Yer Ülkü Öğüt Resim atölyesi…
Öğretmen ressam Ülkü Öğüt…
İzleyiciler Milli Eğitim Akademisi öğrencileri…
Atina Okulu’nun değişik dönemlerinde yaşamış ve dünyayı kültürle,sanatla,bilimle buluşturmuş filozoflarla, sanatçılarla, bilim insanlarıyla bir araya gelmişler sanattan, teolojiden, felsefeden, bilimden söz ediyorlar…
Hemen yanı başlarında toplumsal değişim, sabır ve insan-doğa ilişkisini simgeleyen Kaplumbağa terbiyecisi ile Osman Hamdi…
Az ötede soyut resim denilince ilk akla gelen sanatçı Kandinsky…

Ülkü öğretmenin bilim ve sanatla harmanlanmış anlatımıyla:
Geçmişin izlerini geleceğe taşıyorlar…
Atina Okulu, Vatikan’daki Papalık Odaları’ndan Stanza della Segnatura’nın bir duvarına, Raffaello tarafından 1509–1511 yılları arasında Papa II. Julius’un isteği üzerine yapılmış.
Atina Okulu,Antik Yunan filozoflarını ve bilim insanlarını tek bir mekânda bir araya getirerek, rönesans düşüncesinin temelini oluşturan “antik bilgelikle yeniden bağ kurma” fikrini görselleştirmesi açısından da önemli…
Okulda kimler yok kimler…
Ağlayan filozof olarak da bilinen Yunan filozofu Heraklitos.
Geometrinin kurucusu Öklid.
Çalışmalarını yazıya döken fikirleri geometri, coğrafya ve astronomiyi etkileyen erken dönem düşünürü Anaksimandros.
Zeytin yeşili kıyafetiyle Batı Felsefesi’nin kurucusu, sorularıyla çevresindekileri derin düşüncelere sevk eden Sokrates.
Batı felsefesinin ikinci kurucusu Aristoteles'in öğretmeni, Sokrates'in öğrencisi.
Batı'daki ilk yüksek öğretim kurumu olan Akademia’yı kuran, kapısına da “Geometri bilmeyen giremez” yazdıran, yukarıyı gösteren eli ile de bilginin tüm kaynağı olarak gökleri gösteren Platon.
Yeri göstererek gözleme ve somut olgulara dayalı bilgiye işaret eden Aristoteles.
Matematik, ahlak, müzik, metafizik ve daha fazlasına katkıda bulunan en önemli filozoflardan biri olan Pisagor.
Çağının ikiyüzlülüklerini protesto ettiği için toplumdan uzakta yoksulluk içinde yaşayan Diyojen.
Felsefe, teoloji, tıp, hukuk, dilbilim, psikoloji ve daha pek çok alana katkıda bulunan İslam âlimi ve Endülüs bilgini İbn Rüşd.
İnsan memnuniyetini sağlama yoluna odaklanan Epikuros.
İnsanın gerçeği ortaya çıkarma yeteneğini sorgulayan Carneades.
Antik Yunan’ın en önemli ve aynı zamanda Büyük İskender’in ressamı Apelles.
Hepsi de evrimleşmenin, aydınlanmanın öncüleri…
Akıl ve inancı yoğurarak yol açmışlar, aydınlanmanın ilk kıvılcımını çakmışlar…
Gerçeğin ve bilginin peşinde koşmayı temsil eden Atina Okulu entelektüel bir konsept…
Atina Okulu, sadece bir felsefi topluluk tasviri değil; Rönesans hümanizminin entelektüel ideali olan bilgi, ölçü, akıl ve sanatın uyumunu temsil eden bir simge de aynı zamanda…
Çünkü,
Antik Yunan düşüncesiyle Rönesans dünyası arasında kurulan zihinsel köprüyü, mimari düzen ve figür kompozisyonu aracılığıyla somutlaştırıyor.
