürünün köpeği çekmiş.

-"Şu bize benzeyen bir şey var orada, o ne yapıyor."

Kurt derin bir of çekmiş ve başlamış tekrar anlatmaya:

-"Ah yavrum, bizi asıl perişan eden işte o bize benzeyip de bizden olmayandır."

CHP'liler ve CHP üzerine değerlendirme yazıları yazanlar da galiba ana kurdun, yavru kurda söylediği o son değerlendirmesinde gizli. "Bize benzeyip de bizden olmayandır."

Sosyal demokrasinin oy deposu genelde sanayileşmiş kentlerdeki işçi sınıfına ait kitleler olması gerekirken; Türkiye gerçeğine baktığımızda bunu böyle olmadığını görüyoruz. Bursa, İzmit, Adana, Kayseri, Gaziantep, İstanbul, Manisa gibi sanayinin geliştiği kentlerde oyların büyük çoğunluğu "merkez sağa" "milliyetçi sağa", "muhafazakâr sağa" gidiyor.

Ya CHP sosyal demokrat bir partiye dönüşemediği için işçi sınıfı ile bağ kuramıyor; ya da öykümüzdeki gibi işçi sınıfı ana kurdun değerlendirmesine mi giriyor?

Eğer CHP'yi sosyal demokrat görmüyorsa bu kitleler acaba sola açık olan ÖDP ve HDP gibi partiler niye varlık gösteremiyorlar?

Yani aşağısı sakal yukarısı bıyık gibi bir durum ortaya çıkıyor...

Ülkemizdeki durum için sosyal sınıflar daha kendi çıkarlarını savunacak ne örgütlenmeye gidebiliyor ne de temsilcilerini seçebilecek olgunluğa erişememiş diyebilir miyiz acaba?

Toplumun yüzde 20-25 köylü, köylüyü temsil edecek ve çıkarlarını savunacak doğru dürüst tek milletvekili yok.

Yine toplumun önemli bir kesimini oluşturan işçileri temsilen üç-beş milletvekili var; onların bir kesimi de bırakın sarı, fason sendika temsilcileri...

Zaten ülkemizde küçük memurları ne savunacak ne de küçük memurların siyaset sahnesinde varlık göstermesi mümkün değildir.

Sadece bürokrasinin üst katmanlarına yükselmiş ve memur kesimine yabancılaşan kesimden temsilciler siyaset sahnesinde yer alabiliyor. Geriye kala kala büyük sermayenin ve talan ekonomisinden pay alan müteahhitlemiş/mücahitlere kalıyor...

Bugün T.B.M.Meclisi'ni oluşturan milletvekillerinin sosyal tabanlarına ve ekonomik güçlerine bakın, bu ülkenin nasıl yönetildiğini anlarsınız...

Kayıt dışı ekonominin temsilcileri o kadar güçlüdür ki mecliste doğru dürüst bir yasa bile çıkaramazlar. 2000'li yıllarda Zekeriya Temizel doğru dürüst bir vergi kanunu çıkarmaya yeltendi başına neler geldiğini hep beraber gördük; adamı linç ettiler.

Bizler yine dönüp dolaşıp ana kurdun yavru kurda dediğine geldik:

-"Ah yavrum, bizi asıl perişan eden işte o bize benzeyip de bizden olmayandır."