SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Damacana sular ne kadar temiz olabilir?

Yazının Giriş Tarihi: 27.07.2012 11:29

Ticaretin işe karıştığı her yerde, "hak" öncelik olmaktan çıkar; "daha fazla kar" ön plana gelir.

Küresel kapitalizmin her şeyi daha fazla kar elde etmek için kullanmak anlayışı yüzünden, şebeke suyu yerine paketlenmiş su tüketimi bütün dünyada giderek artmaktadır.

Türkiye'de on yıl önce kişi başına 70 litrenin altında olan yıllık paketlenmiş su tüketiminin bugünlerde 90 litreyi aştığı tahmin edilmektedir.

Bir ürün ya da hizmetin piyasasını oluşturabilmek için "talep" yaratmak gerekir. Tüketici durduk yere daha fazla para vererek bir ürünü satın almak istemez. 

Talep yaratmanın değişik yolları bulunmaktadır; bunlardan su ile ilgili olanı, şebeke sularının sağlıklı ve güvenilir olmadığı algısının yaratılmasıdır.

Temiz suyun kaynağından başlayarak evlerde, okullarda, işyerlerinde bireylere ulaştırılması yerel yönetimlerin en önemli görevlerinden birisidir. Bu görev her hangi bir biçimde aksatılırsa, ya da aksadığı algısı yaşanırsa; yurttaşlar bu aksaklığı bireysel çözümlerle ortadan kaldırmaya çalışır.

Oysa şunu en başta söylemek gerekir: Hiçbir damacana suyu, güvenli ve sağlıklı şehir şebekesinin yerine geçemez!

Şehir şebeke suları arıtılmış ve dezenfekte edilmiş olarak kullanıma sunulursa, su güvenle içme/kullanma amacıyla tüketilebilir.

Şebeke suyuna yerel yönetimler tarafından flor eklenmesi durumunda ise özellikle çocuklar açısından diş sağlığı alanında ek bir kazanım elde edilmiş olur.

Bu durumda, yurttaşın damacana suyu almaya başlamadan önce, yaşadığı kentin şebeke suyunun güvenli olup olmadığını bilmesi gerekir.

Bunu bilmenin yolu, suyun kirliliğe yol açabilen her türlü etmen açısından bilimsel yöntemlerle izlenmesi, denetlenmesi ve sonuçların düzenli olarak kamuoyu ile paylaşılmasından geçer.

Burada dikkat edilmesi gereken önemli noktalardan birisi "çıkar çatışması" kavramıdır. Suyu üreten ve sunan kuruluş ile izleyen ve denetleyen kuruluşun farklı kuruluşlar olması ve aralarında her hangi bir çıkar ilişkisinin olmaması gerekir.

Bugün şehir şebekesine bazı yurttaşlar tarafından güven duyulmamasının nedeni, çeşmeye kadar gelen suyun güvenli ve sağlıklı olduğuna ilişkin, üniversiteler gibi bağımsız ve bilimsel kuruluşlar tarafından yürütülen izlem ve denetim süreçlerinin var olmamasıdır.

Bazı yerel yöneticiler tarafından su sıkıntısını gidermek amacıyla kuyu ve nehir sularının doğru düzgün bir arıtma olmaksızın şebeke suyuna verilmesi gibi kötü uygulamalar da yurttaşın şebeke suyuna güven duymasını doğal olarak engellemektedir.

Denetim sorunu, paketlenmiş sularda çok daha büyük bir boyuttadır. Bugün ülkemizde olduğu gibi, damacana sulardaki kirliliğin, suyu satışa sunan firmanın kendisi tarafından denetlenmesi kabul edilemez.

Paketlenmiş sularda mikrobiyolojik kirlenme olduğu yıllardır bilimsel araştırmalarla pek çok kez ortaya konmuştur. Yapılan araştırmalar damacana sularda kaynaktan evdeki kullanıma kadar her aşamada mikrobiyolojik kirlenmenin olabildiğini göstermektedir.

En önemli kirlilik kaynaklarından birisinin iyi temizlenemeyen, dezenfekte edilemeyen dönüşümlü polikarbonat damacanalar olduğu saptanmıştır.

Tüketime sunulan damacana suların mikrobiyolojik olarak kaynakta temiz olsalar bile, tüketim süresi, pompa hijyeni ve kullanım koşullarına bağlı olarak kirlenebildiği belirlenmiştir.

Damacana suyunun temiz su için belirlenen standartlara uygunluğunu denetlemek çok zordur. Pek çok bilimsel araştırma damacana sularının sağlık açısından mikrobiyolojik kirlenme dışında da risk taşıdığını ortaya koymaktadır.

Paketlenmiş sulardaki bir başka tehlike bisfenol A nedeniyle oluşan kirliliktir. Yapılan çalışmalar polikarbonat damacanalarda bisfenol A varlığını ortaya koymakta; damacanaların özellikle güneşte, sıcakta kalması ya da uygun koşullarda depolanamaması/taşınamaması gibi durumlarda bisfenol A düzeyinin arttığını göstermektedir.

Bisfenol A, endüstride polikarbonat plastiklerin üretiminde kullanılan bir kimyasaldır ve üreme sağlığı başta olmak üzere, sinir sistemi ve özellikle çocuklarda davranış gelişimini olumsuz etkilediğine ilişkin bilimsel araştırmalar bulunmaktadır. Bilindiği gibi, bazı ülkelerde biberonlarda bisfenol A kullanımı yasaklanmıştır.

Güvenli ve sağlıklı suya erişim her yurttaş için yaşamsal önemi olan bir haktır. Bunun için ilk yapılması gereken iş, güvenli ve sağlıklı bir şebeke suyu talebinin yurt çapında ısrarla dile getirilmesi olmalıdır.

Asıl sorun, suyun ticarileştirilmesidir.

Suyun ticarileştirilmesine karşı durmadan; damacana sulara ilişkin laboratuvar sonuçlarının açıklanması üzerinden bir tartışma yürütülmesi su kirliliği ile ilgili sorunları çözemeyeceği gibi, asıl sorunun göz ardı edilmesine de yol açmaktadır.