Çocukluktan gençliğe evrildiğim dönemlerde duymuştum adını TRT İstanbul Radyosu’nda yayınlanan Arkası Yarın Piyeslerinin yazarı olarak…
Sonra O;
Şiirleriyle, gecekondu odalarından tersanelere, kadın işçilerin günlüğünden annelerin sesiz direncine dek çağının tanığı bazen de sanığı oldu.
16 yaşında Taşkızak Tersanesi’nde memur olarak başladığı iş hayatını, edebiyatla birleştirerek büyük bir külliyata dönüştürdü
Emek Partisi’nin kurucuları arasında yer aldı.
İlk kitabı Gecekondu’dan son eserlerine kadar sınıfsal ve sosyolojik boyutları, özellikle de kadın ve emek olgusunu şiirlerine taşıdı…
Hayat arkadaşı ve usta yazar Adnan Özyalçıner ‘in deyimiyle halkın ve sokağın sesi oldu…
Yaşananların tanığı olarak tarihe not düştü…
1984 yılında sıkıyönetim savcısına verdiği ifadesinde, ‘Çocuklarımdır bütün çocukları dünyanın’ diyerek insan sevgisini ve korkuya karşı duruşunu gösterdi.
Proje Danışmanı, Dr. Nilay Özer’e göre ise etik ve politik bir duruş sergileyerek yaşadığı çağın sorumluluğunu üstlendi…

Nilüfer Belediyesi’nin Sabahattin Ali’yle başlayan Rıfat Ilgaz’la devam eden edebiyat yolculuğunun 2026 yılındaki kilometre taşı olan Sennur Sezer’den söz ediyorum.
Şadi Başkan toplumcu gerçekçi şiirin önemli temsilcisi Sennur Sezer’i yılın yazarı olarak açıklarken edebiyatı kentin hafızası ve vicdanı olarak gördüklerini vurguluyor.
Mustafa Bozbey’le başlayan Turgay Erdem’le devam eden vefa yolculuğunda seçilen her yazarın yaşadığı döneme tanıklık ettiğine dikkat çekiyor ve ekliyor;
“Sennur Sezer, şiiri yalnızca kendisi için yazmadı; onun dizeleri işçilerin, kadınların ve görünmeyenlerin sesi oldu.
Kendi ifadesiyle, ‘Konuştum, susmak anamın diliydi’ diyerek susulan ne varsa onu konuşmaya, görünmeyen ne varsa onu şiirle görünür kılmaya çalıştı.
Biz de 2026 yılında Nilüfer’in fabrikalarında, okullarında ve meydanlarında; kadınların sessiz direncini ve emeğin sesini Sennur Sezer’in dizeleriyle selamlayacağız.”
Gerçekleştirilecek etkinliklerle Sezer’in sadece şairliği değil; gazeteciliği, İstanbul araştırmaları, çocuk edebiyatına katkıları ve halk bilimiyle kurduğu ilişki de incelenecek.
Emeğin ve edebiyatımızın devrimci ve şefkatli sesi yankılanacak yıl boyunca Nilüfer semalarında…
Yılsonunda düzenlenecek sempozyumla da;
“İnsan yaşadığı çağdan sorumludur.
Ve tanık olduğu bütün savaşlardan,
kırımlardan,yokluklardan,baskılardan sanıktır ”diyen
Sennur Sezer tüm boyutlarıyla ele alınacak…
Gemlik’te yaşayan kitap severler Kitap Dostları adıyla bir araya gelmişler her hafta toplanıp, belirledikleri bir ozanı, yazarı enine boyuna değerlendiriyorlar.
Erhan İzgi, Nuri Taner, Ahmet Mutluer, Erol İlhan, Keramet Akbaba, Halit Öztürk’ten oluşan grup okuduklarını, araştırdıklarını, öğrendiklerini, bildiklerini ortaya döküyorlar.
Benim de aralarına ilk kez katıldığım son buluşmada çiçek hastalığı nedeniyle önce bir gözünü sonra da diğer gözünü yitiren "Acı hayatım var. Fakat ben şikâyetçi değilim. Gözlerim kapanmış dünya bana zindan olmuş. Beni de dünya tanımış. Şikâyetçi değilim müsterihim "diyen uzun ince bir yolda ömür tüketirken son nefesine dek duygu üreten Aşık Veysel Şatıroğlu’nu gönlüyle ürettiği şiirleriyle andık.
Başından geçen bir olayı, olduğu gibi anlattıktan sonra:
“Yalanım varsa iki gözüm birden kör olsun” diyerek kendisiyle dalga geçen büyük ozana saygı duruşunda bulunduk.
Önümüzdeki hafta ise dersimize çalışıp mizahı her yönüyle ele alıp tartışacağız.