SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Korku

Yazının Giriş Tarihi: 29.04.2020 01:40

Baruch Spinoza, siyaset ve korku ilişkisini en iyi şekilde ele alan felsefecilerden biri.

Spinoza, Hobbes'un savunduğu korku siyasetini devlet adına savunmaz. Spinoza siyasi iktidarın kendi vatandaşlarını hâkimiyeti altına almak için sürekli korkuyu kullandığını ileri sürer. Ancak bu yöntem vatandaşlarına mutluluk getirmez. Sadece vatandaşları üzerinde korku yaratan siyaset anlayışı kendi iktidarını sözde sağlamlaştırır. Diğer taraftan korku siyaseti vatandaşlar üzerinde umut siyasetini körüklemek için yapılan sanal bir gerçekliğe de tekabül eder. Böylece vatandaşlar umut ve korku arasında askıda kalır. Bu da ya siyasi iktidarın sözde işine gelir ya da bu durum toplumsal gerilim ve çatışmaya dönüşür. Her iki halde de gerçek anlamda bir demokrasiden bahsedemez oluruz.

17. Yüzyıl felsefesinin önde gelen rasyonalistlerinden biri olarak kabul edilen Spinozab öyle diyor da kulak veren kim?

Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, bir radyo ve YouTube kanalında gazeteci Yavuz Oğhan'ın "İzleyicilerden şöyle bir soru var. FETÖ-PKK benzetmesi var CHP'li belediyeler için, bunun için ne düşünüyorsunuz?" sorusuna "Yok, bunu kabul etmemiz mümkün değil, yanlış olur. Halkın oyuyla seçilmiş belediye başkanlarımız, yol ve yöntemlerimiz farklı olsa bile oturulur, konuşulur. Çok ayrıntısını bilmiyorum ama ben böyle bir ifadeyi doğru bulmuyorum" cevabını vermişti.

İç sesini dinleyerek böyle söylemişti ama sosyal medyadan gelen tepkiler ve bulutların üzerinden yayılan korku ikliminden etkilenerek karakolda söylediğinden mahkemede şaştı.

Daha önce de başta Bülent Arınç olmak üzere kimi politikacılar ile müsvedde gazeteci ve sanayiciler de aynı davranışı göstermişlerdi.

Görüldüğü üzere;

Siyasetçi korkuyor.

Sanayici korkuyor.

Gazeteci korkuyor.

Bir kişiden neden korkulur?

Asıl soru da bu...

Korku siyasal literatürde yerine ve amacına göre bireysel yaşam alanlarını esir alan bir tehdit algısı, toplumsal düzeni temin işlevi gören ve egemenin iktidarını olanaklı kılan bir araç, kurgulanan doğa durumu üzerinden tanımlanan iktidar ve toplumsallığın tinsel unsuru olarak tanımlanıyor.

Korku 21.Yüzyıl'dan itibaren egemen güçlerce politika malzemesi olarak yaşamın içine zerkedildi.

Ulus devletlerin iç politik düzenlerini tanzimden, dış politikanın belirlenmesine kadar geniş yelpazede işlevsel bir araca dönüştürüldü.

Korkuya toplumsal denetim aracı olmanın yanı sıra bir de küresel düzenin kurucu aygıtı olma işlevi yüklendi 

Özellikle iktidarı ellerinde tutanlarca korku salmak veya yaymak suretiyle toplumsal alanı 'ortak korku' üzerinden yapılandırma yoluna gidildi.

Toplumsal bünyeyi esir alan yaygın bir kötümserlik hâli üretmek suretiyle kronikleşen bir tedirginlik ve kaygı durumu yaratıldı.

Üretilen politik korkular üzerine kurgulanan düzen bir korku yönetimine dönüştürüldü.

Üretilen korkunun, herhangi bir somut tehdide veya olguya dayalı olmaksızın kamuoyunu yönlendiren yandaş ve candaş medya ile de etki gücü artırıldı.

Oysa;

Korku karşılaşılan nesneye, kişiye veya içerisinde bulunulan duruma değil, insanın kendi düşüncelerine verdiği bir tepki...

Bu nedenle, korkuyu yenmek için herhangi bir dış gücün durumu düzeltmesini beklemek veya bu ortamdan kaçmak yerine, korkuya neden olan düşünceyi bulup, onu test etmek en doğru adım.

Yoksa vicdanlara seslenmeyen davranışları gösterenler otoriteye biat ediyor.

Karakolda doğruyu söylüyor ama mahkemede şaşıyor.