SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Açık hava hapishanesine hoş geldiniz !

Yazının Giriş Tarihi: 06.12.2014 09:51

Bu tavsiye kararlarından birisi de 'Okul Güvenliği' konusu.

'Okul Güvenliği' komisyonunda toplamda 50'ye yakın karar alındı. Bu konudaki birkaç örneği sıralayalım:

"Güvenli okullara mavi bayrak asılsın,

Bahçe duvarları yükseltilsin,

Öğrencilerin bilgileri emniyet ve sağlık kuruluşlarınca alınabilecek ve bu kuruluşlarla paylaşılabilsin,

Girişlere metal detektör (x-ray cihazı), turnike konulsun,

Tuvaletlere duman sensoru takılsın,

Disiplin yönetmeliğinde cezalar daha da ağırlaştırılsın,

Okuldan uzaklaştırma ve atılma cezaları ağırlaştırılarak yeniden uygulanmaya başlansın,

Riskli öğrenciler açık liseye yönlendirilsin,

Sendikal etkinlikler okul ve ders saatleri içinde yapılmasın."

Eğitim Sen Şûra Üyesi Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adnan Gümüş, "Kışladan daha ağır, hatta istihbarat teşkilatlarından daha ağır birtakım tedbir ve önlemler önerildi ve kabul edildi. Bunlar kişi hak ve hürriyetlerine aykırı" diye isyan edercesine düşüncelerini dile getirdi.

Risk altında olan çocukların/öğrencilerin daha işin başında suçlu ya da suç işlemeye hazır insanlar olduğu düşünülerek önlem alınmaya kalkılması, insan haklarına doğrudan bir müdahale olduğu düşüncesindeyim.

Bahçe duvarlarının yükseltilmesi kararı adeta çağdışı bir karar. Okulları toplumdan soyutlamanın bir anlamının olmadığını düşünüyorum.

Çok merak ediyorum, çocuk okula uzaydan mı gelecek? Eve giderken gelirken hangi yolları kullanacak, çocuk okul kapısından çıktıktan sonra güvenlik sorunu ne olacak.

Tamam, okulu kale haline getirdiniz, okul içerisinde hiçbir risk ve tehlike yok; kapıdan çıktıktan sonrası Allah kerim anlayışına teslim demektir.

Güvenli okullara 'mavi bayrak' asılması devlet eliyle okulları yurttaş gözünde ayrımcılığa sokmak demektir. Zor koşullarda eğitim yapan okullar bu bayrakları asamayacağından yurttaş gözünde daha da sorunlu okul anlayışı ile giderek bu okulların koşulları ağırlaşacaktır.

Devlet bütün okulları daha güvenli hale getirirken birçok okulu yurttaş gözünde deşifre etmemeli. Okullardaki güvenlik ve sağlık önlemleri; okulları yarıştırarak alınamaz.

Anne-babalarla toplumda öyle bir yargı oluşturuluyor ki, sanki bütün okullara dışarıdan tankla tüfekle saldırı olabilecek de, devlet bu saldırıya karşı önlem alıyor.

Kırdan kente göçün getirdiği toplumsal sorunların eğitime yansıması kaçınılmaz. Kent kültürünün geliştirilmesi için alınması gereken önlemlerin hiç biri ciddiye alınmazken, polisiye ve zabıta önlemleri ile sorunun çözüleceği zannediliyor.

Ve okullar giderek çevre duvarları yükseltilmiş ve adeta hapishaneyi andıran kapılar yaptırmaya başladılar.

Okul mu, yoksa açık hava hapishanesi mi, belli değil...

Okul güvenliğinde en büyük önlem sosyal faaliyetlerin ve bu faaliyetler için okulların fiziki ortamlarının iyileştirilmesi en acil önlemler olması gerekirken hiçbiri doğru dürüst tartışılmadı bile...

Konferans solonu var mı?

Müzik sınıfı var mı?

Satranç oynayacak alan var mı?

Spor ortamı var mı?

Teknoloji tasarım sınıfı var mı?

Okul kültür gezileri yapıyor mu?

Sosyal sorumluluk projeleri sağlıklı yürüyor mu?

Desteğe gereksinimi olan aile ve çocuklara okul sahip çıkabiliyor mu?

Okul-veli sorumluluk ve iletişim sağlıklı yürüyor mu?

Veli sadece çocuğu sorunlu olunca mı okulla iletişim kuracak?

Devletin ve velinin eğitim harcamaları nasıl olmalıdır?

Öğrenci yaşadığı kenti ve ülkesinin tarihi ve doğal zenginliklerini ne derece tanıyor?

Çocuk/öğrenci sinemaya, tiyatroya, kitapçıya gidiyor mu? Gitmiyorsa, sorumlu; okul mu, aile mi, yoksa her ikisi mi?

Bir kargaşadır gidiyor.

19. Eğitim Şûrası'nı, kafalarındaki eğitimi yaşama geçirmek için bir fırsat kapısı gibi görmek, eğitim sorunlarını asla çözmez. Bu, eğitimi içinden çıkılmaz hale dönüştürüyor...

Önümüzdeki yıllar eğitimdeki kargaşanın giderek büyüyeceğini gösteriyor.

twitter.com/yazicimuhsin