Bir zamanlar, okulun bahçesinde, kızlarla yakan top oynamayı bırakıp, çocuğunu anaokulundan almaya gelen, başkanın eşini “bugün ne giymiş” diye izlerken, yıllar sonra ondan, başka bir şehrin kadınları adına özür dileyecegim aklıma gelmezdi.
O dönem Diyarbakır Belediye Başkanı olan Mehdi Zana’nın eşi, yıllar içinde başkan eşi ünvanından sıyrılarak, Kürt kadını kimliği ile tanınan HDP Van Milletvekili Leyla Zana oldu. 1991 yılında Meclis'teki yemin töreninde Kürt kimliğine dikkat çekmek amacıyla Kürtçe, "Bu yemini Türk ve Kürt halkının kardeşliği için ettim" dediği için, Türkiye’de Kürtlerin, özellikle de Kürt kadınlarının sesi oldu.
Leyla Zana, Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi dili Türkçe olup, Yüce Meclis’te de "Türkçe yemin etme zorunluluğunu" biliyordu elbette. Ancak, Kürt kimliğine dikkat çekmek için bu eylemi yapmış ve bu kurala, uymamanın bedelini ağır bir şekilde ödemişti.
Kürt halkının “politik değeri” olan Leyla Zana’nın düşüncesini beğenir ya da beğenmeyebiliriz, ancak, hiç kimse onun varlığına saldırma, ya da cinsiyetçi küfür etme hakkına sahip değil.
Geçtiğimiz günlerde oynanan Somaspor - Bursaspor maçında, ne olduysa, Bursaspor taraftarı tribünlerden Leyla Zana’ya küfür etti. Rahatladılar mı bilmiyorum ama, centilmenlik yarışı olması gereken maçlarda, bir kadına, bir etnik kimliğe saldırı, barışın ruhuna bomba gibi düştü.
Daha önce de tribünlerden beyaz toroslar göndermesi ile Amedspor'u tehdit eden Bursaspor taraftarının küfürlü tezahüratlarına karşı tepkiler, barışı gerçekten isteyen aydınlardan, kadınlardan en çok da Kürtlerden gelmeye başladı. Gelen milyonlarca tepkiyi yatıştıracak, yönetimden gelecek cevabı beklerken, Bursaspor Kulübü Başkanının sosyal medya platformu X'te yaptığı açıklama, gerilimi daha da artırdı. Başkan Enes Çelik’in açıklamasının bir kısmı şöyle idi:
“Dün deplasmanda oynadığımız müsabaka esnasında kısa süreli olan ve tekrarlanmayan bir tezahürat hakkında, bugün belirli çevreler tarafından farklı ve gizli ajandaların ürünü olduğu ortada olan bazı açıklamalar yapıldığını üzülerek izlemekteyiz.
Vanspor sözde yöneticisi haddini bilmez şahıs başta olmak üzere; kulübümüzü, şahsımı ve taraftarımızı hedef alan ırkçı, hakaret ve nefret dolu paylaşımlar yapanlar hakkında gerekli tüm hukuki işlemleri an itibariyle başlatmış bulunmaktayız. Kendi başarısızlıklarını kamufle etmek amacıyla hadlerini aşan, son derece çirkin bir üslupla kulübümüze saldırma cüretinde bulunan şahsın maksadının, camiası nezdinde kendi üzerinde oluşan baskıyı kaldırmak olduğunun da farkındayız.
Hiç hak etmediği şekilde ırkçılık ve kadın düşmanlığı ile suçlanan taraftarımızın tribün liderinin Diyarbakır doğumlu ve Kürt kökenli olduğunu ve yine tribünlerimizde her hafta binlerce kadın taraftarın yer aldığını önemle hatırlatırız.”
Babası Artvin Milletvekili Faruk Çelik ile ilgili övgülerle devam eden bu açıklamada, Türk-Kürt kardeşliğine gölge düşüren, bu tezahürata karşı “bir özür dileme” göremediğim gibi, bunu eleştirenlere suç duyurusunda bulunmuş sevgili başkanımız. Bir de Kürt kökenli vatandaşa tribünlerde görev verdiğini, kadınların maça geldiğini bir lütufmuş gibi açıklamış.
Bursaspor Kulüp Başkanı Enes Çelik'in babası, Artvin Milletvekili olan Faruk Çelik ise sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada; “Leyla Zana’ya yönelik küfürlü tezahürat yanlıştır ve kabul edilemez. Bu tür ifadeleri doğru bulmadığımı açıkça ifade ediyorum.”dedi ama bu açıklama Bursaspor adına ne derece geçerli olur? Oğul Çelik yerine, toplumun hassasiyetlerini bilen baba Çelik mi Bursaspor'un yöneticisi olsaydı acaba?
Özellikle son günlerde Türkiye'de, futbolun artık spor olmaktan çıktığını, birileri para kazansın diye, maçların masa başında satıldığını görüyor olsak da, bari Bursa’da, Bursaspor’u birinci lige çıkartan eski yöneticilerin, birebir şahit olduğum; Hüseyin Silahçı gibi varını yoğunu Bursaspora yatıranların, emeklerine gölge düşürmeyelim.
Artık ırkçı söylemlerle gündeme gelmek yerine, başarıları ile anılan bir Bursaspor görmek istiyor, taraftarlarına “kadına ve kimliklere” yapılan saldırıların centilmenliğe aykırı olduğunu hatırlatmalarını bekliyoruz.
Barışı en çok kadınların istediğini bildiğim için, doğduğum kentin temsilcisi bir kadına, kimliği üzerinden edilen küfürden dolayı, doyduğum kentteki kadınlar adına, özür diliyorum.