SON DAKİKA
Hava Durumu

"Barışa evet" denmeli

Yazının Giriş Tarihi: 12.08.2026 16:33
Yazının Güncellenme Tarihi: 12.08.2026 17:22

Günlerdir Meclis'te oylanacak olan "Çerçeve Yasası" Teklifi'ne kilitlendik, hepimiz siyaset stratejisti gibi yasaya "evet" mi, "hayır" mı denmesi gerektigini tartıştık.

Bazılarımız daha taslağı okumadan, hazırlayanların samimiyetine, inanmadığımız için baştan reddettik. Bazılarımız okuduk ama beklentilerimize yanıt vermediği için onaylanmasını istemedik. Bazılarımız da anayasaya uymayan, uygulamayan, hak hukuk tanımayan iktidarın, taslağın son aşamasında da, muhalefet milletvekillerinin önerilerini göz ardı edeceğini, hatta çıkan yasayı kendi lehine kullanılacağını düşündük. Bu yüzden kafamız karma karışıktı.

Nihayet “Çerçeve Yasa” olarak adlandırılan yasa taslağı, Meclis'te 467 milletvekiliinin evet, 87 milletvekilin ret, 7 milletvekilinin de çekimser oyu sonucu onaylandı. Şimdi ilgili kurumların çalışmasıyla yürürlüğe girecek.

Meclis çoğunluğunun evet dediği bu taslak, vatana millete hayırlı olsun deyip geçileceğini düşünürken, tartışmalar bitmedi, bitmeyecek gibi de görünüyor. Özellikle daha üye olmadan kendini YENİ Partili ilan eden bir güruh, Özgür Özel’in tasarıya "evet" demesine ateş püskürüyor. Hatta bir adım ileri giderek partiye yaptığı bağışı geri isteme noktasına gelenler bile oldu.

Klasik ve sosyal medya organlarından izlediğim bu tepkiler, taslağa evet diyen AKP, MHP ve CHP’nin, genel başkanlarına değil de, nedense YENİ Parti’nin Genel Başkanı Özgür Özel’e yöneltiliyor. 57 milletvekilinin hayır, 33 milletvekilinin evet dedigi ve özgür iradenin vücut bulduğu, YENİ Parti niye günah keçisi ilan ediliyor, anlamıyorum.

Oysa, terör örgütünün törenle silahları bırakma kararından sonra başlayan bu süreç yasalarla güvence altına alınmalıydı. O zaman CHP'li olan YENİ Partililer de bu masada yer alarak barış sürecine destek vermişlerdi. İçinde oldukları süreçten sonra masada olmasını istemeyenlere rağmen, Özgür Özel ve kurmayları barıştan yana olan tavırlarını koruyarak taslağa evet dediler.

19 Mart 2025'ten beri baskılara direnen ve rakibini her seferinde boşa çıkaran YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, bu masa Erdoğan'ın masası değil, barışın masası diye baktı. Taslağı, oylamadan sadece 25 dakika önce Meclis'e getirmeleri, okumadan imzalamayacaklarını bildikleri için hazırlanan bir tuzaktı. Diğer vekiller okumadan imzaladılar ama YENİ Partililer bu tuzağa düşmedi ve süre isteyerek raporu kendi aralarında tartıştılar. YENİ Parti milletvekillerinin toplu olarak reddetmesi istendi ki "siz barışa bile hayır dediniz" diye aleyhte propaganda yapabilsinler. Oysa Özel, hem barışa evet dedi, hem de rakibinin oyununu bozmuş oldu. Özgür Özel, tarihe geçecek TBMM konuşmasının bir bölümünde evet deme nedenlerini şöyle açıkladı:

“Bu teklife hayır demeye en çok hakkı olan siyasi parti biziz. Çünkü süreç devam ederken en ağır saldırılara uğrayan bizleriz. Cumhurbaşkanı adayı tutuklanan, yol arkadaşları hapsedilen, partisine yargı eliyle butlan atanan biziz.