Akademi’nin 7’den 77’ye tüm öğrencileri pür dikkat…
Sanat tünelinde yolculuğunu Osman Hamdi’yle sürdürüyor Ülkü öğretmen…
Osmanlı İmparatorluğu'nun ilk Türk arkeoloğu, müzecisi ve batılı anlamda figürlü resmin ilk öncüsü olan çok yönlü bir sanatçı ve aydın olan Osman Hamdi
1842'de İstanbul'da doğmuş.
Hukuk eğitimi için Paris'e gitmiş.
Ancak,
Resim ve sanat tutkusu ağır basınca Paris Güzel Sanatlar Yüksek Okulu’nda ünlü ressamlardan ders almış..
Ülkesine dönünce İstanbul Arkeoloji Müzesi ‘ni kurmuş ve uzun yıllar müdürlüğünü üstlenmiş. Türkiye'de modern müzeciliğin temellerini atarak dönemin ilk kapsamlı eski eserler tüzüğü olan Asar-ı Atika Nizamnamesinin çıkmasını sağlamış.
Lübnan'da gerçekleştirdiği kazılarda ise dünyaca ünlü İskender Lahdini bulmuş.
Yetmemiş sanatın mektebini kurma yolunda adımlar atmış.
Günümüzde Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi olarak bilinen Sanayi-i Nefise Mekteb-i Âlisi'ni sanat dünyasına kazandırmış.
Kadıköy'ün ilk belediye başkanı da olan Osman Hamdi Türk resminde figürlü kompozisyonun öncüsü olmuş
Doğu-Batı sentezini işleyerek Kaplumbağa Terbiyecisi’ni, Kur'an Okuyan Hoca, Silah Taciri ve Mimozalı Kadın eserlerini Türk Resim tarihine yazdırmış.
Atina Okulu, Osman Hamdi…
Şimdi somuttan soyuta uzanıyor Ülkü öğretmen ve finali Kandinski’yle yapıyor.
Wassily Kandinsky, öncü bir Rus ressam ve sanat teorisyeni…
Modern sanatın gelişiminde devrim yaratan bir figür...
Müzikten derinden etkilenmiş, renklerin ve biçimlerin uyumlu seslerle aynı duygusal tepkileri uyandırabileceğine inanmış.
Kandinsky, yalnızca resim yapmakla kalmamış, sanatın anlamına dair teoriler de geliştirmiş. 1866 yılında Moskova’da doğan sanatçı, duyguları ve düşünceleri renkler ve formlar yoluyla ifade etmenin yollarını aramış.
Kandinsky’yi diğer sanatçılardan ayıran en önemli özelliği de sanatında soyut biçimleri ve renklerin armonisini bir araya getiren bir dil yaratmış olması.
Sanatı yalnızca görsel bir deneyim olarak değil, aynı zamanda ruhun derinliklerine inen bir araç olarak görmüş.
Onun sanatı, renklerin ve şekillerin ötesinde bir anlam taşıyarak, izleyiciler üzerinde derin bir duygusal etki bırakırmış…
Bende de olduğu gibi…
Ülkü öğretmen anlatırken 1989 yılının Mayıs ayına dair bir anım canlandı…
Bursa’ya Sabah Gazetesi’nin temsilciliğini açıyoruz.
Büro oldukça modern bir tarzda dekore ediliyor.
Dolayısıyla,
Duvarlara içinde mavinin de olduğu modern tablolar konulmalı diye düşündüm.
O yıllarda Bursa’da Yeryüzü Kitabevi var.
Sahibi de arkadaşım. Sanatla da ilgili... Fikrini alayım diye yanına gittim.
Atatürk Caddesi’nde bir iş hanının bodrum katı…
Bodrum katında Yeryüzü Kitabevi…
Daha kapıdan girer girmez üzerinde üçgen figürler olan mavi bir tablo dikkatimi çekti…
İmza da Wassily Kandinsky…