SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Bir kitap insanı değiştirebilir

Yazının Giriş Tarihi: 25.10.2013 08:35

Kitaplar ne işe yarar, yayınlar ne içindir, kitaplar pahalı mı?

Bilgisayar ve televizyon kitap yayınlarını ve okunmasını etkiliyor mu?

Yukarıdaki sorulara başka sorular da eklenebilir. 

Ülkemizde "kitap-okur" üzerine bilimsel bir araştırma yapılmış mı bilmiyorum. Kitap yayınları ve okur sayısı üzerine istatistikî bazı veriler bulunuyor. Kitapların basım, yayın sayısı vb. Biz ise, okunan bir kitabın okur üzerinde bıraktığı etki ve değişim üzerine araştırmadan bahsediyoruz.

Demirtaş Ceyhun, "Ah Şu Biz Göçebeler" kitabında, kitaba bakış açımızın göçebe kültür izlerini aşamadığı üzerinde durur. 40-50 bin Türkçe ve Edebiyat öğretmeninin olduğu ülkemizde edebiyat dergileri 2-3 bin satabilmekte. Bunların çoğunu da ilgili yazar, çizer ve meraklı öğrenciler almaktadır.

Aziz Nesin'in kitapları İran'da daha fazla okunmaktadır. Azerbaycan ulusal kütüphanesindeki yazılı materyal sayısı altı milyonu bulurken, bizim ulusal kütüphanemizdeki yazılı materyal sayısı ancak iki milyonu bulmakta. Dünyada kişi başına kitaba harcanan para 1.45 dolarken, ülkemizde bu rakam 0,45 dolara kadar düşüyor. Dünya ortalamasının çok çok altında kalıyor.

İnsanımızın kitaba olan ilgisi, davranışlarımıza da yansıyor mu? Demirtaş Ceyhun'un belirttiği gibi, göçebe toplum kültürünü aşmadan televizyonun yaygınlaşması, toplumu okuyan değil de izleyen konuma mı sokmuştur?

Kitaba bakış açımızı yansıtması bakımından yaşadığım birkaç anımdan bahsetmek istiyorum.

1994 yılında Sefaköy Lisesi'nde tarih öğretmeni olarak görev yapmaktayım. O tarihlerde lise ile ortaokul birlikte liselerin bünyesinde eğitim görüyorlardı. Ben de ortaokul son sınıflarda bir sınıfın rehber öğretmeniyim. O zamanlar Taksim'de kurulan kitap fuarına gitmeleri ve kendi kararları doğrultusunda en az iki kitap almaları ve dönünce kitap fuarı üzerine bir kompozisyon yazarak getirmeleri konusunda ödev verdim.

Öğrencilerimden birisi Yaşar Kemal'in "Üç Anadolu Efsanesi" kitabını almış. Yaşar Kemal bu kitabında; Köroğlu, Karacaoğlan ve Alageyik efsanelerini kendine has tarzıyla akıcı bir şekilde anlatmaktadır. Aynı yıllarda yine Yaşar Kemal Almanya'da bir gazetede makalesi yayınlanır. Makalesinden dolayı ülkemizde o zamanki adıyla "Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde" yargılanmaktadır.

Öğrencimiz kitap fuarından eve dönünce baba sorar: "Oğlum hangi kitabı aldın?"

Öğrencim aldığı kitabı babasına gösterir; baba çok kızar ve sinirlenir, 'mahkemeye verilen ve yargılanan bu kişinin kitabını nerden buldun' diye uzun sürede çocuğuna söylenir... Elinden alır biraz karıştırmaya başlar ve kitabı kısa sürede okur. Birkaç gün sonra kızdığı oğluna: "Oğlum bu kitabı mutlaka okumalısın. Yaşar Kemal'in başka kitaplarını da bulursan beraber okuyalım." der.

Yıl 2000, eski adıyla "Basınköy İlköğretim" yeni adıyla "Aybars Ak İlköğretim Okulu'nda" sosyal bilgiler öğretmeni olarak görev yapıyorum. Yine sınıf rehber öğretmeni olarak öğrencilerime kitap ve okuma üzerine alışkanlık kazandırmak için proje geliştiriyoruz. Aynı yazarın aynı kitabını bütün öğrencilerim okuyacak ve okunan romanı, kahramanı, dili, olayı, işlenişi vb yönden değerlendirerek eleştirel bir bakış açısını geliştireceğiz.

Öğrenciler önce kendi aralarında hangi yazarı okuyacaklarını belirlediler. Aziz Nesin olarak ortaya çıktı. Sonra hangi kitabı seçmeleri konusunda karara vardılar. "Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz". Bir sorun çıktı bütün öğrenciler kitabı nasıl edinecekler. Sınıfımızdaki bir velinin bize yardımcı olabileceğini öğrendim. Fiyatını öğrendi, toptan alacağımızdan dolayı bir miktar da düşürdü. Ben de öğrencilerin parayı toplayıp veliye verilmesini sağlamaya çalışıyordum.

Bu arada birkaç veli geldi. Kitaptan para kazanmak için çabaladığımı, niye bu kitabı seçtiğimi, 'biz velilerden bu kitap için izin aldın mı' gibi bir dizi sorulara muhatap oldum. Oturup konuştuğumda hiç birinin Aziz Nesin'in kitaplarını okumadığını öğrendim. Önyargılı davrandıklarını sezinledim. Çocukların yazarı ve kitabı seçmelerinde özgür bıraktığımı ifade ettim. 'Çocuklarınız ve siz okuyun. Amacımız da bu zaten sizlerle beraber öğrencilerimiz de dahil olmak üzere kitabı değerlendirelim' dedim. Üç ay sonra aynı veliler özür dilemek için geldiler, çok farklı şeyler söylediler.

Bir kitap öğrenci de, veli de ve eğitimcilerde de bakış açımızı değiştiriyor. Değiştirebilir. Bir kitap okuyup yaşamı değişen binlerce, milyonlarca insan var.

Bir kitap bir insan demek.

Kitapla yoğrulmayan öğrenci, kitapla haşır neşir olmayan anne-baba ve kitapla dost olmayan eğitimciler çocuklarımıza okuma uğraşını kazandıramıyor.

Bence bu ülkenin ve eğitim sisteminin en büyük sorunu okuma düzeyinin çok zayıf olmasıdır.

Okuma yazma üzerine çok nutuk atarız; ama ülke olarak yurttaşlarımıza kitap okuma alışkanlığını bir türlü kazandıramayız.

Bilemiyorum bu teknolojik çağda okuma uğraşı konusunda treni kaçırdık mı?