SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Af... Af... Neyin affı !

Yazının Giriş Tarihi: 03.06.2014 07:05

Son yılların en kapsamlı af paketi için düğmeye basıldı...

Yukarıdaki başlıklar altında haberleri son günlerde sıkça okumaya başladık.

Yaşamımız aflarla geçti. Bir araştırma yapılsa ve ülkemizdeki aflar diğer ülkelerdeki af uygulamalarıyla karşılaştırılsa nasıl sonuç verir merak ediyorum. Öğrenci affı, Bağkur affı, SSK affı, vergi affı, trafik cezası affı, katil affı, dayak affı... Uzatabiliriz de ama bu kadarı yeter.

Toplumlar neden affa ihtiyaç duyarlar o işin başka bir yönü. Olağanüstü bir olay olmuştur. Örneğin toplumu derinden etkileyen bir deprem olur, etkilenen yurttaşlar için af uygulanır. Büyük çaplı toplumsal olaylar olur, zarar görenler için uygulanır.

Bunun dışındaki aflar neden uygulanır. Her yurttaşın sorması gereken sorulardan birisidir aslında.

Dersine düzenli çalışan öğrenci ile ilgisiz ve sorumsuz öğrenci ve aileleri aynı torbaya dolduruluyor. Vergisini ödeyen yurttaşa vergi affı bir ceza gibi geliyor. Sen de ödeme nasıl olsa bir gün af çıkacak ve sen de kazanacaksın.

Adam bir katil gibi araba kullanıyor. Trafik cezası kesiliyor. Ödemiyor. Nasıl olsa affa uğrayacak.

Adam öldürüyor. Gereken cezayı alıyor. Kader mahkûmu diye af beklemeye başlıyor.

Aflar ancak insan haklarını, dini inançları, siyasal özgürlükleri kısıtlıyorsa söz konusu olabilir. Bunun dışındaki afların toplumsal bozulmalara neden olduğunu bu ülkeyi yönetenler neden bilmezler.

Efendim 30 bin genç sıfır puan almış. Bu duruma neden şaşırıyorlar anlamadım. Çünkü genel liselerde eğitim ciddiyetini kaybetmiştir. Bu ciddiyette en önemli özellikler eğitimdeki fırsat eşitliğinin yok olmasıdır.

Ve tıkanan sistemi açabilmek için af af af.

Çözüm üretmek zor.

Çözüm bazen bazı kesimlerin önüne engel diye çıkıyor.

Çocuklarımızı sınav stresinden kurtaracağız diye tek sınavı üçe çıkaran anlayış bugün topluma egemen durumda.

Sınav sistemi bir yerde getiriye dönüştürüldü. Ve buna liseye yönlendirme denildi. Binlerce aile panik halinde dershanelerin yolunu tuttu. Bu sistemden birileri büyük gelirler elde etmeye başladılar. Ama sonuçta olan yine çocuklarımıza olacak. Dershane eğitimi dışında kalan ve eğitim ve gelir düzeyi düşük aile çocukları doğal elemeye tutulurcasına elenecekler. Eleniyorlar. Toplumun dışına itilmişlik duygusuyla sorunlar yumağına dönüşüyorlar.

Ve biz buna "Milli Eğitim Sistemi" diyeceğiz. Üstelik bunu ilköğretim düzeyinde yapacağız.

Ve bu ülkede eğitim bakanları ve onların görevlendirdiği bilimsel kurullar bunu bize yıllarca "Eğitim Reformu" diye yutturacaklar.

Bu ülkeyi yönetenlere bir soru sormak isterdim. Bugün Finlandiya ve Güney Kore nitelikli insan yetiştirmede en önde gelen ülkeler. Bu ülkelerde insana nasıl yatırım yapıldığını biliyorlar mı?

Sizce de biliyorlar mı?

Bence çok iyi biliyorlar.

Sorun ne o zaman.

Köylü zihniyeti ile demokratik ve çağdaş bir ülke ve insan yaratılamaz. Hele hele yurttaşlık bağını güçlendirmeden sorunu çözmenin mümkün olmadığını hâlâ anlayamayan yöneticilerimiz büyük oranda yönetimde.

Baba çocuğunu döver kısa bir süre sonra "Gel çocuğum seni affettim." der. Yahu kim kimi affediyor. Aslında dayak yiyen çocuk babasını affetmeli.

Öğretmen öğrencisini döver, siniri geçince "Gel çocuğum seni affettim." der. Aslında öğrenci öğretmenin affetmeli.

Polis yurttaşı dövüyor ve gözetim altına alıyor. Sinirleri yatışınca seni affettim deyip bırakıyor. Dayak yiyen, dayak atan tarafından affediliyor bu ülkede.

Devlet acımasız vergi koyuyor. Kimse ses çıkarmıyor. Kabulleniyor. Ödenemeyince başlıyor af beklentisi.

Artık aflar bu ülkenin gündeminden çıkmalı.

Vergi mükellefi de, öğrenci de, araç sürücüsü de, adam öldürmeye niyetli olan da bunu net bilmeli.

Almanya'da çalışan yurttaşımız aracına atladığı gibi tatil için ülkemize geliyor. Hoş geldin diyoruz ama daha Edirne'den girişte trafik canavarına dönüşüyor.

Sizce neden acaba?

Aynı kişi değil mi binlerce kilometre ve üç-beş ülke geçerek gelen.

Tek fark bizdeki uygulamalar.

Türkiye 'de her 2 ya da 3 yılda biriken kamu alacaklarına yönelik bir yeniden yapılandırma yapılıyor.

Affınıza sığınarak yazıyı bitirmek zorundayım!