SON DAKİKA
Hava Durumu

Hayat insana sunulmuş en büyük armağansa…

Yazının Giriş Tarihi: 04.09.2026 23:01
Yazının Güncellenme Tarihi: 04.09.2026 23:21

Mavi ve yeşilin harmanladığı güneşli bir Eylül sabahında…

Sevgili Zafer Opsar’la buluşup düştük Bursa yollarına…

Maksat hem kentte ne var ne yok ona bakmak, hem de dostlarla iki lafın belini kırmak…

Bursa’nın ufak tefek taşlı yollarında ilk durak bir ilçe belediyesi…

Kent için kafa yoran bürokrat arkadaşlarla kültürü konuştuk, demografik yapıya ve aşırı göçlere değindik.

Zihnin özgürleşmesi ve fikir sahibi olmak için eğitime, okumaya, yazmaya önemle eğilmenin zorunlu olduğunu söyledik.

Kentlerin bilinçsizce ve oy kaygılarıyla tarumar edildiğini vurguladık.

Kentsel dönüşümün sosyo ekonomik dengeleri de gözeterek gerçekleştirilmesi gerektiğinin altını çizdikten sonra da;

Bursa’nın göz bebeği olan son derece donanımlı, çevre ödüllü Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi’ne kırdık direksiyonu…

Otomotiv sektöründe ileri teknoloji kullanarak üretim yapan bir fabrikanın otoparkında kapattık kontağı...

Çat kapı “merhaba” dedikten sonra…

İstihdam yaratarak, vergi ödeyerek ülke insanının daha iyi koşullarda yaşaması için üretim yapan sanayici dostlarla içinde bulundukları duruma dair dertleştik.

Ekonomik koşullar çok da iyi olmayınca derdin bir değil elvan elvan olduğuna tanık olduk.

Onların da işi zor…

Ama umutları var çünkü kendi güçlerine güveniyorlar…

Eee oralara kadar gitmişken Arnavut ciğeriyle, kelle paça çorbasıyla, ocak başıyla ünlenen işaret fişeğini dönemin bölge başkanı Ertuğrul Kaplan’ın çaktığı DOSAB Restoran’da “Michelin yıldızlı“ aşçıların elinde sanata dönüşen lezzetleri tatmamak olmazdı…

Servisten, kaliteden, lezzetten ödün vermeden yollarına devam ettiğini deneyimleyerek gözledik.

Yola çıktık bir kere…

Dönmek olmaz…

Bu kez hedefimizde kuruluşunda ikimizin de görevler üstlendiği kentimizin önemli gazetesi Olay var.

Yaşadığı fırtınalara, yakalandığı tsunamilere karşın ısrarla direnen ama çekirdek kadrosunu ödünsüz koruyan gazetemizde;

halkın haber alma hakkına saygılı yayın yapan meslektaşlarla hem nostalji yaptık hem de siyaset sosyolojisi…

Haber tarafsız, yorumlar özgür olmalı dedik.

Siyaset değil ama bir tespit yaparak;

Zülfü yâre dokunanın sesinin en şiddetli darbelerle kesildiğini dile getirdik.

“Ama sen yanmasan ben yanmasam nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa” demeyi de ihmal etmedik.

Daha akşama çok var…

Zafer’le göz göze geldik…

“Abi buralara dek gelmişken yeni kurulan bir siyasal partinin ilçe örgütüne uğrayalım mı?” deyince

“hadi” dedim, “uygunsa Özcan Yazıcı’yı da alalım öyle gidelim” diye de ekledim.

Çünkü Özcan iyi bir ideolog…

Yazılarıyla, düşünceleriyle siyasete yeni bir soluk getirmek için çabalıyor.

Onunla da buluştuk Zafer, ben, Özcan üçümüz siyasetin ülke gündeminin tam göbeğine oturduğu zamanlarda kurucu ilçe başkanı olan siyasetçi kardeşimizin kapısını çaldık.

Onunla da ahbap çavuş ilişkilerinden arınmadan siyasetin doğru düzlemde ilerleyemeyeceğine dair tespitler yaptık…

Verimli topraklarda doğanın bahşettiği tüm güzelliklerin ülkemizde yeşerdiğini,

Dış cereyanlara kapılmazsak yan yana barış, sevgi ve hoşgörü içinde yaşayacağımızı,

İktidarlarını sürdürmek için her yolu mübah sayanların kötülükçü yaklaşımlarının kendilerine de başkalarına da zarar getireceğini konuştuk.

Çünkü hayat, Ataol Behramoğlu’nun “Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var” şiirinde dile getirdiği gibi insana sunulmuş en büyük armağan…

O armağanı hak etmek için öncelikle:

Dürüst, eşitlikçi, vicdanlı, yenilikçi ve yaratıcı olunmalı… Adalet duygusu içselleştirilmeli ve ödünsüz uygulanmalı…

Gerisi sadece boş laftan ibaret…

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.