SON DAKİKA
Hava Durumu

Kalkınma…

Yazının Giriş Tarihi: 02.07.2026 23:26
Yazının Güncellenme Tarihi: 02.07.2026 23:51

Ekşi Sözlük’te;

“Bu ülkenin toprağından su fışkırıyor, kurak hale getirmek istesen güneşi tam tepeye çekmen lazım. Zeytininden, pamuğuna, şeker pancarından, domatesine kadar her türlü ürün yetişiyor.

Hayvancılık yapmak istersen merası, çayırı, yaylası şehir merkezinden daha çok…

Bu zenginliğe karşın neden kalkınamıyoruz” diye soruyor yurttaş…

Sahi neden kalkınamıyoruz?

Kaynakları verimli mi kullanamıyoruz?

Denge de mi sorun var?

Ki ülkeyi de son 25 yıldır yani çeyrek asırdır adında adalet ve kalkınma olan bir parti yönetiyorken…

Adalete dair yaşananları Yüksel Baysal yazdı.

Kalkınmaya dair iki kelam da ben edeyim.

Geçenlerde Sapanca’da istişare toplantısında “destan yazdık” deyince yürütmenin başı…

Gözlemlerimi sıralamak istedim yazdıkları destana dair…

Evet, 25 yılda yoksulluğun destanını yazdılar.

Evet, öyle bir şaha kalktılar ki arka ayakları taşımayınca zavallı at sırt üstü yere çakıldı…

Evet, millet için, memleket için, çocukları için çıktıkları yolda kol kola yürüdüler…

Ama halka saç baş yoldurdular.

Evet, necip Türk Milleti tramvaydan inmeden önceki söylemlerine inanarak yüreğini verdi, kalbini verdi, gönlünü verdi, hepsinden önemlisi söz konusu kadroya özlemlerini, hayallerini emanet etti…

Onlar da;

Cumhuriyet tarihinde başka hiçbir hükümete nasip olmayan büyük bir başarı hikâyesine imza attılar!

Hem de öyle bir imza ki;

Halk açlık ve yoksulluk sınırını aştı giderek eriyor.

2002 yılında asgari ücretle 7 çeyrek altın alıyordu bugün 2 tane bile alamıyor.

2002’ de kıymanın kilosu 8 -12 liraydı şimdi 700-1000 lira.

2002’de dış borç 129,6 milyar dolar2026 ‘nın ilk çeyreğinde 518,5 milyar dolar.

2002’ de en düşük emekli aylığı olan 226 lirayla 7 çeyrek altın alıyordu bugün 20 bin liraya 2 çeyrek altın bile alamıyor.

2002’de 163 liralık asgari ücretle 7 çeyrek altın alırken bugün 28.075 liraya 3 çeyrek altını alamıyor.

2002’den 2026’ya erişilen sürede yitirdiklerimizin tümünü yazmaya kalksak sayfalar yetmez…

Ancak,

TÜRK-İŞ Konfederasyonu’nun çalışanların geçim koşullarını ortaya koymak ve temel ihtiyaç maddelerindeki fiyat değişimlerinin aile bütçesine yansımalarını belirlemek amacıyla yaptığı araştırma gelinen noktayı net bir biçimde ortaya koyuyor.

Ona göre;

Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı yani açlık sınırı 35.758,88 liraya,

Gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapması gereken zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı yani yoksulluk sınırı 116.478,40 liraya,

Yalnız yaşayan bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ de aylık 46.248,50 liraya yükselmiş.

Sıkı para politikası (!) nedeniyle;

Asgari ücrete yılın ikinci yarısında zam yapılmayınca, milyonlarca çalışanın alım gücü daha da zayıfladı ve aynı gelirle her geçen ay daha az ürün alabilir hale geldi…

Oysa asıl olan,

Çalışanların insanca yaşayabilecek bir gelir düzeyine ulaşabilmesi değil mi?

Dolayısıyla ücretlerin hayat pahalılığı karşısında korunması büyük önem taşımıyor mu?

Sokakta,parkta,metroda ez cümle her yerde görüldüğü üzere alım gücü dibe vuran emekliler ve çalışanlar yüksek enflasyon ile açlık sınırı arasında yaşam mücadelesi verirken;

Devlete düşen yoksulluğu yöneterek vatandaşını açlığa yokluğa alıştırmak değil, insan onuruna yakışır bir yaşam standardını sağlamaktır…

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.