Öyle saldırılara maruz kaldık ve kalıyoruz ki en temel insan haklarının ihlal edildiği, masumiyet karinesinin yok sayıldığı bir düşman hukukuna muhatabız. Sahte delillerle, kanıtlanmamış iddialarla, gizli tanık ifadeleriyle tarihe utanç olarak geçecek bir süreci yaşıyoruz.

Yerel seçimleri kaybettiği için siyasi rekabeti rafa kaldıranların ailelere, eşlere, evlatlara zulmeden bir darbeci anlayışına muhatap olan bizleriz. Günlerdir bu teklife ‘hayır’ dememiz için binlerce öneri, eleştiri, hatta tepki alan bizleriz. Ama hepinize şunu hatırlatıyorum. Yarın bu ülkeyi yönetecek olan da biziz ve bu millete olan bağlılığımızla, bu ülkeye olan sevgimizle, toplumsal barışa olan inancımızla sorumluluk alan da biziz.

Kolaya kaçmayan, devlet ciddiyetiyle karar veren; bu ülkenin 10 yıl, 20 yıl, 30 yıl sonrasını düşünme sorumluluğunu yüreğinde hisseden de bizleriz. Biz Türkiye’nin sorunlarını çözmek için YENİ Parti’yi kurduk. Kutuplaşmayı bitirmek, barışı getirmek için kurduk. Biz YENİ Parti’yi bir partimiz olsun diye kurmadık. İktidar olsun, sorunları çözsün, sorunların ve eşitsizliklerin üzerine kararlılıkla yürüsün diye kurduk.

Bize defalarca ‘Bu şartlarda o masada neden oturuyorsunuz?’ dediler. Bu çağrıları yapanların öfkesini de kaygısını da anlıyorum. Ama kimse bize ne yaşadığımızı anlatmasın. Çünkü bize yapılanları en iyi biz biliyor, yüreğimizin en derinliklerinde hissediyoruz. Bir tanesini unutursak da yüreğimiz kurusun. Evet, bu yasaya ‘hayır’ deme hakkına en çok biz sahibiz. Ama bu hakkı milletin barış hakkının önüne koymayan da bizleriz. Komisyonda masadan kalkmadık. Çünkü o masa Erdoğan’ın masası değildir, o masa milletin barış umutlarının masasıdır. Türkiye’nin hak ettiği kalkınma umudunun masasıdır. Türkiye’de yaşayan etnik kökeni ne olursa olsun bütün gençlerin iyi bir gelecek umudunun masasıdır. Öfkemizi milletin geleceğinin önüne koymadık, koymayacağız."

Bu düşünceleri paylaşan Özgür Özel, partisinin Cumhurbaşkanı adayının diplomasını iptal edip, yargılamadan tutuklayan, yetmezmiş gibi, onlarca belediye başkanını tutsak eden, sonunda da partiyi "mutlak butlan"la dağıtan bir iktidara "evet" demiş olabilir mi?

"Evet" dediği için Özgür Özel’e kızıp, üye olmaktan vazgeçen YENİ Parti destekçilerine, bir hatırlatma yapmakta yarar var. Bir oğlunu askerde, diğer oğlunu da dağda kaybeden Diyarbakırlı anneyi de, oğlu şehit olan Bursalı anneyi de, düşündüğü için, daha fazla annenin ağlamaması için, bu yasaya "evet" dedi.

Elbette boşu boşuna hayatını kaybeden evlatların, eşlerin acısını dindirmek kolay olmayacak, haklı tepkiler de olacaktır. Ancak elli yıllık bu acıya dur demenin zamanı çoktan gelmişti, Yoldaşını yarı yolda bırakmayan, demokrasiyi içselleştirmiş, özgür iradeye saygılı, vicdanının sesini dinleyen bir liderden beklenen de, “barışa evet” demek olmalıydı.

.

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.