SON DAKİKA
Hava Durumu

“Hadi canım sen de…”

Yazının Giriş Tarihi: 16.07.2026 00:59
Yazının Güncellenme Tarihi: 16.07.2026 09:32

Öncelikle Atatürkçü Düşünce Derneği Bursa Şubesi’nin açıklamasında da vurguladığı gibi;

Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi tarihsel gerçekleri çarpıtarak

Cumhuriyeti’mizin kurucu değerlerine ve milli mücadele kahramanlarına yönelik mesnetsiz ithamların dile getirileceği bir yer değildir.

Onun için Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi söz konusu cümleleri kuran

Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Sözcüsü’ne en ağır yaptırımı uygulamalı,

yanı sıra Cumhuriyet Savcıları ivedilikle harekete geçmelidir.

3 Haziran 2025 tarihinde Bursaport’da yayımlanan bu yazı da;

Büyükşehir Belediye Meclisi’nde İsmet Paşa’mıza değerli eşi Mevhibe Hanımefendi üzerinden tarih okumaz, yol yordam bilmez birinin dayanaksız ithamlarda bulunması nedeniyle “görülen lüzum üzerine “yeniden gündeme getirilmiştir.

Mustafa Kemal Atatürk’e toplum baskısı ve yasal müeyyidelerden ötürü dil uzatamayanlar, dönemsel gerekliliklerden bihaber Fesli Kadir’inden adını dahi telaffuz etmeye lüzum görmediğim zatın da aralarında olduğu örümcek kafalılara, siyaset bilimci profesörlerden iktidarı ellerinde bulunduranlara kadar kifayetsiz muhterisler öfkelerini İsmet İnönü’den çıkarmaktan hiçbir zaman geri durmadılar.

Hem de bağımsızlık savaşlarının dirayetli generali Batı Cephesi Komutanı’na asker kaçağı diyecek kadar…

Ne ki onlarınki masal…

Gerçek olanlar ise;

Kurtuluş Savaşı’nda gösterdiği üstün başarılarıyla,

Lozan’da ki kararlı ve inançlı duruşuyla,

İkinci Dünya Savaşı’nda uyguladığı taktik-stratejiyle İsmet Paşa’nın Türk milletine kattığı önemli değerler.

Döneminin muktedir kişisi olmasına karşın ve dilese ölünceye dek iktidarda kalabileceği halde demokrasiyi ve halkın egemenliğini önceleyen çok partili siyasal yaşama geçiş kararı…

1950 seçimlerini kaybedince hemen darbe yapıp demokrat partiyi kapatmak için kendisine yardım etmek istediklerini bildiren askerlere "benim en büyük yenilgim aynı zamanda en büyük zaferim" sözünü söyleyerek görevini Celal Bayar'a bırakacak kadar demokrasiye bağlılığı…

Adnan Menderes ve arkadaşlarının da, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan’ın da idam edilmemesi için gösterdiği çabalar…

İdam kararlarının açıklanmasından iki gün önce Milli Birlik Komitesi Başkanı Orgeneral Cemal Gürsel’e yazdığı şu mektupta;

“Sayın Orgeneralim,
Memleketimizin bugünkü halinde ne kadar az sayıda olursa olsun, ölüm kararlarının tasdik ve infazı yüksek milli menfaatlere her suretle aykırıdır. Kansız bir ihtilal yapıldı. Suçluların en ziyade kahrını çekmiş vatandaşlar bile bu infazı aşırı bulacak ve müteessir olacaklardır. İhtilalden bir buçuk sene sonra seçimlere gidiyoruz. Eski, yeni siyasi parti mensupları arasında yaklaşma ve anlaşma çareleri arıyoruz. Bu çabalama içinde artık eskimiş olan siyasi suçlardan dolayı idam cezası tatbik etmek, siyasi partiler arasında ve memlekette manen huzur teessüsünü imkânsız kılacaktır. Unutmamalı ki, yarın seçime gidecek ve seçimlerden sonra idareye katılacak siyasi partilerin çoğu, yalnız seçim esnasında değil, seçimden sonra da ruhlardaki daimi yarayı işlemekten geri kalmayacaklardır. Memleket huzurunun ve vatandaş münasebetlerinin iyi yola girmesi için ümitlerin bağlanabileceği tek çare bundan ibarettir “diyerek işaret ettiği kaygılar hafızalarda duruyor ve siyaset malzemesi olarak kullanılıyor.

Dahası;

27 Mayıs’ın ardından 15 Ekim 1961 ‘de yapılan seçimlerden sonra askerlerin idareyi halkın tercihi olan sağ bloka vermek istemeyerek 23 Ekim 1961 yılında sertlik politikalarına devam edeceklerini açıkladıkları deklarasyon kulağına geldiğinde hemen harekete geçen İsmet Paşa’nın genelkurmay başkanı dışındaki generallere dönerek;

"sizler bu anayasayı yapmakla iftihar ediyorsunuz ve herhalde inanıyorsunuz; e inanıyorsanız bu işlere ne karışıyorsunuz?" diyerek Türk demokrasi tarihine altın harflerle yazılan sözleri…

Kim ne derse desin,

Çok partili siyasal yaşam ve demokrasiye geçiş adı verilen 1946-1950 yılları arasındaki dönemin en önemli siyasi aktörü kuşkusuz, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’dür.

İnönü, attığı demokratik adımlarla şekillenen bu süreçte kendi yönetim anlayışını da değiştirmiştir.

DP kurulduğu zaman Cumhurbaşkanı İnönü hem değişmez CHP genel başkanı hem de Milli Şefti. DP açısından bu eşitsiz tabloda İnönü, ilk olarak CHP’nin Mayıs 1946’da toplanan olağanüstü kurultayında kendi isteğiyle değişmezliğini kaldırtma erdemini de göstermiştir.

Onun için de İsmet İnönü tartışmasız demokrasi kahramanıdır.

***

Bu arada söz konusu zatın;

İsmet İnönü eşini Venizelos’un koluna taktı mı takmadı mı” biçimindeki niyeti kendinden menkul sorusunun yanıtını da verelim.

Verelim ki bilgilensin ve densizlik yapmasın.

Venizelos'un Türkiye'yi ziyaret ettiği 1930'da ve sonrasında İsmet İnönü'nün Yunanistan'a iade-i ziyaret yaptığı dönemde iki liderin eşleri de bu ziyaretlere katılmıştı.

Bu temaslar sırasında Osmanlı'dan Cumhuriyet'e aktarılan klasik bir devlet protokolü uygulamasının gereği olarak, Mevhibe Hanım ile Yunanistan Başbakanı Venizelos, İsmet İnönü ile de Venizelos'un eşi Elena kol kola girerek yürümüştür.

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.