İlginç ama ilk kez rastlanan bir olay da değil…
Zengin Mutfağı’nın ilk kez sahnelendiği 1978'de, Fatih Sahnesi'nin fuayesi bir el bombasıyla havaya uçurulmuş…
27–28 Aralık 2012 tarihlerinde de İstanbul Şehir Tiyatroları'nda sahnelendiği sırada bir grubun sözlü protesto ve saldırısına uğramış…
Gerçekleri dile getirmek, haklı bir duruşu sahneye koymak bir kısım sermayeyi nasıl da rahatsız etmiş ve her zaman olduğu gibi taşeronları ileri sürmüş…
15-16 Haziran 1970…
Güzel ve yalnız ülkemin üzerine çöken bir karabasan…
O günlerde atılan tohumlar zehirini saçmaya devam ediyor hala…
Emeği akılcı yaklaşımla örgütleyen Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nu etkisizleştirmeye ve sendika seçme özgürlüğünü kısıtlamaya yönelik 274 sayılı yasaya karşı; aralarında Bursa’nın da bulunduğu kentlerden 100 bine yaklaşan emekçinin kendilerine reva görülen kölelik düzenine ve sağlıksız koşullarda çalıştırılmalarına isyan ederek fabrikalardan sokağa çıktığı en büyük ve en önemli hareket…
Zengin Mutfağı da;
Oyunlarında yabancılaşma, toplumsal değerler, sınıfsal çelişkiler, ekonomik ve siyasal konuları işleyen Vasıf Öngören’in o günleri unutmamak ve unutturmamak için yazdığı epik tiyatronun belleklere kazınan önemli bir örneği…
Yanı sıra tiyatronun olağanüstü bir düşünce ve eylem sanatı olduğunun da göstergesi…
Epik tiyatro Bertolt Brecht’le birlikte izleyiciyi oyunun içine çekmek yerine düşünmeye ve sorgulamaya yöneltmek için sahne dünyasına uygulanmış özel bir tür.
O örneği önceki gün;
İlk kez Başar Sabuncu tarafından 1977 yılında, dün de Şener Şen-Doğu Yaşar Akal tarafından sahneye konulan, baş rolünü Şener Şen’in üstlendiği, oyuncu kadrosunda ise;
Gizem Ergün, Onay Kaya, Uğur Arda Başkan ve Kutay Sandıkçı’nın yer aldığı
Zengin Mutfağı’nı özgün efektler ve repliklerle güçlendirilmiş haliyle Kültürpark Açık Hava Tiyatrosu’nu tıklım tıklım dolduran Bursalı yurttaşlarla birlikte izledik.
Barış Dinçel tarafından dekore edilmiş 1970’lerin yerli sermayesini temsil eden ve aralarında yabancı bir marka olan tombik görünümlü buzdolabının da bulunduğu dönemin ev gereçleriyle hazırlanmış bir mutfak…
Mutfağın sakinleri de Lütfü Usta, hizmetçi genç kız, şoför Seyfi ve örgütlü bir işçi olan ağabeyi Ahmet’le kızın nişanlısı Selim…
Lütfü Usta gelenekçi bir adam ama halden anlayan, saygılı, işine sadık, doğru sözü söyleyen ve dışarıda yaşanan olaylar karşısında şaşkınlığını gizleyemeyen eski bir pehlivan.
Lütfü Usta’nın olayları kavraması, bir değişim içerisine girmesi oldukça sancılı.
Oyun boyunca kişilerin dönüşümleri, ilk anda etliye sütlüye karışmayanlarda dahi sınıf bilincinin uyanışı, Selim gibi sermayenin ve iktidarın ihtiyaç duyduğunda faşizan güçleri kamplara götürerek yeniden yaratıp beslediğini çok akıllıca anlatıyor Öngören…
Oyuna dair kurulacak cümle çok…
Ancak asıl…
‘Zengin Mutfağı’ sayesinde 85 ‘lik delikanlı Şener Şen’in mimikleri, oyunculuk dehası, sahne enerjisi ve sergilediği müthiş performansıyla devleştiğini görmek…
Hababam Sınıfı’nın Badi Ekrem’inden Eşkiya’nın Baran’ına, Av Mevsimi’nin Baş Komiseri Ferman’ından Kabadayı’nın Ali Osman’ına dek oynadığı karakterlerle ortak belleğimizde yer eden Şener Şen’i bu kez
Zengin Mutfağı’nda Lütfü Usta olarak canlı canlı izlemek…
Düşünen ve sorgulayan Bursalı izleyicinin Şener Şen’i ayakta alkışlamasına tanık olmak…
Tadı damağımızda, verdiği mesajlar aklımızda…
Usta sanatçı Şener Şen ve oyun yazarı Vasıf Öngören’e saygı duruşu…
Emeği geçenlere alkışlar…