SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Tıbbi yoksulluk nedir?

Yazının Giriş Tarihi: 13.07.2012 12:14

Küreselleşmenin dayattığı (Neoliberal) politikaların sağlık alanındaki yansımaları, yaşantımıza yeni bir kavramın girmesine yol açmıştır: Tıbbi yoksulluk!

Tıbbi yoksulluk, sağlık giderleri güvence altında olmayan kişilerin tedavi giderlerini karşılamak amacıyla taşınır/taşınmaz varlıklarını satmaları ve/veya borçlanmaları anlamına gelmektedir.

Kamu ve/veya özel sektörde sağlık hizmetleri için cepten yapılmak zorunda kalınan sağlık harcamalarının yükselişi, özellikle orta sosyal sınıfta yer alan aileleri yoksulluğa; yoksul olanları ise hızla yoksunluğa sürüklemektedir.

Tıbbi yoksulluk; tedavi edilmemiş hastalık, sağlık hizmeti kullanımında azalma, uzun dönem yoksullaşma ve bilinçsiz ilaç kullanımı ile birliktedir.

Dünya Sağlık Örgütü her yıl yaklaşık yüz milyon kişinin tıbbi harcamalar nedeniyle yoksulluk sınırının altına düştüğünü tahmin etmektedir. Bir başka deyişle, tıbbi harcamalar küresel olarak milyonlarca kişiyi yoksulluğa doğru itmektedir.

Türkiye'de de "Sağlıkta Dönüşüm Programı" adıyla uygulamaya konulan neoliberal sağlık politikalarının yüz binlerce Türkiyeli yurttaşı gelecekte tıbbi yoksullar arasına sürüklemesi kimseye şaşırtıcı gelmemelidir.

Sağlıkta Dönüşüm Programı'nın, özellikle 2012 yılının başında yeşil kartın yürürlükten kaldırılması ile birlikte yoksulların sağlık hizmetine erişimini önemli ölçüde sınırladığı bilinmektedir. Artık Genel Sağlık Sigortası (GSS) kapsamı içerisinde yer almayan yurttaşların başvurabilecekleri tek yer, devlet hastanelerinin acil servisleridir.

Sağlık Bakanlığı'nın verilerine göre ülkemizde son yıllarda acil servislere başvuru sayısı 80 milyonu aşmış bulunmaktadır. Bir başka deyişle, nüfusumuz yaklaşık 74 milyon olduğuna göre, bir yıl içerisinde ortalama olarak her yurttaşımız 1,1 kez acil servise başvurmaktadır.

Dünyada acil servise başvurunun bu kadar yüksek olduğu başka bir ülke daha var mıdır bilinmez; ancak Sağlıkta Dönüşüm Programı'nın acile başvuruyu çok artırdığı bir gerçektir! Çünkü bu program öncesinde, çok değil altı-yedi yıl önce, acil servislere başvuru yalnızca 20 milyondu.

Ne oldu da insanımız eskisine göre dört kat daha fazla acile başvuruyor?

Yapılan araştırmalar acile başvuranların yüzde 80'inden fazlasının acil olgular olmadığını gösteriyor. Acillerde katkı payı alınmamasının bu artışta büyük bir rolü var.

Ayrıca Genel Sağlık Sigortası kapsamı içerisinde yer alamayanların da bu yöntemi kullandığı biliniyor. Katkı payı ödeyecek gücü olmayanlar, hastalıklarının tam olarak tedavisinin gerçekleşmeyeceğini bildikleri halde, soluğu acil servislerde alıyor.

Çünkü paraları yok!

Sağlık Bakanlığı acillere gereksiz başvuruyu azaltmak için, acil olmadıkları halde acile başvuranlardan da katkı payı alınması uygulamasını başlatmış bulunuyor. Bu uygulama ile acillere başvurunun azalması beklenmekle birlikte, sigortası olmayanlar ile katkı payı ödeyecek gücü olmayanların sağlık sorunlarını nasıl çözebilecekleri bilinmiyor.

Çünkü artık aile hekimi bile paralı!

Çalışma Bakanlığı yoksulların Genel Sağlık Sigortası kapsamı dışında kalmalarının söz konusu olmadığını; yoksul olduklarını kanıtlayanların primlerinin devlet tarafından ödeneceğini söylüyor. Peki, primin devlet tarafından ödenmesi için belirlenen yoksulluk sınırı nedir? Kişinin hiçbir menkul ve gayrimenkulünün olmadığını ve ayda 294 TL'den daha az gelirinin olduğunu kanıtlaması gerekiyor.

Şaka değil, gerçek.

Aylık geliriniz 295 TL ve üzerindeyse GSS primi ödemek zorundasınız. Hastalandığınızda gideceğiniz sağlık kuruluşuna ödemekle yükümlü olduğunuz katkı paylarını da siz karşılayacaksınız. Geliriniz bu rakamın üstünde ve eğer prim borcunuz varsa, sağlık hizmeti almak için hiç şansınızı zorlamayın; çünkü başvuru sırasında bilgisayar ekranında Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan gelen "müstehak değildir" uyarısıyla karşılaşacaksınız.

Peki, prim borcu olan ya da ödeme gücü olmayan yurttaşlarımız sağlık hizmetine nasıl erişecek? Ya sağlık hizmetlerinden yararlanmayacak, ya da yararlanmak için bir biçimde para bulmaya çalışacak. Elinde kalmış olan tarlasını, toprağını satacak, kredi alacak ya da eş dosttan para alarak borçlanacak.

İşte "tıbbi yoksulluk" ile tanışmanın ilk aşaması bu.

Tıbbi yoksulluk hem kent orta sınıfını hem de kırsal kesimde yaşayanların büyük bir bölümünü tehdit etmektedir.

Tıbbi yoksulluğun göstergeleri hastanelerde rehin kalmalarla sınırlı değildir. Sahibi olduğu evde kiracı olmaktan, başka bir mahalleye taşınmak zorunda kalmaya, çocukların okul değiştirmesinden, erişkinlerin birden fazla işte çalışmak zorunda kalmasına kadar çok sayıda gösterge tıbbi yoksulluğu gözlemek için kullanılabilir.

Giderek artan katkı payları ve daraltılan temel teminat paketi yüzünden, sağlık hizmetine erişimle ilgili sorunlar çığ gibi büyürken, tıbbi yoksulluktan söz etmek, ülkemizdeki sağlık sistemi ile ilgili öngörülere ışık tutabilir.

Tıbbi yoksulluğun önlenmesi, herkese eşit, ücretsiz ve ulaşılabilir bir sağlık sisteminin yurttaşlar tarafından güçlü bir biçimde istenmesiyle olanaklıdır.

Üstelik bu mümkündür.